Skip to content Skip to navigation

Likya Uygarlığı’nın Antik Başkenti Patara

Mehmet Sığırcı
14/04/2020 - 14:57

Türkiye’nin kültürel değerlerinin öne çıkarılması ve dünya çapında tanıtımının yapılması amacıyla her yıl farklı bir tema belirleniyor. Bu kapsamda Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından 2018 yılı “Troya Yılı”, 2019 yılı ise “Göbeklitepe Yılı” olarak ilan edilmişti. 2020 yılı teması olarak ise Patara Antik Kenti seçildi. Gelin şimdi hep birlikte Patara’yı biraz daha yakından tanıyalım.

 

Likya Uygarlığı

Günümüzden 5000 yıl önce bir kent hâline gelen Patara, Akdeniz kıyısında kendilerine özgü bir kültür oluşturan Likya Uygarlığı’nın en önemli kentlerinden biri. Likyalılarla ilgili en eski yazılı bilgilere Mısır ve Hitit kaynaklarında rastlanıyor. MÖ 2000’li yıllara dayanan bu kaynaklarda “Luka” ya da “Lukka” adlı topluluklardan söz ediliyor ve Hitit Kralı Suppliluluma’nın MÖ 14. yüzyılda “Likya Devleti”ni fethettiğinden bahsediliyor. Ayrıca MÖ 1280 yılında Mısırlılar ve Hititler arasında imzalanan ve tarihteki ilk yazılı antlaşma olan Kadeş Antlaşması’nda bu bölgede yaşayan topluluklar “denizci Lukka halkı” olarak tanımlanıyor.

Likya Uygarlığı (Likya Birliği olarak da adlandırılır) 23 kentten oluşuyordu. Likya Uygarlığı’nda demokratik bir yasa çerçevesinde oy kullanılıyordu. Bunun günümüzdeki demokratik yönetimler için de esin kaynağı olduğu düşünülüyor.

 

Patara’nın Tarihi 

Patara, önce Likya Birliği’nin ardında da Roma İmparatorluğu döneminde kurulan Likya eyaletinin başkentliğini yaptı. Tarih boyunca Romalılar, Persler, Makedonlar, Bizanslılar ve Türkler gibi birçok topluluğun egemenliği altına giren kentte yapılan kazılarda bulunan bir taş balta, Patara’nın tarihinin Demir Çağ’ından bile eskiye dayandığını gösteriyor.

Günümüzde Muğla’nın Fethiye ilçesi ve Antalya’nın Kaş ilçesi sınırları içinde kalan Patara, coğrafi konumunun verdiği avantaj sayesinde uzun yıllar boyunca ayakta kalabildi. Patara bulunduğu bölgedeki denize ulaşımı olan tek yerdi. Sahip olduğu doğal liman sayesinde Anadolu’nun güneyindeki deniz ticaretine yön verdi. Kent bu liman etrafında şekillendi, yapıların bir kısmı da bu limana bağlı olarak inşa edildi. En parlak zamanını Roma İmparatorluğu döneminde yaşayan kentte ilerleyen dönemlerde salgın hastalıklar ve savaşlar nedeniyle nüfus hayli azaldı. Xanthos ya da günümüzdeki adıyla Eşen Çayı’nın taşıdığı kumlar binlerce yıl içinde Patara Koyu’nu tamamen doldurdu. Limanını yitirmesinin yanı sıra yıkıcı depremlerin de yaşanması kentin önemini kaybetmesine neden oldu.

1988 yılından beri Prof. Dr. Havva İşkan Işık başkanlığında Patara’da sürdürülen kazı çalışmalarında çok sayıda antik yapı gün yüzüne çıkarıldı. Şimdi bu yapılardan öne çıkanlara göz atalım.

 

Geçmişin İzleri 

Roma İmparatorluğu döneminde MS 1. yüzyılın sonlarında inşa edilen Zafer Takı, Patara’nın sembolü olarak biliniyor. 19 metre uzunluğa ve 10 metre yüksekliğe sahip yapı, kentin girişinde bulunuyor ve Patara’nın su ihtiyacını karşılayan kanalın bir parçası olarak kabul ediliyor. Zafer Takı’nın üzerinde inşa edildiği dönemde vali olarak görev yapan Mettius Modestus ve ailesini onurlandıran bir yazıt bulunuyor.

Patara Antik Kenti’nin sembolü sayılan Zafer Takı

2000 yıl önce Patara Limanı’na inşa edilen fener günümüze kadar ayakta kalan en eski deniz feneri olma özelliğini taşıyor. Üzerindeki yazıtta “denizcilerin selameti için MS 64-65 yıllarında yapıldığı” yazılı olan fenerin yüksekliği başlangıçta 12 metreydi. Günümüzde ancak 4,5 metresi ayakta kalan fener, limanın kumlarla dolması nedeniyle kıyıdan 500 metre içeride kalmış durumda.

Günümüze kadar ayakta kalan en eski deniz feneri 

MS 2. yüzyılda inşa edilen ve granarium olarak adlandırılan yapı ise Anadolu’dan Roma’ya gönderilecek tahılları depolamak için kullanıldı. Bu tahıl deposunun yanı sıra Likya Birliği’nin toplantılarının yapıldığı meclis binası, 5000 kişilik tiyatro, Likya tipi lahitlerin bulunduğu mezarlık alanı, Vespasian Hamamı ve Korinth Tapınağı da Patara Antik Kenti’ndeki ilgi çeken yapılardan bazıları.

