Skip to content Skip to navigation

İstanbul Boğazı'nda Hiç Yelkovan Gördünüz mü?

Dilek Şahin
10/02/2014 - 11:13

Gizemli sıfatını bir kuş grubuna yakıştırmaya kalksanız buna en uygun grup kesinlikle deniz kuşları olurdu. Deniz kuşları derken martılardan değil, kıyılarda görülmesi çok zor gerçek deniz kuşlarından bahsediyoruz. Yaşamlarının büyük kısmını açık denizlerde geçiren bu türler yalnızca üremek için karaya gelir. Bunu da alenen değil, “herkesin uyuduğu” bir zaman diliminde gerçekleştirirler. Bu davranış kulağa biraz garip gelebilir ama şu senaryoyu bir düşünün: Yılda sadece bir kez üreme imkânınız var ve tek bir yumurtadan yalnızca tek bir yavru çıkarıyorsunuz. O yavruyu da uçana kadar yaklaşık 90 gün besleyip büyütmek zorundasınız. Beslemek de öyle kolay değil, her gün açık denizde kilometrelerce mesafe katedip kursağınıza doldurduğunuz balıkları yuvaya taşımalısınız. Üreyebilecek olgunluğa ortalama olarak 3 yaşına geldiğinizde erişiyorsunuz ve denizde bin bir türlü ölümcül tehdit ile karşı karşıyasınız. Siz de soyunuzun devamını sağlamak adına yılda elinize bir kez geçen bu fırsatı değerlendirmek için en korunaklı yöntemleri tercih etmez miydiniz?

Tüpburunlular ailesinin bir üyesi ve gerçek bir deniz kuşu olan yelkovanlar, denizlerimizdeki en gizemli türlerindendir. Aile isminden de anlaşılacağı gibi gagalarının üzerinde deniz suyundaki fazla tuzu atmalarına yarayan tüpler bulunur. Bu sayede tatlı suya ihtiyaç duymadan, uzun süre açık denizde kalabilirler. Akdeniz havzasına endemik –yani sadece bu bölgede gözlemlenen- bir tür olan yelkovanlar, yukarıda bahsettiğimiz üreme davranışları nedeniyle nesli tehlike altında olan türlerdendir. IUCN statüsü “hassas” olan ve açık denizde gözlemlenmesi diğer türlere göre biraz daha zor olan bu türlerin Türkiye’de gözlemlenmesi ise çok kolay! Her gün binlerce yelkovan İstanbul ve Çanakkale boğazlarından geçiş yapıyor ve beslenmek için Akdeniz ile Karadeniz arasında kilometrelerce yol katediyor. Deniz yüzeyine çok yakın -neredeyse kanat uçları suya değecek kadar- ve gruplar halinde uçan yelkovanları Boğaz’da görmeyen yoktur herhalde. Fakat birkaç yıl öncesine kadar bu tür hakkında başka hiçbir şey bilmiyorduk. Ta ki İstanbul Boğazı Yelkovan İzleme Projesi’ne kadar…

Bu türün gizli olarak üremesi yuvalarının keşfedilmesini ve üreyen çiftlerin sayısının tahmin edilmesini hayli zorlaştırıyor ve yavaşlatıyor. Fakat hızlı bir biçimde yok olduğundan bilim insanlarını endişelendirmeye başlayan bu türü koruma çalışmalarının daha verimli sürdürülebilmesi için önce korunması gereken popülasyonun büyüklüğü hakkında fikir edinilmesi gerekiyordu. İstanbul Boğazı Yelkovan İzleme Projesi bu amaçla hayata geçirildi. Proje ile bir sene boyunca tür için “mecburi” geçiş noktası olan İstanbul Boğazı'ndaki stratejik bir noktadan -ki burası iki yakanın birbirine en yakın olduğu Rumeli Hisarı’na denk geliyor- yelkovan geçişleri takip edilecek ve sistemli bir şekilde sayımlar yapılarak türün popülasyon durumu hakkında bir fikir sahibi olunacaktı.

Çok yüksek olmayan beklentiler ve küçük bir bütçe ile başlayan çalışmaların ilk sonuçları beklentinin aksine çok büyük etkiler yarattı. İlk sayım döneminde -Şubat 2011’de, kuşların yumurta bırakma evresinin hemen öncesinde- İstanbul Boğazı'nda 4 saat içinde tek bir yönde 54 bin birey sayıldı! Bu sayı yıllardır üreme alanlarında devam eden popülasyon tahminlerini destekliyordu. Bir yerlerde üreyen ya da üreyecek olan 54 bin yelkovan vardı! Şehrin ortasında İETT kullanarak ulaştığınız bir noktada sadece 4 saat oturup kuş sayarak çıkan sonuca bir bakın! İşte bu imkânı gören proje ekibi ilk sene sonunda proje bittiğinde bu işi burada bırakmamaya karar verdi ve proje gerçek bir “izleme” çalışmasına dönüştü. İkinci kış yeni bir rekor kırıldı: 4 saat içinde tek bir yönde 74 bin yelkovan! Bu sayı nesli tükenme tehlikesi altında olan bu türün tahmin edilen popülasyonu ile de az çok örtüşüyordu. Dolayısıyla üreme alanlarındaki çiftlerin sayısını tahmin etmek için çalışan deniz ornitologlarının çalışmaları destelenmiş oldu.

