Skip to content Skip to navigation

İngiltere ile Fransa Arasındaki Jeolojik Bağ

Dr. Mahir E. Ocak
29/10/2018 - 15:30

Geçmişte İngiltere, Galler ve İskoçya’yı içine alan Britanya Adası’nın iki antik kıtanın çarpışması sonucunda oluştuğu düşünülürdü. Ancak Plymouth Üniversitesi’nden bir grup araştırmacının yaptığı çalışmalar Britanya Adası’nın iki değil üç antik kıtanın çarpışması sonucunda oluştuğuna işaret ediyor. Dr. Arjan H. Dijkstra ve arkadaşlarının Nature Communications’ta yayımlandıkları sonuçlara göre bugün İngiltere’nin güneybatısında yer alan topraklar jeolojik olarak Fransa’yla bağlantılı.

Kıtaların çok yavaş da olsa hareket ettiği bilinen bir gerçektir. Depremlerin kökeninde hareket eden tektonik levhalar vardır. Everest Dağı ve Dünya’nın diğer zirveleri birbiriyle karşılaşan karaların çarpışarak yükselmesiyle oluşmuştur.

Bilimsel çalışmalar sürekli hareket halinde olan kara parçalarının zaman zaman bir araya gelerek devasa süperkıtalar oluşturduğunu gösteriyor. Bu süperkıtaların sonuncusu olan Pangea yaklaşık 335 milyon yıl önce oluşmuştu. Günümüzde yeryüzündeki ana karaların büyük kısmı Kuzey Yarımküre’dedir. Gondwana ve Laurasia olarak adlandırılan iki ana parçadan oluşan Pangea’nın büyük kısmıysa Güney Yarımküre’deydi. Pangea günümüzden yaklaşık 175 milyon yıl önce parçalanmaya başladı. Bugün yeryüzündeki bütün ana karalar bu parçalanmanın sonucunda oluşmuştur. Pangea’nın kuzeyindeki Laurasia, Kuzey Amerika ve Asya’nın kuzey kısımlarını, güneyindeki Gondwana ise Güney Amerika, Afrika, Antarktika, Avustralya ve Hindistan Yarımadası’nı oluşturdu.

Görseli büyütmek için üzerine tıklayın.

Laurasia’nın günümüzde Kuzey Amerika’da kalan kısmına Laurentia adı verilir. Grönland ve İskoçya’nın kuzey kısımları da bu antik kıtanın parçalarıdır.

Pangea parçalanmaya başladığında Laurasia’yı oluşturan parçalardan biri de Avalonia kıtasıydı. Laurasia parçalanırken Avalonia Asya ve Laurentia arasında bölündü. Bugün Batı Avrupa’daki yaşlı kayaçlar ile ABD’nin ve Kanada’nın Atlantik Okyanusu kıyısındaki bazı kısımları Avalonia’nın kalıntılarıdır.

Yakın zamanlara kadar Britanya Adası’nın Laurentia ve Avalonia’nın çarpışmasıyla oluştuğu düşünülüyordu. Ancak Dr. Arjan H. Dijkstra ve arkadaşlarının elde ettiği sonuçlar Britanya Adası’nın oluşumunda Armorica olarak adlandırılan üçüncü bir kıta ile Avalonia’nın çarpışmasının da rol aldığını gösteriyor.

Gondwana’dan ayrılan ve sürüklenerek Laurasia ile çarpışan ufak bir antik ana kara olan Armorica bugünkü Fransa’nın kuzeyini de içine alır. Geçmişte Armorica ile Avalonia arasındaki sınırın Manş Denizi’nin altında olduğu varsayılıyordu. Ancak İngiltere’nin güneybatısındaki Devon ve Cornwall şehirleri arasındaki hatta yer alan topraklar içerdikleri mineraller bakımından incelendiğinde bu hattın kuzeyindeki toprakların İngiltere ve Galler’in diğer bölgelerindekilere, güneyinde yer alan topraklarınsa Fransa’dakilere benzediği görülüyor. Dolayısıyla daha önceden zannedildiği gibi Armorica ve Avalonia arasındaki sınırın tamamı Manş Denizi’nin altında yer almıyor, bir kısmı Britanya Adası’nın içine uzanıyor. Bugün İngiltere’nin güneybatısında yer alan topraklar da Fransa’nın kuzeybatısındakiler gibi antik Armorica kıtasının parçaları.

