Skip to content Skip to navigation

Kelaynakların Korunmasında Olumlu Gelişmeler Yaşanıyor

Ayşenur Okatan
03/12/2018 - 16:15

Dünya Doğayı Koruma Birliği (IUCN) tarafından 2018 yılında açıklanan Kırmızı Liste’ye göre nesli tükenme tehlikesiyle karşı karşıya olan kelaynaklar artık “Tehlike Altında” kategorisinde. Daha önce Kırmızı Liste statüsünde “Yok Olmak Üzere” kategorisinde yer alan kelaynaklar ile ilgili bu önemli değişimin sebebi son yirmi yıldır başarıyla yürütülen koruma çalışmaları.

1998 yılında tüm dünyada 59 çift yabani kelaynak bulunurken koruma çalışmalarının ardından kelaynakların nüfusu bugün 120 çiftin üzerine ulaştı. IUCN Kırmızı Listesi’ndeki türlerin durumuyla ilgili Dünya Kuşları Koruma Kurumu tarafından hazırlanan daha önceki değerlendirme raporlarında kelaynaklar “Yok Olmak Üzere (CR)” kategorisindeki 222 kuş türü arasındaydı. Canlılar için en yüksek tehlike seviyesini ifade eden “Yok Olmak Üzere (CR)” kategorisi tür neslinin tümüyle tükenme olasılığının çok yüksek olduğunu gösteriyor.

Kelaynaklar ülkemizde Urfa, Birecik civarında yaşayan yaygın bir göçmen kuş türüyken tarım ilaçları, bilinçsiz avlanma ve doğal yaşam alanı kaybı nedeniyle yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalmıştı. 1977 yılında Birecik’te Fırat Nehri’nin kıyısına kurulan Kelaynak Üretme İstasyonu’nda korumaya alınan yarı yabani kelaynaklar 2001 yılında 42 bireyken 2018 yılında 250 bireye kadar yükseldi.

Birecik Kelaynak Üretme İstasyonu’nda kelaynaklar göç öncesinde kafeslere alınarak korunuyor. Üreme zamanları olan şubat-mart aylarında ise tekrar doğaya salınıyorlar.

Günümüzde önemle korunan kelaynakların eskisi gibi insanların korumasına ihtiyaç duymadan üremeleri ve kendi nüfuslarını artırmaları hedefleniyor.

 

Kaynaklar:

İlgili İçerikler

Biyoloji

Biyofloresan canlının ışığı soğurması ve farklı renkte tekrar yaymasıdır. Bu olay denizlerde ve karalarda yaşayan bazı canlı türlerinde görülen biyolüminesans olayından farklıdır. Biyofloresan, canlıların derilerinde veya dokularında bulunan ve ışığı soğuran proteinler sayesinde gerçekleşir.

Biyoloji

Oxford Üniversitesinden bilim insanları, şempanzelerin yüzlerini tanımak ve onları doğal yaşam ortamlarında izlemek için yeni bir yapay zekâ teknolojisi geliştirdi. Araştırmanın sonuçları Science Advances dergisinde yayımlandı.

Biyoloji

Fosfat, şeker ve azot içeren baz (adenin, guanin, sitozin ve timin) gruplarının bir araya gelmesiyle oluşan DNA hücrelerimizde kalıtsal bilgiyi taşıyan moleküldür. DNA birbirine sarmal şekilde bağlanmış iki zincirden meydana gelir. Her bir zincir nükleotid olarak isimlendirilen molekül birimlerinin bir araya gelmesiyle oluşur.

Biyoloji

Adli tıp araştırmalarında olay yerinden alınan DNA örneklerinden suçluların belirlenmeye çalışıldığına polisiye dizilerde ya da filmlerde tanık olmuşsunuzdur. DNA dizisindeki kişiye özgü sıralamaları analiz ederek bir DNA örneğinin kime ait olduğunu belirlemeye yarayan yöntem DNA parmak izi olarak isimlendiriliyor. Peki, bu yöntem nasıl çalışıyor?

Biyoloji

Belki sizi şaşırtabilir ama Türkiye’de bir zamanlar çita, aslan, Hazar kaplanı, pars gibi büyük kediler yaşıyordu. Bunlardan çita en son 13. yüzyılda, aslan 19. yüzyılın başlarında, pars ve Hazar kaplanı ise 1970’li yıllarda ülkemizde görülmüş. Günümüzdeyse kedi ailesinden vaşaklar, yaban kedileri, saz kedisi ve karakulak gibi türler, soyları tehdit altında olsa da, hâlen Türkiye’de yaşıyor.

Biyoloji

Güney Amerika’daki sularda yaşayan 250’den fazla türde balığın yön bulmak ve birbirleriyle iletişim kurmak için elektrik ürettiği biliniyor. Ayrıca görünüşleri yılana benzediği için elektrikli yılan balığı olarak adlandırılan türler avlanmak ve kendilerini savunmak için de elektrik kullanıyor.

Biyoloji

Doğada bazı hayvan türlerinin sayısı kıtlık, aşırı avlanma, iklim değişikliği ya da yaşam alanlarının daralması sonucu azalır. Hatta bu durum soylarının tamamen tükenmesine kadar gidebilir. Fakat bazen soyu tükendi diye düşündüğümüz türler uzun bir aradan sonra tekrar ortaya çıkar. Türkiye’deki bu türlerden biri de balık baykuşudur.

Biyoloji

Daha önce arıların sıfırı kavrayabildiği ve bu yüzden soyut matematikle ilgili kavramları anlamlandırabildiği üzerine gerçekleştirilen araştırmayı yürüten ekip arılar üzerinde çalışmaya devam etti ve arıların sembolleri sayılarla eşleştirebildiğini keşfetti.

Biyoloji

Bilim insanları, kuşların gagalarındaki bazı hücrelerin pusula işlevi gördüğünü ve bu durumun kuşların uzun ve karmaşık rotalarda yaptıkları yolculuklarda yön bulmalarına yardımcı olduğunu düşünüyordu. Fakat yakın zamanda yapılan bir araştırma, kuşların yönlerini kolaylıkla bulabilmesini sağlayan şeyin gözlerinde bulunan bir protein olduğunu gösterdi.

Biyoloji

ABD’deki Utah Sağlık Üniversitesinde çalışan bir grup araştırmacının yaptığı çalışmalar, Clostridia (20-30 ayrı bakteriyi içine alan bir sınıf) ba