Skip to content Skip to navigation

Kahverengi Cüceler

Dr. Mahir E. Ocak
31/07/2015 - 19:15

Bir gökcisminin gezegen olabilmesi için kütlesinin belirli bir aralıkta olması gerekir. Eğer kütle çok küçükse, cisim gezegenler gibi küre benzeri bir şekil alamaz. Kütle çok büyük olduğu zamansa çekirdek tepkimeleri başlar ve bir yıldız ortaya çıkar. Bir gezegenin sahip olabileceği en büyük kütle Jüpiter’inkinin yaklaşık 13 katıyken yıldızların kütlesi Jüpiter’inkinin 80 katından daha fazladır. Kütlesi Jüpiter’inkinin 13 ila 80 katı olan gökcisimlerineyse kahverengi cüceler denir. Bu gökcisimleri döteryum (çekirdeğinde bir proton ve bir nötron olan hidrojen atomları) füzyonu (küçük atom çekirdeklerinin birleşmesiyle daha büyük atom çekirdeklerin oluştuğu çekirdek tepkimeleri) yapabilir. Ancak kütleleri küçük olduğu için hidrojen füzyonunu başlatarak gerçek bir yıldıza dönüşemezler. Kahverengi cücelerin özellikleri hem yıldızlara hem de gezegenlere benzer. Örneğin kahverengi cücelerin gezegenlerinkine benzeyen atmosferleri vardır ancak bazı kahverengi cüceler, yıldızlar gibi, etraflarında dönen gezegenlere de sahiptir. Bu gökcisimlerinin sıcaklıkları düşük olduğu için yaptıkları ışıma miktarı azdır ve dolayısıyla keşfedilmeleri çok zordur.

Kahverengi cücelerin radyo dalgaları yaydığı 2000’li yılların başından beri biliniyor. Başlangıçta kahverengi cücelerin yıldızlardakine benzer bir biçimde radyo dalgaları ürettiği düşünülmüştü. Ancak bu mümkün değildir. Çünkü yıldızların ürettiği radyo dalgalarının kaynağı, yıldızdan yayılan elektrik yüklü parçacıklardır. Kahverengi cücelerse, yıldızlar gibi, yüklü parçacıklar yaymaz.

Uluslararası bir araştırma grubunun yakın zamanlarda yaptığı çalışmalar, kahverengi cücelerin yıldızlara değil gezegenlere benzer bir biçimde radyo dalgaları ürettiğini gösterdi. Elektrik yüklü parçacıklar bir gezegenin manyetik alanına girdiği zaman, gezegenin manyetik kutuplarına doğru ivmelenir ve radyo dalgaları yayarlar. Parçacıkların atmosferdeki atomları uyarması ve iyonlaştırmasıysa kutup ışıklarının oluşmasına neden olur.

Kaliforniya Teknoloji Enstitüsü’nde çalışan Dr. Gregg Hallinan ve arkadaşları, 20 ışık yılı (ışığın 20 yılda katettiği mesafe) uzaklıktaki bir kahverengi cüceyi gözlemlemiş. Sonuçlar kahverengi cüceden yayılan radyo dalgalarının kutup ışıkları ile ilişkili olduğunu gösteriyor. Araştırmanın sonuçları Nature’da yayımlandı.

Dr. Hallinan ve arkadaşlarının kahverengi cücelerin yaydığı radyo dalgaları ile ilgili yaptığı çıkarımlar bazı soruları da akla getiriyor. Dünya’da ve diğer gezegenlerde meydana gelen kutup ışıklarının kaynağı gezegenin etrafında döndüğü yıldızdan gelen yüklü parçacıklardır. Kahverengi cücelerse herhangi bir yıldızın etrafında dönmezler. Öyleyse kahverengi cücelerdeki kutup ışıklarına sebep olan yüklü parçacıkların kaynağı nedir? Araştırmacılar, kahverengi cücelerin manyetik atmosferinde hareket eden bazı cisimlerin –örneğin gezegenlerin- bir akıma sebep olarak kutup ışıklarına yol açabileceğini düşünüyor.

İlgili İçerikler

Gökbilim ve Uzay

Filmlerde görmüşsünüzdür, uzay boşluğuna koruyucu kıyafeti olmadan çıkmak zorunda kalan astronotun kolları ve bacakları donmaya başlar, sonra porselen gibi kırılır. O hâlde uzay çok soğuk olmalı değil mi?  Zavallı uydularımız uzayda donuyor olmalı.

Gökbilim ve Uzay

Bir grup gökbilimcinin yaptığı çalışmalar WASP-76b adlı bir ötegezegenin atmosferinde demir yağmurları yağdığına işaret ediyor. Dr. D. Ehrenreich ve arkadaşları tarafından yapılan araştırma ile ilgili makale Nature’da yayımlandı.

Gökbilim ve Uzay

Bir grup gökbilimci bilinen en büyük kozmik patlamayı gözlemledi. Dünya’ya 390 milyon ışık yılı mesafedeki Yılancı Gökada Kümesi’nde meydana gelen patlama sırasında yayılan enerjinin daha önceleri bilinen en büyük patlamadakinin beş katı kadar olduğu belirtiliyor.

Gökbilim ve Uzay

Bir yıldan uzun süredir Mars’ta görev yapan InSight, bulunduğu bölgede daha önceleri tahmin edilenden on kat daha büyük manyetik alan tespit etti. Uzay aracının gönderdiği veriler, Mars’ın yüzeyindeki manyetik alanın günlük hatta saniyelik olarak değiştiğini gösteriyor.

Gökbilim ve Uzay

Mars’ın jeolojik yapısını incelemek için özel olarak tasarlanan InSight aracı, 26 Kasım 2018’de Kızıl Gezegen’in yüzeyine inmişti. InSight’ın topladığı verilerin analiz edilmesiyle elde edilen ilk bilgiler Nature Geoscience’ın özel bir sayısında yayımlandı.

Gökbilim ve Uzay

Mart ayında gökyüzünde görebileceğiniz takımyıldızlardan biri, ters soru işaretine benzeyen şekliyle dikkat çeken Aslan Takımyıldızı. Aslan Takımyıldızı’nın en parlak yıldızı Regulus -Aslan’ın Kalbi olarak da isimlendirilir- ise bu soru işaretinin noktasını oluşturur.

Gökbilim ve Uzay

2011 yılında uzay mekikleri emekliye ayrıldığından beri NASA astronotları Rusya’nın Soyuz uzay araçları ile uzaya gidiyor. SpaceX şirketinin geliştirdiği Dragon uzay aracı ile yakın zamanda bu durum değişebilir.

Gökbilim ve Uzay

Gökbilimciler önümüzdeki yıllarda Güneş ile ilgili araştırmaların altın çağının yaşanacağını düşünüyor. Hem yakın geçmişte hayata geçirilen hem de yakın gelecekte hayata geçirilmesi planlanan projeler sayesinde Güneş bugüne kadar eşi benzeri görülmemiş bir hassasiyetle incelenebilecek.

Gökbilim ve Uzay

1. TÜBİTAK Liseler Arası İnsansız Hava Araçları Yarışması’nın başvuruları başladı. Başvuru için son tarih 23 Mart 2020.

Gökbilim ve Uzay

5. TÜBİTAK Uluslararası İnsansız Hava Araçları Yarışması başvuruları başladı. Başvurular 23 Mart’a kadar devam edecek ve bu yıldan itibaren çevrimiçi olarak yapılacak. Yarışma 15 - 20 Eylül 2020 tarihleri arasında Gaziantep Alleben Göleti’nde gerçekleştirilecek.