Skip to content Skip to navigation

Havalimanlarındaki Drone Tehlikesi

Dr. Tuba Sarıgül
25/07/2019 - 09:39

Drone olarak da bilinen döner kanatlı insansız hava araçları (İHA) günümüzde çok farklı amaçlarla yaygın olarak kullanılıyor. Peki, teknoloji mağazalarından bile kolayca satın alınabilen küçük boyuttaki döner kanatlı İHA’ların devasa yolcu uçaklarına büyük hasarlar vererek uçuş güvenliğini tehlikeye atabileceğini biliyor muydunuz?

Geçtiğimiz aralık ayında İngiltere’nin en önemli uluslararası havalimanlarından biri olan Gatwick Havalimanı’nda izinsiz döner kanatlı İHA etkinlikleri nedeniyle yaklaşık bir gün boyunca havacılık faaliyetleri durduruldu. Bu süreçte havadaki 100’den fazla uçak iniş için farklı havalimanlarına yönlendirilirken 500’den fazla uçuş iptal edildi.

Küçük boyuttaki bir döner kanatlı İHA’nın büyük bir yolcu uçağına ciddi hasar veremeyeceğini düşünebilirseniz. Dayton Üniversitesinden araştırmacılar bu senaryoyu test etmek için bir deney yaptı. Test sırasında kütlesi yaklaşık 1 kilogram olan bir döner kanatlı İHA dört kişilik bir ticari uçağın kanadına çarptı. Saatte 400 kilometre hızla gerçekleşen çarpışmada döner kanatlı İHA, uçağın kanadının hücum kenarından içine girerek kanadın içindeki taşıyıcı kirişin hasar görmesine neden oldu.

Çarpışma sırasında döner kanatlı İHA hasar görmesine rağmen parçalanmadı. Bu nedenle kanadın iç kısımlarına girerek yapısal hasara yol açtı.

Hobi Amaçlı Kullanılan İnsansız Hava Araçlarını Uçururken Nelere Dikkat Etmeliyiz?

İnsansız hava araçları kullanım amaçlarına göre farklı boyutlarda üretilebiliyor. Bireysel olarak hobi amaçlı en yaygın kullanılan İHA türü ise kütlesi 500 g - 25 kg arasında olan döner kanatlı İHA’lar.

Farklı türdeki İHA’ların nasıl kullanılacağına yönelik havacılık kuralları bulunuyor. Ülkemizde bu kuralları Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü belirliyor. 25 kg'dan hafif döner kanatlı İHA’lar için pilot lisansı istenmiyor. Ancak Sivil Havacılık Genel Müdürlüğünün internet sitesinden kayıt olunması gerekiyor.

Hobi amaçlı kullanılan küçük boyuttaki insansız hava araçlarının uçuşa yasak bölgeler dışında uçurulması için yukarıdaki kurallara uyulması durumunda izin alınmasına gerek yok.

Havalimanları ise uçuşa yasak bölgelerden. Ülkemizde havalimanlarında insansız hava aracının irtifası ne olursa olsun en yakın piste 9 km mesafeden daha yakın sahada izin alınmadan İHA uçurulması yasak. Bunun yanı sıra İHA’nın yerden 120 metre yüksekliğin üzerinde uçurulmaması gerekiyor. Bu yüksekliğin uçakların seyir irtifası (yaklaşık 12 km) ile kıyaslandığında hayli alçak olduğu düşünülebilir. Ancak havalimanı çevresinde uçan İHA’lar iniş ve kalkış yapan uçaklara zarar verebilir.

Kurallara göre döner kanatlı bir İHA’nın havalimanının yakınlarında uçması yasak. Ancak kötü niyetli ya da yasaklanan sınırların içine girdiğinin farkında olmayan bir İHA kullanıcısı bu kuralı ihlal edebilir. Peki uçaklar havalimanlarının çevresindeki bu tür izinsiz döner kanatlı İHA’lardan nasıl korunuyor?

Uçakları İHAlardan Korumak

Hobi amaçlı kullanılan döner kanatlı İHA üreticilerinden biri olan DJI firmasının İHA’ların güvenli bir şekilde uçurulabilmesi için geliştirdiği farklı uygulamaları var. Örneğin GEO System uygulaması İHA kullanıcılarına uçuşa yasak bölgelerle ilgili güncel bilgiler sağlıyor. Bir İHA’nın uçuşa yasak bölgelerde uçmasını engellemek amacıyla geliştirilen uygulama GPS uydularından aldığı verileri kullanıyor. Uygulamada havalimanlarında pistler ile iniş ve kalkış sırasında uçağın uçuş güzergâhı çevresinde üç boyutlu güvenlik bölgeleri belirleniyor. Böylece bir İHA kullanıcısı özel izin almadan bu bölgelerde İHA’sını havalandıramıyor ve uçuramıyor.

