Skip to content Skip to navigation

Kuşlar Manyetik Alanı Nasıl Hissedebiliyor?

Ege Durak
13/08/2019 - 10:20

Bilim insanları, kuşların gagalarındaki bazı hücrelerin pusula işlevi gördüğünü ve bu durumun kuşların uzun ve karmaşık rotalarda yaptıkları yolculuklarda yön bulmalarına yardımcı olduğunu düşünüyordu. Fakat yakın zamanda yapılan bir araştırma, kuşların yönlerini kolaylıkla bulabilmesini sağlayan şeyin gözlerinde bulunan bir protein olduğunu gösterdi. Bilim insanları kuşların bu protein sayesinde Dünya’nın manyetik alanını algılayabildiğini söylüyor. Bu, kuşların “altıncı hisse” sahip olduğu anlamına gelebilir.

Zebra ispinozu ve kızılgerdan üzerinde araştırmalar yapan bilim insanları, kuşların retinalarında (gözde ışığı algılayan sinir hücrelerinin bulunduğu ağ tabaka) bulunan ışığa duyarlı Cry4 adlı bir protein sayesinde manyetik alanı algılayabildiğini düşünüyor.

Kızılgerdan

Cry4 proteini kriptokrom proteinlerinden biridir. Kriptokrom proteinleri uyku-uyanıklık döngüsünü, vücut sıcaklığını, kan basıncını ve hormonların salgılanma düzenini Güneş’in doğuşuna ve batışına yani aydınlık ve karanlık döngüsüne göre ayarlayan biyolojik saatlerde rol oynar. Cry4 proteinin bu işlevinin yanı sıra aynı zamanda kuşların manyetik alanı algılamasında da rol aldığı düşünülüyor.

Cry4 proteinleri ışıkla uyarıldığında bir molekülden diğerine elektron geçişi oluyor. Böylece iki adet eşlenmemiş elektron ortaya çıkıyor. Bu elektronların spinlerinin bulunabileceği iki durum var: Elektronların spinleri aynı yönlü ya da zıt yönlü olabilir. Harici manyetik alanlarla etkileşimler sonucunda bu iki durum arasında geçişler meydana gelebiliyor. Yapılan son araştırmalara göre kuşların manyetik alanı algılamasını sağlayan şey de çevresel manyetik alan ile ışıkla uyarılmış Cry4 proteinlerindeki eşlenmemiş elektronların spinleri arasındaki bu etkileşimler.

Cry4 proteini

Bilim insanları  bu proteine sahip olmayan kuşlar üzerinde araştırma yapılması gerektiğini, böylece daha sağlık sonuçlar elde edilebileceğini düşünüyor.

Kaynaklar:

Yazar Hakkında:
Ege Durak
İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü Kimya Mühendisliği Bölümü Öğrencisi
1

İlgili İçerikler

Biyoloji

Doğada bazı hayvan türlerinin sayısı kıtlık, aşırı avlanma, iklim değişikliği ya da yaşam alanlarının daralması sonucu azalır. Hatta bu durum soylarının tamamen tükenmesine kadar gidebilir. Fakat bazen soyu tükendi diye düşündüğümüz türler uzun bir aradan sonra tekrar ortaya çıkar. Türkiye’deki bu türlerden biri de balık baykuşudur.

Biyoloji

Daha önce arıların sıfırı kavrayabildiği ve bu yüzden soyut matematikle ilgili kavramları anlamlandırabildiği üzerine gerçekleştirilen araştırmayı yürüten ekip arılar üzerinde çalışmaya devam etti ve arıların sembolleri sayılarla eşleştirebildiğini keşfetti.

Biyoloji

ABD’deki Utah Sağlık Üniversitesinde çalışan bir grup araştırmacının yaptığı çalışmalar, Clostridia (20-30 ayrı bakteriyi içine alan bir sınıf) ba

Biyoloji

Dünyanın birçok yerinde bulunan kırlangıçkuyruklar yaklaşık 560 türe sahip bir kelebek ailesidir. İsimlerini, bazı türlerin kanatlarının altındaki kuyruğa benzer uzantılardan alırlar. Çoğunlukla tropik bölgelerde yaşarlar.

Biyoloji

Nanomalzemelere dayalı elektrokimyasal biyosensörler ve aptasensör teknolojilerinin geliştirilmesine yönelik çalışmaları nedeniyle 2015 yılında TÜBİTAK Bilim Ödülü’ne layık görülen Prof. Dr. K. Arzum Erdem Gürsan ile bir söyleşi gerçekleştirdik.

Biyoloji

Semenderlerin bacakları koptuğunda yeniden gelişir. Kertenkeleler düşmanlarını yanıltmak için kuyruklarını bırakır, daha sonra yeniden büyütür. Planarya solucanları, denizanaları ve denizşakayıkları ise bütün vücutlarını yeniden büyütebilir. 

Biyoloji

İnsan Genom Projesi ile insanların gen haritasının çıkarılması pek çok gelişmeye kapı araladı. Bunlardan biri de genetik testler. Genetik testler kan, tükürük gibi vücut sıvılarındaki hücrelerden elde edilen DNA’nın incelenmesine dayanıyor.

Biyoloji

Dünyada bilinen örümcek türlerinin sayısı 43.000’den fazladır. Bu örümcek türlerinin birçoğu zehirli olmasına rağmen zehirleri insanı öldürücü nitelikte değildir. Fakat 30 kadar türün zehrinin insanlar için tehlikeli olabileceği düşünülüyor.

Biyoloji

İnsan genomunun sadece %2’lik kısmı protein kodlar. Kodlamayan DNA ise geriye kalan %98’lik kısmı ifade etmek için kullanılan terimdir. Bir grup araştırmacının yaptığı çalışmalar, kodlamayan DNA’daki mutasyonların otizme yol açabileceğini gösteriyor.

Biyoloji

Bilkent Üniversitesi Malzeme Bilimi ve Nanoteknoloji Araştırma Enstitüsü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Urartu Özgür Şafak Şeker ile sentetik biyoloji ve genetiği değiştirilmiş biyosistemlerin oluşturulması amacıyla sürdürdüğü çalışmaları üzerine videolu bir söyleşi gerçekleştirdik.