Skip to content Skip to navigation

Hafıza ve Heyecan

Prof. Dr. Ali Savaş Çilli
12/01/2016 - 16:09

Çoğumuz hafızamızdan ve unutkanlıktan yakınırız. Karmaşık bir zihinsel işlev olan hafızayı olumlu veya olumsuz yönde etkileyen değişik faktörler var. “Heyecan” da bunlardan biri. Heyecan, günlük kullanımdan farklı şekilde, psikolojide tüm duyguları kapsayan bir kavram olarak kullanılıyor. Psikolojiye göre üzüntü, neşe, öfke, kaygı, korku vb. duyguların hepsi birer heyecandır. Peki, hayatımıza renk katan bu heyecanların hafızamızı etkileyebileceğini biliyor muydunuz?

Araştırmacılar heyecanın hafızayı dört şekilde etkileyebileceği görüşünde:

Heyecanın hatırlamaya ilk etkisi heyecan dolu olayların tekrarlanma özelliğinden kaynaklanır. Bizi heyecanlandıran olaylar, heyecansız olaylara göre zihnimizi daha fazla meşgul eder. Dertlenmemize yol açan ya da mutlu olmamızı sağlayan olayları başkalarıyla paylaşarak o anları tekrar yaşarız. Örneğin başımıza gelen ve yoğun korku hissettiğimiz bir olayı ayrıntıları ile hatırlayabiliriz. Çünkü olayla ilgili duygu ve düşünceleri başkalarına tekrar tekrar anlattığımız için belliğimizde daha kuvvetli bir iz oluşur ve olayı daha kolay hatırlarız.

Heyecanın hatırlamaya ikinci etkisi, onun yarattığı bozucu etkilerdir. Korku, kaygı, öfke gibi heyecanlar hatırlanması istenilen bilgiye odaklanmamızı engeller. Bu durumu tipik olarak sınavlarda yaşarız. Sınavdan önce hissettiğimiz veya sınav sırasında oluşan aşırı kaygı dikkatimizi bozarak okuduğumuzu anlamayı ve hafızamızdaki bilgileri hatırlamayı zorlaştırır. Kaygı, öfke, korku gibi olumsuz duyguların yanı sıra aşırı coşku ve neşe de hatırlama üzerinde bozucu etki yapabilir.

Heyecanın hafıza üzerindeki üçüncü etkisi “bağlam” ile ilişkilidir. Bağlam bir olayın gerçekleştiği sıradaki ortam, zaman, duygu gibi özelliklerdir. Bir olayı yaşadığımız esnada duyduğumuz heyecan ile hatırladığımız esnadaki heyecanımızın aynı olması, olayı daha ayrıntılı biçimde zihnimizde canlandırmamızı sağlar. Hüzünlü bir ortamda öğrenilen bilgiler yine hüzünlü bir ortamda daha iyi hatırlanır. Aynı şekilde neşeli ve mutlu bir haldeyken öğrenilen bilgiler ya da meydana gelen olaylar, benzer duygular içindeyken daha kolay hatırlanır.

Bağlamın etkisi sadece heyecan ile sınırlı değildir. Hatırlamak istediğimiz bir şeyi öğrendiğimiz veya yaşadığımız sıradaki diğer etkenler de hatırlamayı etkiler. Günün hangi saatinde ve nasıl bir ortamda  ders çalışıyorsak aynı konuları o saatte ve benzer bir ortamda daha kolay hatırlarız. Örneğin sabah saatlerinde, sessiz bir ortamda öğrendiklerimizi yine sabah saatlerinde, sessiz bir ortamda hatırlamak daha kolaydır.

