Skip to content Skip to navigation

Machu Picchu Fayların Üzerine Kurulmuş

Dr. Mahir E. Ocak
17/12/2019 - 18:24

Peru’nun güneyindeki antik İnka şehri Machu Picchu, And Dağları’nda 2430 metre yükseklikteki bir tepenin üzerinde yer alır. 1438-1472 yılları arasında hüküm süren İmparator Pachacuti için inşa edildiği düşünülen şehir, 2007 yılında Dünyanın Yeni Yedi Harikası’ndan biri olarak seçilmişti.

Büyüleyici manzarasıyla ziyaretçileri kendine hayran bırakan Machu Picchu, insanlığın en büyük mimari başarılarından biri olarak görülür. Harç kullanılmadan yapılmış devasa duvarlardaki mükemmel taş işçiliği, İnkaların mimarlıkta ve teknikte ulaştığı ileri seviyeyi gözler önüne serer.

Uzun süredir bilim insanlarının zihinlerini meşgul eden soru, İnkaların Machu Picchu’yu neden ve nasıl bu kadar ulaşımı zor bir noktada inşa ettikleriydi. Brezilya’daki Rio Grande de Sul Federal Üniversitesinden Rualdo Menegat ve arkadaşlarına göre bu sorunun cevabı bölgedeki faylarla ilgili.

Araştırmacılar hem uydular yardımıyla hem de yerinde ölçümler yaparak bölgenin jeolojik yapısını incelemişler. Sonuçlar bölgedeki irili ufaklı fayların bir “X” biçimi oluşturduğunu ve Machu Picchu’nun altında kesiştiğini gösteriyor. Menegat ve arkadaşlarının çıkardığı haritalara göre, tek tek binalar ve teraslar da dâhil olmak üzere, antik şehrin ana yapısı bölgedeki büyük faylarla aynı yönde inşa edilmiş. Üstelik aynı durum Ollantaytambo, Pisac ve Cusco gibi başka antik İnka şehirleri için de geçerli. Bu şehirler de yine fayların kesiştiği bölgelerde kurulmuş ve şehirlerin ana yapısı faylarla aynı yönde inşa edilmiş.

Araştırmacılara göre, bölgedeki faylar hem Machu Picchu’nun inşasına hem de bugüne kadar ayakta kalmasına çeşitli biçimlerde yardım etti. Faylar sebebiyle bölgede bol miktarda taş bulunuyordu. Dolayısıyla inşaatta kullanmak için uzak yerlerden taş taşınması gerekmemişti. Üstelik bölgedeki taşlar zaten zayıf oldukları kısımlardan çatlamış oldukları için kolaylıkla biçimlendirilebiliyordu.

Bölgedeki fayların bir diğer faydası, yağmur ve kar sularını şehre yönlendiren kanallar oluşturmasıydı. Böylece şehirde içme suyu sıkıntısı yaşanmıyordu.

Machu Picchu’nun bu kadar uzun süre ayakta kalabilmesinin nedenlerinden biri, çok yüksek bir tepenin üzerinde kurulduğu için bölgede sık sık meydana gelen çığlardan ve toprak kaymalarından etkilenmemesi. Bir diğer nedense yine şehrin altındaki faylarla ilgili. Bölge çok yüksek miktarda yağış aldığından şehrin inşası için verilen emeklerin üçte ikisi yeraltındaki drenaj sistemlerinin kurulmasına harcanmıştı. Bölgede zaten var olan faylarsa hem drenaj sistemlerinin kurulmasını kolaylaştırdı hem de aşırı yağışlar sırasında yağmur sularının tahliye edilmesine yardımcı olarak şehrin bugüne kadar ayakta kalmasına yardımcı oldu.

İlgili İçerikler

Yerbilimleri

Dünya yüzeyinin yaklaşık %70’i suyla kaplıdır. Bu suyun yaklaşık %97’sini ise okyanuslar oluşturur. Okyanuslar milyarca ton tuz içerebilir. 

Yerbilimleri

Bir grup araştırmacının yaptığı çalışmalar, Dünya’nın sıvı dış çekirdeğinden mantoya demir atomları sızdığını ve bu atomların volkanik etkinlikler sırasında yeryüzüne ulaştığını gösteriyor.

Yerbilimleri

536 kış mevsiminin sona ermediği yıl olarak tarihe geçti. 536 yılında gerçekleşen volkanik bir patlamadan sonra açığa çıkan kül bulutları atmosferi kaplamış, Güneş kara bulutların arkasında kalmış, 18 ay boyunca gündüzleri karanlıkta geçmiş, ekinler yetişememiş, Çin’de yaz mevsiminde kar yağmıştı.

Yerbilimleri

Bu etkinliğimizde maliyeti uygun malzemeler kullanarak deprem gerçekleştiğinde ses ve ışık ile uyarı veren bir deprem alarm düzeneği tasarlıyoruz.

Yerbilimleri

Yeryüzünde çok sayıda deprem meydana gelir. Bazı depremlerin gücü hissedilemeyecek kadar küçüktür. Bu nedenle herhangi bir zarara yol açmazlar. Şiddetli depremler ise büyük çapta can ve mal kaybına sebep olabilir. Deneyler köşesinin bu etkinliğinde kolayca bulabileceğiniz malzemelerle basit bir sismograf düzeneği tasarlayıp çalışma prensibini öğreniyoruz.

Yerbilimleri

Türkiye önemli fay hatlarını barındıran bir deprem ülkesidir. Deprem önlenebilir bir doğa olayı olmasa da depremin yıkıcı etkilerini alacağımız önlemlerle en aza indirebiliriz. Peki depreme karşı hazırlıklı olmak için neler yapabiliriz?

Yerbilimleri

Geçmişi günümüzden yaklaşık 12.000 yıl öncesine kadar uzanan Göbeklitepe Arkeolojik Alanı’nda yapılan kazı çalışmaları hızla devam ediyor. Göbeklitepe uygarlık tarihi ile ilgili bildiklerimizi tamamen değiştirebilir.

Yerbilimleri

İstanbul’da geçmişte çok büyük depremler meydana geldiği biliniyor. 22 Mayıs 1766 yılında meydana gelen 7,5 büyüklüğündeki son büyük deprem, kentte çok büyük bir yıkıma sebep olmuştu.

Yerbilimleri

Uluslararası Yerbilimleri Birliğinin bir parçası olan Uluslararası Katmanbilgisi Komisyonu yaklaşık on yıl önce Antroposen Çalışma Grubu adlı bir kurul oluşturmuştu. Otuz dört üyeden oluşan kurulun görevi, Antroposen olarak adlandırılan, insan etkinliklerinin yerküreyi şekillendirdiği yeni bir jeolojik çağın başlayıp başlamadığı hakkında karar vermekti. 

Yerbilimleri

Volkanik patlamalar sonucu ağaçlar, evler, tarlalar, yollar ve fabrikalar zarar görebilir. Hatta can kayıpları bile yaşanabilir. Peki tarihten bu yana birçok yeri yaşanmaz hale getiren bu doğal afet nasıl gerçekleşiyor?