Skip to content Skip to navigation

Hafta Sonu Kahvaltılarındaki Gizli Tehlike: Kan Şekeri

Dr. Öğr. Üyesi Ceren Türkcan
20/02/2020 - 15:00

Hafta sonları tüm aile bir aradayken pazar kahvaltıları nasıl da güzel olur, değil mi? Patatesli omlet, simit, börek, krep, kızarmış ekmek... Bu kadar şeyi yedikten sonra tatlı bir uyku bastırır. Peki ama neden?

Kahvaltı yapmak istediğimizde veya gün içinde acıktığımızda çevremizde en kolay ulaşabildiğimiz yiyecekler çoğunlukla poğaça, açma, simit, börek gibi hamur işi gıdalar olur. Kültürümüzün bir parçası hâline gelen karbonhidrat grubundaki bu gıdaları çok fazla tüketmek hafta sonlarını bir şölene dönüştürse de vücudun kan şekeri dengesini olumsuz etkiler.

Karbonhidrat oranı yüksek gıdalar tüketildiğinde vücut karbonhidratların temel yapı taşı olan glikozu (bir tür basit şeker) emmeye başlar. Dolayısıyla kandaki glikoz miktarı yükselir. Buna bağlı olarak vücut kan şekerinin yükseldiği mesajını pankreasa iletir. Pankreas da insülin hormonu salgılamaya başlar. İnsülin hormonu hücre yüzeyinde bulunan almaç (reseptör) ile etkileşim kurarak glikozun hücre içine alınması için kanalların açılmasını sağlar. Böylece kanda bulunan glikoz hücre içine alınır ve kan şekeri düşmeye başlar.

Hücre içine girdikten sonra glikoz hücrenin enerjiye ihtiyacı varsa yakılarak enerjiye dönüştürülür. Enerjiye ihtiyaç yoksa depo edilmek üzere paketlenir ve vücut enerjiye ihtiyaç duyduğunda kullanılır.

Kanda artan glikoz miktarına bağlı olarak salgılanan insülin hormonu kandaki şeker seviyesini düşürdükten sonra devreye glukagon hormonu girer. Glukagon hormonu kandaki şeker seviyesi düştüğünde hücre içinde depo edilen şekerin kana geri karışmasını sağlar. Bu şekilde kan şekeri dengelenebilir.

Sabah uyandıktan sonra uzun süre aç kaldığımız için kandaki şeker miktarı düşer ve açlık hissederiz. Bol karbonhidratlı bir pazar kahvaltısından sonra ise kandaki şeker miktarı aşırı artar ve insülin hormonu da aşırı salgılanır. Bu da kandaki şeker miktarının aşırı azalmasına yol açar. Kandaki şeker oranına bağlı olarak oluşan bu dalgalanmalar nedeniyle şeker hastalığının ortaya çıkma olasılığı artar.

Peki, kan şekerindeki dalgalanmayı nasıl önleyebiliriz?

Dalgalanmayı önlemek için beslenme uzmanlarının çoğu “az ve sık” yeme tekniğini önerir. Kişi bir öğünde az miktarda karbonhidrat aldığında kan şekeri ani olarak yükselmez. Ani yükselme olmadığı için ani bir düşüş de yaşanmaz.

Bir diğer çözüm ise glisemik indeksi (karbohidrat içeren gıdaların kan şekerini etkileme hızlarına göre sınıflandırılması) düşük karbonhidratlarla beslenmek. Bu beslenme düzeninde yavaş parçalanan ve yavaş sindirilen karbonhidratlar tüketilir. Dolayısıyla kan şekeri ani bir şekilde yükselmemiş olur. Bol tahıl, kepek, çavdar, yulaf içeren glisemik indeksi düşük gıdalarla beslenmek ani şeker dalgalanmalarının önüne geçer.

Yulaf glisemik indeksi düşük olan gıdalardan...