Heyecanın hatırlamaya dördüncü etkisi ise “bastırma” kavramı ile ifade edilir. Bastırma, hatırlanması ve bilinç düzeyinde algılanması halinde yoğun kaygı ya da suçluluk gibi olumsuz duyguları oluşturabilecek düşünceleri, anıları, dürtüleri vb. bilinçdışında tutmayı hedefleyen, kişinin fark edemediği, bilinçdışında gelişen bir süreçtir. Son derece olumsuz duygular oluşturan ya da acı veren hatıralarımızı tamamen unutabilir ve normal şartlarda hatırlayamayabiliriz.

Bir sorun ile karşılaştığımızda hafızamızdan gerekli bilgileri çağırıp doğru kararlar vermek için önce sakin olmalıyız. Burnumuzdan derin ve yavaş nefes alarak sakinliğimizi koruyabiliriz. Hafızamızı daha iyi kullanabilmek ve sağlıklı düşünebilmek için “duygulu olalım ama duygusal olmayalım”.

Kaynak:

  • Cüceloğlu, Doğan, İnsan ve Davranışı, Remzi Kitabevi, İstanbul, 2000.

İlgili İçerikler

Beyin ve Sinir Bilim

Satranç köşesinde bu ay Ocak 2020 probleminin çözümüne ve Şubat 2020 problemine yer veriyoruz. 

Beyin ve Sinir Bilim

Beynimiz duyu organlarımız aracılığıyla çevreden bilgi toplar ve hafızaya kaydeder. Bu bilgiler de çevreyi algılama, problem çözme ve davranış geliştirme gibi işleri gerçekleştirmek için kullanılır. Bilgileri bazen anlık olarak, bazen kısa, bazen de uzun süre hafızamızda tutarız.

Beyin ve Sinir Bilim

Satranç köşesinde bu ay Aralık 2019 probleminin çözümüne ve Ocak 2020 problemine yer veriyoruz. 

Beyin ve Sinir Bilim

Yeni doğan bebeklerde görülen genetik sağlık sorunlarından biri, sinir hücrelerinin etrafında miyelin kılıfın olmamasıdır. Sinir hücrelerinin işlevlerini yerine getirmesine yardımcı olan bu koruyucu kalkan olmadan doğan bebeklerin el ve ayaklarında kısmi felç ortaya çıkabilir.

Beyin ve Sinir Bilim

Satranç köşesinde bu ay Kasım 2019 probleminin çözümüne ve Aralık 2019 problemine yer veriyoruz. 

Beyin ve Sinir Bilim

San Francisco’daki Kaliforniya Üniversitesinde çalışan bir grup araştırmacı, insanların hiçbir sağlık sorunu yaşamadan az uykuyla yetinebilmesini sağlayan bir genetik mutasyon keşfetti.

Beyin ve Sinir Bilim

Heyecanlandığımızda ya da kaygılandığımızda beynimizdeki amigdala bölgesi, tıpkı bir tehlike ile karşılaştığımızdakine benzer şekilde, stres-heyecan sistemi olarak da bilinen sempatik sinir sistemini etkinleştirir ve adrenalin salgılamaya başlar.

Beyin ve Sinir Bilim

Satranç köşesinde bu ay Ekim 2019 probleminin çözümüne ve Kasım 2019 problemine yer veriyoruz. 

Beyin ve Sinir Bilim

Beynimiz hiç mola vermez, sürekli çalışır. Hayati fonksiyonları düzenler, çevreden algılanan uyarıları değerlendirir ve bilişsel becerilerden sorumludur. Beynimizde farklı işlevler için farklı sinir hücreleri vardır. Hafıza da özel bir grup sinir hücresinin yeniden etkinleşmesiyle oluşur. Peki, bu özel sinir hücrelerini diğerlerinden ayıran nedir?

Beyin ve Sinir Bilim

Anılar ve yaşam tecrübeleri sanki ayrılmaz ikililermiş gibi görünür. Ancak bir grup araştırmacı, yakın zamanlarda Nature Neuroscience’ta yayımladıkları bir makalede, beyinlerindeki sinir hücrelerini uyararak laboratuvar hayvanlarının zihninde yapay anılar oluşturmayı başardıklarını açıkladı.