Skip to content Skip to navigation

İki Yüzlü Mars: Mars’ın Yarımküreleri Birbirinden Çok Farklı

Dr. Özlem Kılıç Ekici
13/02/2015 - 09:49

Güneş Sistemi'nin dördüncü gezegeni Mars, yüzeyinde yaygın olarak bulunan demir oksitten dolayı kızılımsı renkte görünür. İnce bir atmosfere sahip olan Mars’ın Phobos ve Deimos isimli iki adet uydusu vardır. Yapılan keşif araştırmalarının sonuçları, Mars’ın kutup ve orta bölgelerinde donmuş suyun varlığını gösteriyor. Bu gelişme Kızıl Gezegen’in, Dünya hariç tutulursa, Güneş Sistemi’ndeki gezegenler arasında sıvı suyun bulunduğu dolayısıyla da yaşama elverişli en muhtemel gezegen olduğu anlamına geliyor.

Kızıl Gezegen’in yüzeyinde hem Ay'daki gibi dev meteor kraterleri hem de Dünya'daki gibi volkan, vadi, çöl ve kutup bölgeleri var. Mars’taki Olimpos Dağı 27 km yüksekliğiyle Güneş Sistemi’nin en yüksek dağı, Marineris Vadisi ise en büyük kanyonu olarak biliniyor.

Mars’ın yüzeyi iki farklı özelliğiyle dikkat çekiyor. Kuzey yarımkürede lav akıntılarıyla düzleşmiş ovalar görülürken, güney yarımküre dev meteor çarpışmaları nedeniyle çukurlar ve kraterlerle oyulmuş bir dağlık arazi görünümündedir.

MOLA Science Team Goddard Space Flight Center NASA

Zürih Federal Teknoloji Enstitüsü’nde çalışan bilim insanlarının Geophysical Research Letters dergisinde yayımladığı araştırmanın sonuçlarına göre, Mars’ın güney yarımküresine bir gökcisminin çarpması sonucunda iki yarımküre birbirinden çok farklı yüzey özelliğine sahip oldu. Geliştirilen bilgisayar benzetimleri üzerinde yapılan incelemeler, Mars’ın oluşumundan yaklaşık 4-15 milyon yıl sonra, çoğunluğu demirden oluşan ve Kızıl Gezegen’in kütlesinin yaklaşık onda biri kadar olan, en az 1600 km yarıçapındaki bir gökcisminin, gezegenin güney yarımküresine saniyede 5 km’lik bir hızla çarptığını işaret ediyor. O zamanlar Mars’ın kabuğunun çok ince yapıda olduğu ve altında da sıvı bir içeriğin var olduğu tahmin ediliyor. Çarpmanın ardından başlayan volkanik faaliyetlerin yaklaşık 3 milyar yıl sürdüğü, bu süreçte dev bir magma okyanusunun oluştuğu ve eriyen kayaçların zamanla katılaşarak güney yarımküredeki dağlık araziyi ortaya çıkardığı belirtiliyor.

2

İlgili İçerikler

Gökbilim ve Uzay

Geçmişten günümüze birçok araç uçsuz bucaksız evreni keşfetmek için uzaya gönderildi. Bu araçlar Merkür, Venüs, Mars, Neptün, Satürn, Plüton ve Ay hakkında veriler topladı ve bugün de toplamaya devam ediyor. 

Gökbilim ve Uzay

Satürn ve ilkdördün evresindeki Ay 8 Eylül’de gökyüzünde birlikte görülebilir. 20 Eylül’de ise Ay ve Boğa Takımyıldızı’nın en parlak yıldızı Aldebaran yakın görünümde. Her iki gökcismini gece yarısına yakın saatlerde batı ufkunun üzerinde görebilirsiniz. 23 Eylül sonbahar ılımı yani gece ve gündüz sürelerinin eşit olduğu tarih.

Gökbilim ve Uzay

Maden cevherlerinden metalleri özütlemek için mikroorganizmalardan yararlanılan yöntemler biyomadencilik olarak adlandırılır. Biyomadenciliğin yeryüzündeki tarihi 1950’lere kadar gider. Günümüzde bazı araştırmacılar Uluslararası Uzay İstasyonu’nda (ISS) uzayda biyomadencilikle ilgili çalışmalar yapıyor.

Gökbilim ve Uzay

Türkiye’de tasarlanıp üretilen ilk yer gözlem uydusu olan RASAT, sekiz yıldır Dünya’nın çevresindeki yörüngesinde dolanarak görüntü almaya devam ediyor. TÜBİTAK Uzay Teknolojileri Araştırma Enstitüsü (TÜBİTAK UZAY) mühendisleri tarafından tasarlanıp büyük ölçüde ülkemizde üretilen RASAT, 17 Ağustos 2011’de Rusya’daki Yasny Fırlatma Üssü’nden uzaya fırlatılmıştı.

Gökbilim ve Uzay

Gezegenler yıldızların, uydular da gezegenlerin etrafında dolanır. Peki büyük uyduların küçük uydulara sahip olması da mümkün müdür? Eğer bu tür “altuydular” sadece etrafında dolandıkları uydunun kütleçekimi etkisinde hareket etseydi cevap kesinlikle evet olurdu. 

Gökbilim ve Uzay

Merkür, ağustos ayında, yıl içinde gün doğumundan önce gözlemlendiği zamanlar arasında en parlak görünümde. Jüpiter ve Satürn ise Güneş’in batışından sonra gökyüzünde görülebilir.

Gökbilim ve Uzay

Teknoloji mağazalarından bile kolayca satın alınabilen küçük boyuttaki döner kanatlı İHA’ların devasa yolcu uçaklarına büyük hasarlar vererek uçuş güvenliğini tehlikeye atabileceğini biliyor muydunuz?

Gökbilim ve Uzay

Konya Bilim Merkezi tarafından ilki 2018’de düzenlenen Astrofest gökyüzü gözlem etkinliği bu yıl 12-14 Temmuz tarihleri arasında Kapadokya’da gerçekleştirildi. “Herkese biraz gökyüzü!” sloganı ile düzenlenen etkinliğe gençler aileleriyle birlikte katıldı.

Gökbilim ve Uzay

20 yıldır Dünya’nın çevresindeki yörüngesinde dolanan Uluslararası Uzay İstasyonu (ISS) geçmişten günümüze birçok araştırmacı astronota ev sahipliği yapıyor. Çoğunlukla altı ay süren görevleri boyunca Dünya’dan uzakta kalan astronotlar, su ve hava gibi temel ihtiyaçlarını karşılamak için ISS’nin özel sistemlerinden yararlanıyor.

Gökbilim ve Uzay

Şili’deki ALMA teleskoplarıyla gözlemler yapan bir grup gökbilimci, Dünya’ya yaklaşık 1500 ışık yılı mesafedeki genç bir yıldızın etrafında tuz molekülleri tespit etti. Dr. A. Ginsburg ve arkadaşları tarafından yapılan araştırmanın sonuçları Astrophysical Journal’da yayımlandı.