Skip to content Skip to navigation

İstanbul Depremi ile İlgili Yeni Araştırma

Dr. Mahir E. Ocak
22/07/2019 - 17:18

İstanbul’da geçmişte çok büyük depremler meydana geldiği biliniyor. 22 Mayıs 1766 yılında meydana gelen 7,5 büyüklüğündeki son büyük deprem, kentte çok büyük bir yıkıma sebep olmuştu.

Yeryüzündeki tektonik levhalar hareket hâlindedir. İki levhanın birbiriyle çarpıştığı sınır bölgelerinde (kırıklarda) birbirini iten levhalar kilitlenir (hareket edemez) ve tektonik gerilme meydana gelir. Büyük depremler bu gerilmelerde biriken sismik enerjinin kısa süre içinde boşalmasının sonucudur.

İstanbul’daki büyük depremlerin kaynağı olan Kuzey Anadolu kırığı, Avrasya ve Anadolu levhalarının karşılaştığı sınırda yer alır. 1999 yılında İzmit’te meydana gelen deprem de bu kırığın İstanbul’un 90 kilometre doğusundaki bir kısmında meydana gelmişti.

Kuzey Anadolu kırığı Marmara Denizi’nin altında kaldığı için tektonik gerilmeleri takip etmek zordur. Karasal bölgelerin altındaki kırıkları takip etmek görece daha kolaydır. Örneğin GPS uyduları kullanılarak karasal bölgelerdeki kırıklarda meydana gelen değişimler hakkında veri toplanabiliyor. Ancak GPS sinyalleri deniz sularına yeteri kadar nüfuz edip deniz tabanının altındaki kırıklara ulaşamıyor. Kara üzerinde yapılan ölçümlerse kırığın kilitlenip kilitlenmediğiyle ilgili net bir fikir vermiyor.

Aralarında İstanbul Teknik Üniversitesi, Boğaziçi Üniversitesi ve Kandilli Rasathanesinden araştırmacıların da yer aldığı uluslararası bir araştırma grubu, Kuzey Anadolu kırığını incelemek için on adet ölçüm cihazını deniz yüzeyinin 800 metre altında kırığın her iki tarafına yerleştirmiş. Yaklaşık 2,5 seneye yayılan incelemeler sırasında 650.000’den fazla milimetre hassasiyetinde uzaklık ölçümü yapılmış. Araştırmacıların yakın zamanlarda Nature Communications’ta yayımladıkları sonuçlara göre Kuzey Anadolu kırığı kilitlenmiş durumda ve tektonik gerilme birikiyor. Tahminlere göre, biriken enerjinin boşalması durumunda levhalar dört metreden fazla kayabilir. Bu durum İstanbul civarında 7,1 ila 7,4 büyüklüğünde bir deprem yaşanabileceği anlamına geliyor.

İlgili İçerikler

Yerbilimleri

Yeryüzünde çok sayıda deprem meydana gelir. Bazı depremlerin gücü hissedilemeyecek kadar küçüktür. Bu nedenle herhangi bir zarara yol açmazlar. Şiddetli depremler ise büyük çapta can ve mal kaybına sebep olabilir. Deneyler köşesinin bu etkinliğinde kolayca bulabileceğiniz malzemelerle basit bir sismograf düzeneği tasarlayıp çalışma prensibini öğreniyoruz.

Yerbilimleri

Türkiye önemli fay hatlarını barındıran bir deprem ülkesidir. Deprem önlenebilir bir doğa olayı olmasa da depremin yıkıcı etkilerini alacağımız önlemlerle en aza indirebiliriz. Peki depreme karşı hazırlıklı olmak için neler yapabiliriz?

Yerbilimleri

Peru’nun güneyindeki antik İnka şehri Machu Picchu, And Dağları’nda 2430 metre yükseklikteki bir tepenin üzerinde yer alır. 1438-1472 yılları arasında hüküm süren İmparator Pachacuti için inşa edildiği düşünülen şehir, 2007 yılında Dünyanın Yeni Yedi Harikası’ndan biri olarak seçilmişti.

Yerbilimleri

Geçmişi günümüzden yaklaşık 12.000 yıl öncesine kadar uzanan Göbeklitepe Arkeolojik Alanı’nda yapılan kazı çalışmaları hızla devam ediyor. Göbeklitepe uygarlık tarihi ile ilgili bildiklerimizi tamamen değiştirebilir.

Yerbilimleri

Uluslararası Yerbilimleri Birliğinin bir parçası olan Uluslararası Katmanbilgisi Komisyonu yaklaşık on yıl önce Antroposen Çalışma Grubu adlı bir kurul oluşturmuştu. Otuz dört üyeden oluşan kurulun görevi, Antroposen olarak adlandırılan, insan etkinliklerinin yerküreyi şekillendirdiği yeni bir jeolojik çağın başlayıp başlamadığı hakkında karar vermekti. 

Yerbilimleri

Volkanik patlamalar sonucu ağaçlar, evler, tarlalar, yollar ve fabrikalar zarar görebilir. Hatta can kayıpları bile yaşanabilir. Peki tarihten bu yana birçok yeri yaşanmaz hale getiren bu doğal afet nasıl gerçekleşiyor?

Yerbilimleri

Binlerce yıl toprak altında kaldıktan sonra gün yüzüne çıkarılan arkeolojik eserlerin yüzeylerindeki doğal aşınmalar arkeologlar ve yazıt bilimciler için eserleri incelemeyi zorlaştırabiliyor. Peki, araştırmacılar bu zorluğu aşmak için neler yapıyor, hangi yöntemleri uyguluyor?

Yerbilimleri

Princeton Üniversitesi’nde çalışan bir grup araştırmacının yaptığı çalışmalar yeryüzünün 660 kilometre altındaki, yukarı manto ile aşağı mantoyu birbirinden ayıran katmanda devasa “dağlar” olduğuna işaret ediyor. Wenbo Wu, Sidao Ni ve Jessica Irving tarafından yapılan araştırmanın sonuçları Science’ta yayımlandı.

Yerbilimleri

Deprem konusunda uluslararası düzeydeki üstün nitelikli çalışmalarıyla 2018 yılı TÜBİTAK Bilim Ödülü’ne layık görülen Prof. Dr. Mustafa Erdik ile deprem ve Türkiye’deki deprem çalışmalarıyla ilgili bir söyleşi gerçekleştirdik.

Yerbilimleri

Fotoğrafta gördüğünüz neredeyse dikdörtgen prizma biçimindeki beyaz yapı tamamen doğal yollarla oluşmuş bir buzdağı.