Skip to content Skip to navigation

Gezegen Türleri

Dr. Mahir E. Ocak
27/08/2017 - 10:00

Gezegenler sınıflandırılırken öncelikli olarak kütlelerine bakılır. Kütlesi Dünya'nın kütlesinin 10 katına kadar olan gezegenler dünyalar, kütlesi Dünya'nın kütlesinin 10 katı ile 50 katı arasında olan gezegenler neptünler (Neptün'ün kütlesi Dünya'nın kütlesinin yaklaşık 17 katıdır), kütlesi Dünya'nın kütlesinin 50 katı ile 4000 katı arasında olan gezegenler ise jüpiterler (Jüpiter'in kütlesi Dünya'nın kütlesinin yaklaşık 318 katıdır) olarak adlandırılır. İnsanları gezegenler ile ilgili araştırmalara yönelten temel güdü evrenin başka yerlerinde de canlıların yaşayıp yaşamadığına dair duyulan merak olduğu için, ötegezegenler sınıflandırılırken bir gezegenin yıldızının yörüngesinin yaşama elverişli bölgesinde olup olmadığına da atıf yapılır. Yaşama elverişli bölge, genel olarak “bir yıldızın etrafında dolanan bir gezegenin yüzeyinde sıvı suyun var olabileceği bölge” olarak tanımlanır.

Sıcak Jüpiterler: Kütlesi Dünya'nın kütlesinin elli katından fazla olan bu gaz devleri (kayalardan ya da diğer katı maddelerden oluşmayan gezegen) özellikleri bakımından Jüpiter'e benzer. Fakat yıldızlarına çok yakın yörüngelerde hareket ettikleri için yaşamın oluşamayacağı kadar sıcaktırlar. Bugüne kadar keşfedilen ötegezegenlerin %40'ından fazlası bu sınıfa girer. 1995 yılında keşfedilen Pegasi b isimli gezegen, Güneş benzeri bir yıldızın etrafında gözlemlenen ilk ötegezegendir.

Şişkin Gezegenler: Sıcak jüpiterlere benzerler. Fakat yoğunlukları daha düşüktür ve dolayısıyla hacimleri daha büyüktür. Bu gezegenlerin çoğunun kütlesi Jüpiter'in kütlesinin iki katından azdır. Çünkü kütlesi daha fazla olan gezegenler kütleçekimi etkisiyle Jüpiter’in boyutlarına kadar küçülür.

Sıcak Neptünler: Kütleleri Dünya'nın kütlesinin 10 katı ile 50 katı arasında değişir. Yıldızlarına çok yakın yörüngelerde dolandıkları için sıcaklıkları yüksektir ve yaşama elverişli bölgenin dışındadırlar. Son zamanlarda yapılan gözlemler, sıcak neptünlerin sayısının tahmin edilenden çok daha fazla olduğunu gösterdi.

Mini Neptünler: Gaz cüceleri olarak da bilinen bu gezegenlerin kütlesi Dünya'nın kütlesinin on katına kadar çıkabilir. Hidrojenden ve helyumdan oluşan atmosferleri Neptün'ün atmosferine benzediği için bu isimle adlandırılırlar. Düşük yoğunluklu, uçucu maddelerden oluşan bir çekirdekleri vardır.

Süperdünyalar: Kütleleri Dünya'nın kütlesinin iki katı ile on katı arasında olan gezegenlerdir. Süper terimi sadece kütle farkını ifade etmek için kullanılır. Yörüngeleri yıldızlarının yaşama elverişli bölgesinde ya da o bölgenin dışında olabilir. Bu gezegenlerin modern gözlem yöntemleri ile mini neptünlerden ayırt edilmesi zordur.

Dünya Kütleli Gezegenler: Adlarından da anlaşılacağı gibi kütleleri Dünya'nın kütlesine yakındır. Yörüngeleri yıldızlarının yaşama elverişli bölgesinde ya da o bölgenin dışında olabilir.

Ötedünyalar: İkiz dünyalar ya da Dünya benzeri gezegenler olarak da adlandırılırlar. Kütleleri Dünya kütlesi ile Dünya kütlesinin on katı arasında değişir. Yıldızlarının yaşama elverişli bölgesindedirler. Bugüne kadar gözlemlenmiş bir ötedünya yoktur. Fakat yakın zamanda bir ötedünya keşfedileceği düşünülüyor.

Pulsar Gezegenler: Bir pulsarın (elektromanyetik ışıma yapan ve çok hızlı dönen nötron yıldızının) etrafında yörüngede bulunan gezegenlerdir. Bilinen sadece birkaç örneği vardır. Keşfedilen ilk ötegezegen dönme periyodu birkaç milisaniye olan bir pulsarın etrafında dolanıyordu.

Başıboş Gezegenler: Herhangi bir yıldızın etrafında dönmeyen gezegenlerdir. Bir yıldız sisteminden kopmuş ya da yıldızlar arası uzaydaki gaz ve toz bulutlarından kütleçekimi etkisiyle oluşmuş olabilirler. Bir yıldızdan uzak oldukları için sıcaklıkları çok düşüktür. Kütleleri en fazla Jüpiter'in kütlesinin 13 katı kadar olabilir. Daha büyük kütleli olanları kahverengi cüce olarak adlandırılır.