DJI firmasının ürettiği yeni döner kanatlı İHA’larda yakınlardaki uçakların algılanmasını sağlayan AirSense isimli bir sistem bulunuyor. Uçaklarda, uçağa ait güzergâh, hız, irtifa gibi uçuş bilgilerini yayan ve başka uçaklardan yayılan bu sinyalleri alan cihazlar bulunur. AirSense sistemi de uçaklardan yayılan bu sinyalleri algılayarak İHA’yı kontrol eden kişiye yakınlardaki uçaklar hakkında bilgi veriyor.

DJI AirSense

Özellikle kötü amaçlı İHA uçuşlarının tespit edildikten sonra takip edilmesi ve gerekli durumlarda etkisiz hale getirilmesinde kullanılan daha gelişmiş sistemler var. Ancak anti-drone sistemleri olarak isimlendirilen bu sistemler çoğunlukla askeri amaçlı kullanılıyor. Çünkü kamera, silah, zehirli kimyasal madde ya da patlayıcı taşıyan insansız hava araçları terör eylemlerinde kullanılabiliyor.

Profesyonel anti-drone sistemlerinde çoğunlukla İHA’ların tespit edilmesi için radar cihazları kullanılıyor. Radarlar radyo dalga boyunda ışınlar yayan cihazlardır. Radardan yayılan radyo dalgaları bir cisme çarptığında yansıyarak geri döner. Cisimden yansıyarak radar cihazına ulaşan dalgaların geri dönme süresi ve özellikleri incelenerek cismin konumu ve uzaklığı hakkında bilgi edinilebilir.

Radarların çalışma prensibi sesin eko yapmasına benzetilebilir. Örneğin açık bir vadide karşınızdaki bir dağa doğru bağırdığınızı düşünün. Sesiniz dağın yüzeyinden yansıyarak tekrar kulağınıza geri döner, böylece kendi sesinizi bir süre sonra tekrar duyarsınız. Sesin ne kadar sürede geri döndüğü ölçülürse -sesin havada yayılma hızı bilindiğinden- dağın uzaklığı hesap edilebilir.

Tespit edilen İHA’lar yüksek çözünürlüklü kameralar ve kızılötesi dalga boyundaki ışınları algılayan termal kameralar kullanılarak takip edilebiliyor.

İHA’ların etkisiz hale getirilmesi için kullanılan farklı yöntemler var. Bu yöntemlerden birinde İHA ile İHA kumandası arasındaki sinyallerin karışmasına neden olacak radyo dalgaları yayan cihazlar kullanılıyor. Daha sonra İHA’nın kontrollü bir şekilde yere inmesi sağlanıyor. Yerden ya da başka bir İHA’dan fırlatılan ağ sistemleri kullanılarak da İHA’lar havada etkisiz hâle getirilebiliyor. Ancak çoğunlukla askeri amaçlı kullanılan bu sistemlerin havalimanlarında kullanılmasıyla ilgili dikkat edilmesi gerekenler var. Örneğin ABD Federal Havacılık İdaresi (FAA), anti-drone sistemlerinin uçakların konumlarının belirlenmesinde ve hareketlerinin takip edilmesinde kullanılan navigasyon sistemlerinde karışıklığa neden olarak havacılık güvenliği için risk oluşturabileceği uyarısını yaptı.

Küçük boyuttaki döner kanatlı İHA’lar her geçen gün yaygınlaşıyor. Ancak çoğunlukla eğlence amaçlı kullanılan bu araçlar, ortaya çıkardıkları kişisel mahremiyet ve güvenlikle ilgili endişelerin yanı sıra uçuş güvenliği konusunda risk oluşturmak gibi daha büyük ölçekte sorunlara da yol açabilir. Bu konuda en büyük sorumluk ise döner kanatlı İHA kullanıcılarına ait. Siz de döner kanatlı bir İHA kullanıcısıysanız yetkili kuruluşlar tarafından belirlenen uçuş kurallarına uyarak başka insanların mahremiyetlerini ihlal etmeden ve güvenliklerini tehlikeye atmadan keyifli zaman geçirebilirsiniz.