İstanbul Boğazı Yelkovan İzleme Projesi, yalnızca popülasyon tahminlerine destek olmuyor aynı zamanda türün yıllık ve mevsimsel hareketlerini de izlemeye imkân sağlıyor. Bu proje ile aylık, mevsimsel ve üreme döngüsünün evrelerine göre yelkovan geçişleri sistemli bir şekilde izleniyor ve bu dönemlerde sayılardaki artışlar ve azalmalar değerlendiriliyor. Çalışma ile aynı zamanda Deniz Önemli Kuş Alanları’nın kurulması için gerekli olan “tekrar edilmiş” ve “sistemli” veri de toplanıyor.

Proje ekibi, 2013 yılı başında çalışma alanını genişleterek bir diğer önemli alan olan Çanakkale Boğazı'nda da kara sayımlarına başladı. Ayrıca Marmara Denizi'nde de uluslararası olarak kullanılan "European Seabirds at Sea" tekniği ile gemiden yapılan sayımlar da devam ediyor. Yelkovanların gizemini çözmeye destek olmak isterseniz Çanakkale'de, İstanbul'da ve Marmara Denizi’nde devam eden sayımlara siz de katılabilir ve bu tür hakkında daha çok şey öğrenebilirsiniz.

Daha fazla bilgi için yelkouanshearwater.org ve http://www.rufford.org/projects/dilek_sahin bağlantı adreslerini ziyaret edebilirsiniz.

Dilek Şahin Kimdir?

2005 yılında Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi’nde Biyoloji eğitimine başladı. Eğitimi boyunca zooloji ve ekolojiye ilgi duydu ve 2008 yılında kuş gözlemine başladıktan sonra 2009 yılında İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi’nde kuş ekolojisi üzerine yüksek lisans eğitimine başladı. 2010’da yelkovan türü üzerine İstanbul Boğazı Yelkovan İzleme Projesi’nde araştırmacı olarak çalışmaya başladı. 2012’de proje için Rufford Small Grants Foundation’dan fon kazandı. Türkiye ve Avrupa’da deniz kuşları hakkında çeşitli sempozyum ve çalıştaylara katıldı, projelerde gönüllü çalıştı. Şahin, hâlâ yelkovanları izliyor ve deniz kuşu koruma çalışmaları ile ilgileniyor. 

İlgili İçerikler

Ekoloji / Çevre Bilim

Uluslararası bir araştırma grubunun Nature Reviews’ta yayımladıkları bir makaleye göre, küresel ısınmanın ana nedeni olan atmosferdeki karbondioksit artışı, aynı zamanda yeryüzündeki bitki örtüsünün çoğalmasına sebep oluyor. 

Ekoloji / Çevre Bilim

İlki 2017 yılında gerçekleştirilen Antarktika bilim seferi yolculuğumuzun dördüncüsüne (TAE-IV) katılacak 24 kişilik ekip 9 Şubat’ta yolculuklarına başlıyor.

Ekoloji / Çevre Bilim

Günümüzde küresel ısınmanın da etkisiyle orman yangınları günlerce hatta aylarca sürebiliyor. Yangınları kontrol altına almak ise gitgide zorlaşıyor. Orman yangınları sonucunda yangının büyüklüğüne bağlı olarak birçok hayvan yaşamını kaybediyor ve çok sayıda bitki yok oluyor.

Ekoloji / Çevre Bilim

Bitkiler atmosferdeki karbondioksiti kullanarak fotosentez yapar. Fotosentez sonucu hem besin üretilir hem de oksijen açığa çıkar. Canlıların solunum yapması için gerekli oksijenin büyük kısmı bitkilerden sağlanır. Bu bakımdan ormanlar en önemli oksijen kaynağıdır.

Ekoloji / Çevre Bilim

Bilim Genç Fotoğraflar köşesinde aralık ayında objektiflerinizi çevrenizdeki hayvan desenlerine odaklamanızı istemiştik. Bu süreçte #HayvanDesenleri etiketiyle Bilim Genç’te paylaştığınız fotoğraflar Bilim Genç ekibi tarafından değerlendirildi.

Ekoloji / Çevre Bilim

Orta Çağ’da Müslümanlar yeni yerler fethetmek ve ticaret ağlarını genişletmek amacıyla ilk olarak Akdeniz’de, daha sonra ise özellikle Hint Okyanusu’nda kapsamlı deniz yolculukları yaptı. Bu dönemde denizcilik alanının en önemli isimlerinden biri ise Pîrî Reis’ti.

Ekoloji / Çevre Bilim

Ülkemizin üç tarafı denizlerle çevrilidir. Kendi karasularımızda çok sayıda farklı canlı türü yaşar. Bunun yanı sıra Akdeniz ve Kızıldeniz’den birçok tür denizlerimize ulaşır. Kızıldeniz’den sularımıza ulaşan türlerden biri de balon balıkları.

Ekoloji / Çevre Bilim

3. Ulusal Antarktika Bilim Seferi’ne katılan 17 kişilik Türk araştırma ekibinde yer alan Dr. Öğr. Üyesi Korhan Özkan ile Antarktika seferi üzerine bir söyleşi gerçekleştirdik.

Ekoloji / Çevre Bilim

Bilim Genç olarak aralık ayında objektiflerinizi çevrenizdeki hayvanlara odaklamanızı istiyoruz. Fotoğrafınızı Bilim Genç’te paylaşırken açıklama bölümüne #HayvanDesenleri etiketini eklemeyi unutmayın.

Ekoloji / Çevre Bilim

Bitkiler güneş enerjisini fotosentez süreciyle kimyasal enerjiye dönüştürür. Cambridge Üniversitesinden bir grup araştırmacı güneş enerjisini kullanarak karbondioksit ve sudan sentez gazı üreten yapay bir yaprak mekanizması geliştirdi.