İki Yıldızlı Gezegenler: Bir değil iki güneşi olan, aynı anda iki farklı yıldızın etrafında dolanan gezegenlerdir.

Su Dünyaları: Yüzeyleri sularla kaplı süper dünyalardır. Gezegenin yıldızına olan uzaklığına göre su; katı, sıvı ya da gaz halinde olabilir.

Öteaylar: Ötegezegenlerin uydularıdır. Etrafında dolandıkları gezegen, yıldızının yaşama elverişli bölgesinden uzak olsa bile, bazı öteaylar gelgitin sebep olduğu ısınma nedeniyle yaşamın oluşmasına elverişli koşullara sahip olabilir. Bugüne kadar keşfedilmiş herhangi bir öteay yoktur.

Ayrıksı Gezegenler: Yörüngelerinin şekli yayvan elips olan gezegenlerdir. Yıldızlarına en yakın ve en uzak oldukları mesafeler arasında büyük farklar olduğu için dönüşleri sırasında sıcaklıklarında büyük değişiklikler olur.

Çekirdek Gezegenler: Yıldızlarına çok yakın yörüngelerde bulunan sıcak jüpiterlerin atmosferlerindeki gazların buharlaşmasından geriye kalan kaya çekirdekli gezegenlerdir. HD 209458 b adı verilen bir gezegen şu anda buharlaşma sürecindedir.

Kahverengi Cüceler: Kütlesi Jüpiter'in kütlesinin 13 katı ile 75 katı arasında olan gökcisimleridir. Kütleleri yeterli olmadığı için yıldıza dönüşemezler. Bu yüzden başarısız yıldızlar olarak da adlandırılırlar. Kahverengi cücelerin kendi gezegenleri olabilir.

 

Kaynak:

  • Wade, L., “Exoplanets and a Glossary of Their Quarry”, Science, Cilt 340, s. 570, 2013.

İlgili İçerikler

Gökbilim ve Uzay

17 Ağustos 2017’de ABD’deki LIGO ve İtalya’daki Virgo dedektörleri kütleçekimsel dalga sinyalleri tespit etti. Kütleçekimsel dalgalardan yaklaşık 2 saniye sonra NASA’nın Fermi Gama Işını Uzay Teleskobu aynı doğrultuda kısa süreli gama ışını patlaması gözlemledi.

Gökbilim ve Uzay

Avrupa Uzay Ajansı (ESA) tarafından 67P Churyumov-Gerasimenko kuyrukluyıldızının üzerine indirilen Rosetta uzay aracı, kuyrukluyıldızın çekirdeğinin kütlece %40’ını organik maddelerin oluşturduğunu keşfetti.

Gökbilim ve Uzay

Güneş Sistemi’nin en küçük üyelerinden olan kuyrukluyıldızlar ve asteroitler birbirine benzeyen ancak birbirinden farklı özellikleri olan gökcisimleri. Kuyrukluyıldızlar da asteroitler de Güneş Sistemi’nin oluşumundan arta kalan maddelerden oluşuyor.

Gökbilim ve Uzay

Ekim ayının ilk günlerinde şafak vaktinde Mars ve Venüs gökyüzünde bir arada. Ayın ilk günlerinde Venüs’e göre ufka daha yakın olan Mars günler ilerledikçe yükselirken, Venüs ufka yaklaşıyor.

Gökbilim ve Uzay

Bir grup gökbilimcinin yaptığı deneysel ve kuramsal çalışmalar TRAPPIST-1 sistemindeki bazı gezegenlerin yüzeyinde sıvı su bulunabileceğini gösteriyor.

Gökbilim ve Uzay

Higgs bozonu, parçacık fiziğinin standart modelinde yer alan temel parçacıklardan biridir. İlk kez 1960’larda var olduğu öne sürülen bu parçacığın gerçekten var olup olmadığı parçacık fiziğinin en temel sorusu olarak görülüyordu. 

Gökbilim ve Uzay

Monthly Notices of the Royal Astronomical Society dergisinde yayımlanan araştırmaya göre Samanyolu gibi büyük gökadalar sahip oldukları atomların yaklaşık yarısını, gökadalar arası madde transferi yoluyla, başka gökadalardan alıyor.

Gökbilim ve Uzay

Dev gezegenlerin içindeki koşulların oluşturulduğu deneylerde ilk kez “elmas yağmurları” gözlemlendi. Dr. D. Kraus ve arkadaşlarının yaptığı araştırmanın sonuçları Nature Astronomy’de yayımlandı.

Gökbilim ve Uzay

Bazı takımyıldızlar mevsim değişimlerinin habercisidir. Örneğin kasım ayında doğu yönünde ortaya çıkmaya başlayan Avcı (Orion) Takımyıldızı kışın geldiğini gösterir.

Gökbilim ve Uzay

Geceleri gökyüzünün karanlık olması ilk bakışta güneş ışığının Dünya’nın karanlıkta kalan kısmına ulaşamamasına bağlanabilir.