Skip to content Skip to navigation

Güneş Enerjisinin Kaynağı Nedir?

Dr. Mahir E. Ocak
30/01/2014 - 17:30

Dünya'daki yaşamın kaynağı olan güneş enerjisi çekirdek tepkimeleri sonucu üretilir. Çekirdek tepkimeleri bir atomun başka bir atoma dönüştüğü süreçlerdir.

Güneş'in kütlesinin %73'ünü hidrojen, %25'ini helyum, geri kalan kısmını ise diğer elementler oluşturuyor. Güneş'te meydana gelen çekirdek tepkimeleri sırasında hidrojen helyuma dönüşür ve bu sırada bir miktar enerji üretilir. Birkaç basamakta gerçekleşen tepkimenin ilk aşaması şudur:

hidrojen + hidrojen → döteryum + nötrino.

Bu çekirdek tepkimesi sırasında iki hidrojen atomu birleşerek bir döteryum (bir proton ve bir nötrondan oluşan bir hidrojen atomu) oluşturur. Bu sırada kütlesiz bir parçacık olan nötrino salınır.

İkinci basamakta bir hidrojen atomu bir döteryum atomu ile birleşerek kararsız (çekirdek tepkimeleriyle başka atomlara dönüşmeye yatkın) bir helyum-3 çekirdeği oluşturur:

döteryum + hidrojen → helyum-3.

Helyum-3, çekirdeğinde sadece bir proton olan bir helyum atomudur. Kararsız iki helyum-3 atomunun birleşmesiyle güneş enerjisinin kaynağı olan çekirdek tepkimeleri tamamlanır:

helyum-3 + helyum-3  → helyum-4 + hidrojen + hidrojen.

Bu tepkime sonucunda oluşan helyum-4, çekirdeğinde iki proton olan kararlı (çekirdek tepkimelerine girmeye karşı isteksiz) bir atomdur. Üç basamakta gerçekleşen çekirdek tepkimeleri şu şekilde özetlenebilir:

4 hidrojen → helyum-4 + 2 nötrino.

Bu süreç sonunda oluşan ürünlerin kütlesi, tepkimeye giren dört hidrojen atomunun kütlesinden daha azdır. Kütledeki bu azalma E = mc2 formülüne göre enerjiye dönüşür. Güneş'te meydana gelen çekirdek tepkimeleri ile her saniye yaklaşık dört milyon ton kütle enerjiye dönüşüyor. Toplam kütlesi yaklaşık 2 x 1030 kilogram olan Güneş'in yaklaşık 5 milyar yıl daha bu şekilde enerji üretmeye devam edeceği düşünülüyor. 

 

 

 

İlgili İçerikler

Gökbilim ve Uzay

Rus-Alman ortaklığı ile inşa edilen Spektrum Röntgen Gama (SRG) Uzay Gözlemevi'nin, 12 Temmuz 2019'da Kazakistan'da bulunan Baykonur Uzay Üssünden Proton roketiyle fırlatılması planlanıyor. Bu görevin temel amacı evrenin şimdiye kadar gerçekleştirilmemiş bir hassasiyetle X-ışını haritasını oluşturmak. 

Gökbilim ve Uzay

MESSENGER uzay aracının topladığı kütleçekim verilerini analiz eden araştırmacılar Merkür’ün büyük, katı bir iç çekirdeğe sahip olması gerektiği sonucuna vardılar.

Gökbilim ve Uzay

Güneş Sistemi’nin en büyük gezegeni Jüpiter, üzerindeki renkli şeritler ve Büyük Kırmızı Leke ile gökyüzü gözlemcilerine hayli ilginç görüntüler sunar. Jüpiter’in atmosferindeki, ekvatora paralel açık ve koyu renklerdeki şeritlerin renginin atmosferdeki gazların türü ve sıcaklığı ile ilişkili olduğu düşünülüyor.

Gökbilim ve Uzay

Günlük hayatta karşılaştığımız pek çok soruna çözümler sunan üç boyutlu yazıcı teknolojisi artık dünya dışında yaşam alanları oluşturma araştırmalarını kolaylaştıracak adımlar atılmasına yardımcı oluyor.

Gökbilim ve Uzay

Her yıl mayıs ayının ilk günlerinde Eta Kova göktaşı yağmuru en yüksek etkinliğe ulaşır. Bu yıl 6 Mayıs’ta sabaha karşı en yüksek etkinliğe ulaşacak Eta Kova göktaşı yağmuru sırasında gökyüzünde saatte 60 göktaşı görülebilir.

Gökbilim ve Uzay

Bahçenizde, binaların çatılarında, sokakta hatta saçlarınızın arasında bile meteor parçaları olabileceğini biliyor muydunuz? Mikrometeorit adı verilen bu parçacıklar hemen hemen her yerdeler. Peki, nereden geliyor bu mikrometeoritler? Yapılarında ne var? Onları nasıl inceleyebiliriz?

Gökbilim ve Uzay

Uzayda, 4,6 milyar yıl önce Güneş Sistemi’nin içinde oluştuğu toz ve gaz bulutundan kalma kayaç ve metal parçaları bulunur.

Gökbilim ve Uzay

Güneş benzeri yıldızlar, yakıtlarını tükettiklerinde patlayarak dış kabuklarını atar ve yıldızın etrafı gezegenimsi bulutsu adı verilen toz ve gaz bulutuyla çevrelenir. Geriye ise "beyaz cüce" olarak adlandırılan çekirdekleri kalır.

Gökbilim ve Uzay

1610 yılında Galileo Galilei’nin Johannes Kepler'e gönderdiği mesaj tam olarak bu yazının başlığındaki gibiydi: “smaismrmilmepoetaleumibunenugttau

Gökbilim ve Uzay

İki yüzün üzerinde araştırmacının yer aldığı uluslararası bir araştırma grubu, ilk kez bir karadeliği doğrudan görüntülemeyi başardı. Karadelik, Dünya’ya yaklaşık 55 milyon ışık yılı uzaklıktaki Messier 87 ya da kısaca M87 olarak adlandırılan bir gökadanın merkezinde yer alıyor.