Görseli büyütmek için üzerine tıklayın.

 

 

İlgili İçerikler

Yerbilimleri

Dünya yüzeyinin yaklaşık %70’i suyla kaplıdır. Bu suyun yaklaşık %97’sini ise okyanuslar oluşturur. Okyanuslar milyarca ton tuz içerebilir. 

Yerbilimleri

Bir grup araştırmacının yaptığı çalışmalar, Dünya’nın sıvı dış çekirdeğinden mantoya demir atomları sızdığını ve bu atomların volkanik etkinlikler sırasında yeryüzüne ulaştığını gösteriyor.

Yerbilimleri

536 kış mevsiminin sona ermediği yıl olarak tarihe geçti. 536 yılında gerçekleşen volkanik bir patlamadan sonra açığa çıkan kül bulutları atmosferi kaplamış, Güneş kara bulutların arkasında kalmış, 18 ay boyunca gündüzleri karanlıkta geçmiş, ekinler yetişememiş, Çin’de yaz mevsiminde kar yağmıştı.

Yerbilimleri

Bu etkinliğimizde maliyeti uygun malzemeler kullanarak deprem gerçekleştiğinde ses ve ışık ile uyarı veren bir deprem alarm düzeneği tasarlıyoruz.

Yerbilimleri

Yeryüzünde çok sayıda deprem meydana gelir. Bazı depremlerin gücü hissedilemeyecek kadar küçüktür. Bu nedenle herhangi bir zarara yol açmazlar. Şiddetli depremler ise büyük çapta can ve mal kaybına sebep olabilir. Deneyler köşesinin bu etkinliğinde kolayca bulabileceğiniz malzemelerle basit bir sismograf düzeneği tasarlayıp çalışma prensibini öğreniyoruz.

Yerbilimleri

Türkiye önemli fay hatlarını barındıran bir deprem ülkesidir. Deprem önlenebilir bir doğa olayı olmasa da depremin yıkıcı etkilerini alacağımız önlemlerle en aza indirebiliriz. Peki depreme karşı hazırlıklı olmak için neler yapabiliriz?

Yerbilimleri

Peru’nun güneyindeki antik İnka şehri Machu Picchu, And Dağları’nda 2430 metre yükseklikteki bir tepenin üzerinde yer alır. 1438-1472 yılları arasında hüküm süren İmparator Pachacuti için inşa edildiği düşünülen şehir, 2007 yılında Dünyanın Yeni Yedi Harikası’ndan biri olarak seçilmişti.

Yerbilimleri

Geçmişi günümüzden yaklaşık 12.000 yıl öncesine kadar uzanan Göbeklitepe Arkeolojik Alanı’nda yapılan kazı çalışmaları hızla devam ediyor. Göbeklitepe uygarlık tarihi ile ilgili bildiklerimizi tamamen değiştirebilir.

Yerbilimleri

İstanbul’da geçmişte çok büyük depremler meydana geldiği biliniyor. 22 Mayıs 1766 yılında meydana gelen 7,5 büyüklüğündeki son büyük deprem, kentte çok büyük bir yıkıma sebep olmuştu.

Yerbilimleri

Uluslararası Yerbilimleri Birliğinin bir parçası olan Uluslararası Katmanbilgisi Komisyonu yaklaşık on yıl önce Antroposen Çalışma Grubu adlı bir kurul oluşturmuştu. Otuz dört üyeden oluşan kurulun görevi, Antroposen olarak adlandırılan, insan etkinliklerinin yerküreyi şekillendirdiği yeni bir jeolojik çağın başlayıp başlamadığı hakkında karar vermekti.