Şeker hastalığı kalıtsal olarak aktarılabilen bir hastalık olsa da sağlıksız beslenme ve yaşam şekli ile de ortaya çıkabilir. Eğer ailenizde şeker hastası olan biri varsa beslenme düzeninizde yapacağınız ufak değişiklikler ile riski en aza indirebilirsiniz. Aksi taktirde vücut bu dalgalanmalarla birlikte şekeri hücre içine alma konusunda sorun yaşamaya başlar ve şeker hastalığı için ilk adımlar atılmış olur.

 

Kaynaklar:
  • Büyükuslu, D., “İştah-Doygunluk Metabolizmasını Etkileyen Faktörler”, Klinik Tıp Pediatri Dergisi, Cilt 11, Sayı 1, s. 22-28, 2019.
  • Arusoğlu, G., Köksal, G., “Besin Alımı ve Enerji Dengesi”, Beslenme ve Diyet Dergisi, Cilt 43, Sayı  1, s. 51-58, 2015.
  • Koza, D. M., "Glisemik İndeks Glisemik Yük ve Sağlık", Ayrıntı Dergisi, Cilt 4, Sayı 46, s. 7-10, 2017. 
 
Yazar Hakkında:
Dr. Öğr. Üyesi Ceren Türkcan
Beykent Üniversitesi Biyomedikal Mühendisliği Bölümü

İlgili İçerikler

Tıp ve Sağlık

Sayısız bitki ve canlı çeşitliliğiyle su altı keşfedilmeyi bekleyen bir ortam. Su altına olan ilginizin daha önce çekilmiş fotoğrafları incelemekle sınırlı kalmasını istemiyor ve bu keşfedilmemiş dünyayı kendiniz deneyimlemek istiyorsanız, bunun en iyi yollarından biri dalış sporu ile ilgilenmek.

Tıp ve Sağlık

Aşırı şeker tüketilmesinin hiperaktiviteye neden olduğu konusunda bilim insanları arasında görüş birliği bulunmasa da obezite, diyabet yani şeker hastalığı, karaciğerde yağlanma, diş problemleri gibi sorunlara neden olduğu biliniyor.

Tıp ve Sağlık

İletişim ve bilgi teknolojilerinin hızla yaygınlaşmasıyla sosyal medya yaşamımızın ayrılmaz bir parçası  hâline geldi. 

Tıp ve Sağlık

Milyonlarca insanı etkileyen yeni tip koronavirüsün neden olduğu COVID-19 hastalığının henüz etkisi kanıtlanmış bir tedavisi veya aşısı yok. İlaç ve aşı geliştirme çalışmaları ise sürüyor.

Tıp ve Sağlık

N95-N99/FFP2-FFP3 maskelerin, parçacıkların geçirgenliğini engelleyen nanofiber filtreleri TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi Malzeme Enstitüsü tarafından üretildi.

Tıp ve Sağlık

Kimi zaman bazı yiyecekleri canımız diğerlerine göre daha çok çeker. Bunun sebebiyse vücudumuz için gerekli besin maddelerini günlük olarak belirli oranlarda almak zorunda olmamız.

Tıp ve Sağlık

Yeni tip koronavirüsün ağız, burun, boğaz gibi solunum yollarından geçip akciğerlere ve havayı soluk borusundan akciğerlere taşıyan hava yolları olan bronşlara yerleştiği ve bunun sonucunda virüsün bulaştığı kişide solunum yetmezliğinin ortaya çıktığı artık biliniyor.

Tıp ve Sağlık

Yeni tip koronavirüs, solunum yolu enfeksiyonuna neden oluyor. Bu nedenle COVID-19’a yakalanan hastalardan ciddi solunum yetmezliği yaşayanların tedavisinde mekanik ventilatörlere yani solunum cihazlarına ihtiyaç duyuluyor.

Tıp ve Sağlık

Kısa bir sürede tüm dünyayı etkisi altına alan yeni tip koronavirüsün neden olduğu COVID-19 hastalığının henüz bir tedavisi ya da aşısı bulunmuyor.

Tıp ve Sağlık

Bir grup araştırmacı, fareler üzerinde yaptıkları deneylerde hayvanların beyninde ağrı algısını kontrol eden bir bölge keşfetti.