Skip to content Skip to navigation

Merkür’ün İç Yapısı

Dr. Mahir E. Ocak
17/06/2019 - 17:00

Merkür’ün kendi etrafındaki dönüş hızı Dünya’nınkine kıyasla çok yavaştır; yaklaşık 58 Dünya günü sürer. 2007 yılında Dünya’dan yapılan radar gözlemlerinde, Merkür’ün kendi etrafındaki dönüş hareketinde bazı düzensizlikler tespit edilmiş ve bu durum Merkür’ün çekirdeğinin kısmen de olsa eriyik halde olduğunu göstermişti. Ancak Dünya’nın çekirdeğinde olduğu gibi Merkür’ün çekirdeğinin de merkezinde katı bir iç çekirdek olup olmadığı bilinmiyordu. Araştırmacılar bu soruya cevap bulabilmek için MESSENGER (Mercury Surface, Space Environment, Geochemistry and Ranging) uzay aracı tarafından toplanan verileri analiz etti.

NASA tarafından uzaya gönderilen MESSENGER, 2011 yılında Merkür’ün etrafında yörüngeye girip dört yıl boyunca veri topladıktan sonra gezegenin yüzeyine düşürülmüş ve uzay aracının görevi sonlandırılmıştı.

MESSENGER, dört yıl süren görevi sırasında giderek gezegene daha yakın yörüngelerde dolanmış ve bu sırada gezegenin kütleçekimi ile ilgili veri toplamıştı. Bir gezegenin etrafında oluşturduğu kütleçekim alanı sadece gezegenin merkezine olan mesafeye bağlı olarak değil kütlenin gezegendeki dağılımına bağlı olarak da değişir. Dolayısıyla Merkür’ün etrafında oluşturduğu kütleçekim alanı da gezegendeki kütle dağılımı hakkında bilgi veriyor.

Araştırmacılar, MESSENGER’ın topladığı kütleçekim verilerini analiz ettiklerinde Merkür’ün büyük, katı bir iç çekirdeğe sahip olması gerektiği sonucuna vardılar. Tahminlere göre katı iç çekirdeğin çapı yaklaşık 2000 kilometre. Bu durum katı iç çekirdeğin genişliğinin, çekirdeğin toplam genişliğinin yarısı kadar olduğu anlamına geliyor. Merkür’ün toplam çapı 4000 kilometre kadar olan çekirdeği, gezegenin toplam hacminin yaklaşık %85’ini kaplıyor.

Araştırma ile ilgili detaylı bilgiye Dr. Antonio Genova ve arkadaşlarının Geophysical Research Letters’ta yayımladıkları makaleden ulaşabilirsiniz.

İlgili İçerikler

Gökbilim ve Uzay

Evrendeki toplam madde miktarının %85’ini karanlık madde oluşturur. Karanlık madde ışıkla etkileşmediği için doğrudan görülemez.

Gökbilim ve Uzay

Nisan ayında Güneş’in batışından sonra gökyüzünde çıplak gözle görülebilen tek gezegen Venüs.

Gökbilim ve Uzay

Filmlerde görmüşsünüzdür, uzay boşluğuna koruyucu kıyafeti olmadan çıkmak zorunda kalan astronotun kolları ve bacakları donmaya başlar, sonra porselen gibi kırılır. O hâlde uzay çok soğuk olmalı değil mi?  Zavallı uydularımız uzayda donuyor olmalı.

Gökbilim ve Uzay

Bir grup gökbilimcinin yaptığı çalışmalar WASP-76b adlı bir ötegezegenin atmosferinde demir yağmurları yağdığına işaret ediyor. Dr. D. Ehrenreich ve arkadaşları tarafından yapılan araştırma ile ilgili makale Nature’da yayımlandı.

Gökbilim ve Uzay

Bir grup gökbilimci bilinen en büyük kozmik patlamayı gözlemledi. Dünya’ya 390 milyon ışık yılı mesafedeki Yılancı Gökada Kümesi’nde meydana gelen patlama sırasında yayılan enerjinin daha önceleri bilinen en büyük patlamadakinin beş katı kadar olduğu belirtiliyor.

Gökbilim ve Uzay

Bir yıldan uzun süredir Mars’ta görev yapan InSight, bulunduğu bölgede daha önceleri tahmin edilenden on kat daha büyük manyetik alan tespit etti. Uzay aracının gönderdiği veriler, Mars’ın yüzeyindeki manyetik alanın günlük hatta saniyelik olarak değiştiğini gösteriyor.

Gökbilim ve Uzay

Mars’ın jeolojik yapısını incelemek için özel olarak tasarlanan InSight aracı, 26 Kasım 2018’de Kızıl Gezegen’in yüzeyine inmişti. InSight’ın topladığı verilerin analiz edilmesiyle elde edilen ilk bilgiler Nature Geoscience’ın özel bir sayısında yayımlandı.

Gökbilim ve Uzay

Mart ayında gökyüzünde görebileceğiniz takımyıldızlardan biri, ters soru işaretine benzeyen şekliyle dikkat çeken Aslan Takımyıldızı. Aslan Takımyıldızı’nın en parlak yıldızı Regulus -Aslan’ın Kalbi olarak da isimlendirilir- ise bu soru işaretinin noktasını oluşturur.

Gökbilim ve Uzay

2011 yılında uzay mekikleri emekliye ayrıldığından beri NASA astronotları Rusya’nın Soyuz uzay araçları ile uzaya gidiyor. SpaceX şirketinin geliştirdiği Dragon uzay aracı ile yakın zamanda bu durum değişebilir.

Gökbilim ve Uzay

Gökbilimciler önümüzdeki yıllarda Güneş ile ilgili araştırmaların altın çağının yaşanacağını düşünüyor. Hem yakın geçmişte hayata geçirilen hem de yakın gelecekte hayata geçirilmesi planlanan projeler sayesinde Güneş bugüne kadar eşi benzeri görülmemiş bir hassasiyetle incelenebilecek.