Patara Antik Kenti’ndeki 5000 kişilik tiyatro

 

Caretta Caretta Kaplumbağaları 

Patara Antik Kenti, arkeolojik ve tarihsel değerlerinin yanı sıra caretta caretta olarak adlandırılan deniz kaplumbağalarının milyonlarca yıldır yumurtalarını bırakıp yavruladıkları ender sahillerden birine sahip olması ile de ayrı bir önem taşıyor.

Caretta caretta kaplumbağaları

 

Likya Yolu 

Kültür yolları geçmişte yaşamış uygarlıkların ulaşım, ticaret, göç, inanç gibi farklı amaçlarla kullandığı güzergâhların, günümüzde doğaseverlerin ve gezginlerin tekrar yürüyebilmeleri amacıyla düzenlendiği rotalardır. Bu rotalardan biri de Ölüdeniz’den Antalya’ya kadar uzanan 535 km uzunluğundaki “Likya Yolu”.

Likya Yolu güzergâhının yakınlarında bulunan Patara Antik Kenti, bu özelliğiyle doğaseverlerin uğrak noktalarından biri.

Likya Yolu’ndan bir bölüm

 

Osmanlı Devleti’nin İlk Telgraf İstasyonu 

Patara Antik Kenti’nde sürdürülen kazı çalışmaları sonucu, Osmanlı Devleti’nin 1906 yılında Afrika’daki toprağı Trablusgarp ile iletişim kurmak için inşa ettiği ilk telgraf istasyonu ortaya çıkarıldı. 5 yıl faaliyet gösteren ve Trablusgarp Savaşı’nda İtalyanlar tarafından bombalanarak kullanılamaz hâle gelen Patara Telsiz Telgraf İstasyonu geçtiğimiz yıl halka tanıtıldı.

Osmanlı Devleti’nin ilk telgraf istasyonu

Likya Uygarlığı’ndan günümüze uzanan yolda önemli bir durak olan Patara Antik Kenti, sahip olduğu doğal, arkeolojik ve tarihî değerleriyle ziyaretçileri tarafından keşfedilmeyi bekliyor. 2020 yılının Patara Yılı ilan edilmesi sayesinde antik kentin tarihe ayna tutan yapılarını keşfe çıkarak binlerce yıl öncesinin atmosferini soluma imkânı bulabilirsiniz. Ancak bu tarihî yolculuğa çıkmadan önce evlerimizde kalarak yeni tip koronavirüs salgınının sona ermesini beklememiz gerekiyor.

 

Kaynaklar: 

 

İlgili İçerikler

Sosyal Bilimler

Bilim Genç olarak Doç. Dr. Berk Canberk ile eğitimde yapay zekâ konusu üzerine bir söyleşi gerçekleştirdik.

Sosyal Bilimler

Bilim Genç Fotoğraflar köşesinde nisan ayında objektiflerinizi evinize odaklamanızı istemiştik. Oylamalar sonucunda nisan ayının en beğenilen fotoğrafı Esra Pınarbaş’a ait Balkonumdan Manzaralar olarak belirlendi. 

Sosyal Bilimler

Bilim Genç olarak mayıs ayında objektiflerinizi pencerenizden gördüklerinize odaklamanızı istiyoruz.

Sosyal Bilimler

Bu etkinliğimizde origami ile lale yapıyoruz. Öte yandan lalenin nereden geldiğini, kelimenin kökenini ve kültürümüzdeki yerini merak ediyorsanız sizin için derlediğimiz bilgilere göz atabilirsiniz.

Sosyal Bilimler

Yakın zamanda yapılan bir araştırma yanlış bilimsel bilgilerin de internette yayıldığını gösteriyor.

Sosyal Bilimler

Geçtiğimiz aralık ayında Çin’in Wuhan şehrinde ortaya çıkan yeni tip koronavirüs, dünya çapında bir salgına dönüştü.

Sosyal Bilimler

Sanal ortamda gezebileceğiniz birçok müzenin yanı sıra ücretsiz erişebileceğiniz kütüphane ve dergiler, dışarı çıkmadan evinizin sınırlarını aşmanıza hatta başka ülkeleri “ziyaret” etmenize imkân veriyor.

Sosyal Bilimler

Kariyer seçimi hayatımızı doğrudan etkileyen çok önemli bir konu. Peki, kendimiz için hangi mesleğin doğru olduğuna nasıl karar verebiliriz?

Sosyal Bilimler

Bilim Genç olarak nisan ayında objektiflerinizi evinize odaklamanızı istiyoruz. Örneğin evinizdeki çiçeklerin, ilginç tasarımlı nesnelerin, kitaplığınızın sanatsal fotoğrafını çekebilir ya da mutfakta yemek pişirmek gibi bilimsel süreçler içeren günlük aktiviteleri veya gün doğumunu, gün batımını ve bulutları fotoğraflayabilirsiniz.

Sosyal Bilimler

“Sinemada altın yıllar” dönemi olarak adlandırılan 1977-1990 yılları arasında birçok önemli yapım seyirciyle buluştu.