Kaynaklar:

İlgili İçerikler

Gökbilim ve Uzay

Satürn ve ilkdördün evresindeki Ay 8 Eylül’de gökyüzünde birlikte görülebilir. 20 Eylül’de ise Ay ve Boğa Takımyıldızı’nın en parlak yıldızı Aldebaran yakın görünümde. Her iki gökcismini gece yarısına yakın saatlerde batı ufkunun üzerinde görebilirsiniz. 23 Eylül sonbahar ılımı yani gece ve gündüz sürelerinin eşit olduğu tarih.

Gökbilim ve Uzay

Maden cevherlerinden metalleri özütlemek için mikroorganizmalardan yararlanılan yöntemler biyomadencilik olarak adlandırılır. Biyomadenciliğin yeryüzündeki tarihi 1950’lere kadar gider. Günümüzde bazı araştırmacılar Uluslararası Uzay İstasyonu’nda (ISS) uzayda biyomadencilikle ilgili çalışmalar yapıyor.

Gökbilim ve Uzay

Türkiye’de tasarlanıp üretilen ilk yer gözlem uydusu olan RASAT, sekiz yıldır Dünya’nın çevresindeki yörüngesinde dolanarak görüntü almaya devam ediyor. TÜBİTAK Uzay Teknolojileri Araştırma Enstitüsü (TÜBİTAK UZAY) mühendisleri tarafından tasarlanıp büyük ölçüde ülkemizde üretilen RASAT, 17 Ağustos 2011’de Rusya’daki Yasny Fırlatma Üssü’nden uzaya fırlatılmıştı.

Gökbilim ve Uzay

Gezegenler yıldızların, uydular da gezegenlerin etrafında dolanır. Peki büyük uyduların küçük uydulara sahip olması da mümkün müdür? Eğer bu tür “altuydular” sadece etrafında dolandıkları uydunun kütleçekimi etkisinde hareket etseydi cevap kesinlikle evet olurdu. 

Gökbilim ve Uzay

Merkür, ağustos ayında, yıl içinde gün doğumundan önce gözlemlendiği zamanlar arasında en parlak görünümde. Jüpiter ve Satürn ise Güneş’in batışından sonra gökyüzünde görülebilir.

Gökbilim ve Uzay

Konya Bilim Merkezi tarafından ilki 2018’de düzenlenen Astrofest gökyüzü gözlem etkinliği bu yıl 12-14 Temmuz tarihleri arasında Kapadokya’da gerçekleştirildi. “Herkese biraz gökyüzü!” sloganı ile düzenlenen etkinliğe gençler aileleriyle birlikte katıldı.

Gökbilim ve Uzay

20 yıldır Dünya’nın çevresindeki yörüngesinde dolanan Uluslararası Uzay İstasyonu (ISS) geçmişten günümüze birçok araştırmacı astronota ev sahipliği yapıyor. Çoğunlukla altı ay süren görevleri boyunca Dünya’dan uzakta kalan astronotlar, su ve hava gibi temel ihtiyaçlarını karşılamak için ISS’nin özel sistemlerinden yararlanıyor.

Gökbilim ve Uzay

Şili’deki ALMA teleskoplarıyla gözlemler yapan bir grup gökbilimci, Dünya’ya yaklaşık 1500 ışık yılı mesafedeki genç bir yıldızın etrafında tuz molekülleri tespit etti. Dr. A. Ginsburg ve arkadaşları tarafından yapılan araştırmanın sonuçları Astrophysical Journal’da yayımlandı.

Gökbilim ve Uzay

Ay, Güneş’ten sonra gökyüzündeki en parlak ikinci gökcismi. Ay gökyüzü gözlemcilerine çıplak gözle gerçekleştirebilecekleri birçok gözlem imkânı sunuyor. Örneğin her gece gökyüzünde Ay’ı farklı bir şekilde görürüz. Çünkü Dünya etrafındaki yörünge hareketi sırasında Ay’ın Güneş’e göre konumu sürekli değişir.

Gökbilim ve Uzay

“Şu an saat kaç?” sorusuna saatimize hemen cevap verebiliriz. Geçmişteyse zamanı ölçmek hiç de kolay değildi. Usturlap adı verilen alet, Güneş ve yıldız gibi gökcisimlerinin gökyüzündeki konumuna göre zamanı ölçmeyi sağlıyordu.