Skip to content Skip to navigation

Kekeme İnsanlar Nasıl Takılmadan Şarkı Söyleyebiliyor?

Dr. Tuba Sarıgül
29/08/2016 - 10:51

Kekemelik konuşurken harflerin, hecelerin ya da kelimelerin tekrarlanması şeklinde ortaya çıkan bir sorun olarak tanımlanabilir. Nasıl ortaya çıktığı tam olarak anlaşılamamış olmasına rağmen kekemelik iki farklı şekilde sınıflandırılıyor. Bilinen bir beyin hasarı veya bilinen başka bir neden olmaksızın çocukluğun erken dönemlerinde ortaya çıkan gelişimsel kekemelik en yaygın görülen kekemelik türü. Nörolojik kekemelik ise felç ve kafa travması gibi beyin hasarları sonucu ortaya çıkıyor.

Ancak konuşurken zorluk yaşayan kekemelerin zorlanmadan şarkı söyleyebildiğine tanık olmuşsunuzdur. Aslında bu durum sadece kekemelerde değil beyin hasarı nedeniyle konuşma güçlüğü yaşayan insanlarda da görülüyor. Bu nedenle kekemelik, felç, beyin hasarı gibi sorunlar nedeniyle konuşma problemi yaşayan insanların tedavisinde şarkı söyleme terapileri kullanılabiliyor. Bu durumun nedeninin, konuşma sırasında beynin sol tarafı etkinken, sayı saymak ya da bilinen bir şarkıyı söylemek gibi mantıksal bir düşünme süreci gerektirmeyen sözlü ifadelerde beynin ağırlıklı olarak sağ tarafının etkin olması olduğu düşünülüyor.

Benzer davranışsal özellikler olarak görülseler de konuşma ve şarkı söyleme aslında beyinde tamamen aynı mekanizmalarla ortaya çıkmıyor. Beynin konuşma sırasında etkin olan bazı bölümlerinin müzikle ilgili bazı işlevlerin gerçekleşmesi sırasında da etkin olduğu biliniyor. Ancak araştırmalar şarkı söylerken beynin sağ tarafının da etkin olduğunu gösteriyor.

Kekemeler şarkı söylemenin dışında fısıldarken ve kendi seslerini duymadıklarında da takılmadan konuşabiliyor. Konuşma sırasında beyin kulaktan gelen işitsel verileri, ses tellerinin ve ağız hareketlerinin kontrol edilmesinde kullanıyor. Normalde bu duyusal veriler beynin sol tarafındaki premotor kortekste birleştiriliyor. Bazı bilim insanları kekemeliğin nedeninin konuşma süreçlerinde ortaya çıkan bir problem değil, beynin sol tarafındaki bir bozukluk sonucu duyusal verilerin doğru şekilde birleştirilememesi olduğunu düşünüyor.

İlgili İçerikler

Sosyal Bilimler

Teknolojinin eğitimi gelecekte nasıl şekillendireceğini hiç merak ettiniz mi? Koronavirüs salgını ile bu değişikliği görmek için beklememize gerek kalmadı.

Sosyal Bilimler

Bilim Genç Fotoğraflar köşesinde mayıs ayında objektiflerinizi pencerenizden gördüklerinize odaklamanızı istemiştik. Bu süreçte #BenimPenceremden etiketiyle Bilim Genç’te paylaştığınız fotoğraflar Bilim Genç ekibi tarafından değerlendirildi.

Sosyal Bilimler

Herkes sözlü veya yazılı sınavlarda bir miktar kaygı yaşayabilir, bu doğal bir duygudur. Ancak sınav kaygısı bazen çok şiddetlidir ve bu durum sahip olduğumuz bilgileri etkili bir şekilde kullanmakta zorlanmamıza ve sınavdaki performansımızın düşmesine neden olabilir.

Sosyal Bilimler

Atalarımız “Söz uçar, yazı kalır” demiş. Bu yüzden de bildikleri ve bilinmesini istedikleri şeyleri yazıya geçirmişler.

Sosyal Bilimler

Kitaplarınızı raflara dizerken nasıl bir yol izliyorsunuz?

Sosyal Bilimler

Bilim Genç olarak Doç. Dr. Berk Canberk ile eğitimde yapay zekâ konusu üzerine bir söyleşi gerçekleştirdik.

Sosyal Bilimler

Bilim Genç Fotoğraflar köşesinde nisan ayında objektiflerinizi evinize odaklamanızı istemiştik. Oylamalar sonucunda nisan ayının en beğenilen fotoğrafı Esra Pınarbaş’a ait Balkonumdan Manzaralar olarak belirlendi. 

Sosyal Bilimler

Bilim Genç olarak mayıs ayında objektiflerinizi pencerenizden gördüklerinize odaklamanızı istiyoruz.

Sosyal Bilimler

Bu etkinliğimizde origami ile lale yapıyoruz. Öte yandan lalenin nereden geldiğini, kelimenin kökenini ve kültürümüzdeki yerini merak ediyorsanız sizin için derlediğimiz bilgilere göz atabilirsiniz.

Sosyal Bilimler

Yakın zamanda yapılan bir araştırma yanlış bilimsel bilgilerin de internette yayıldığını gösteriyor.