Skip to content Skip to navigation

Mikroorganizmalar Tarafından Uygulanan Kuvvetler

Dr. Mahir E. Ocak
15/03/2019 - 15:54

Finlandiya’daki Aalto Ünivesitesi’nden Dr. Matilda Backholm ve Almanya’daki Max Plank Enstitüsü’nden Dr. Oliver Baumchen, canlı hücrelerin ve mikroorganizmaların uyguladığı kuvvetleri ölçmek için bir yöntem geliştirdi. Araştırmayla ilgili makale Nature Protocols’ta yayımlandı.

Canlı hücreler yaşamaya ve gelişmeye devam etmek için çevrelerine uyum sağlamak zorundadır. Yüzeylere tutunmaları ve başka hücrelerle bir araya gelerek biyofilmler oluşturmaları sırasında meydana gelen süreçler mekanik kuvvetler içerir. Mikroorganizmalar da sıvı ortam içinde hareket etmek için çevrelerine mekanik kuvvetler uygularlar. Mikro ölçekte meydana gelen süreçleri anlamak için hücrelerin ve mikroorganizmaların uyguladığı kuvvetleri ölçmek önemlidir. Günlük hayatta aşina olduğumuz kuvvetlerle karşılaştırıldığında bu kuvvetler doğal olarak çok küçüktür ve ölçülmeleri çok zordur.

Araştırmacıların geliştirdiği yöntemde mikropipetler ve optik mikroskoplar kullanılıyor. Mikropipetler, çapı insan saçınınkinden bile daha küçük, içi boş cam iğnelerdir. Araştırmacılar, önce mikroorganizmaları mikropipetin içine alıyor. Daha sonra mikropipetin şeklinde meydana gelen değişimleri bir optik mikroskopla tespit ederek mikroorganizmalar tarafından uygulanan kuvvetleri ölçüyorlar. Ölçüm, mikroorganizmalara herhangi bir zarar vermiyor. Bu yöntem kullanılarak mikroorganizmaların ilaçlar, besinler, sıcaklık ve diğer çevresel etkenler karşısında verdiği tepkiler tespit edilebiliyor.

İlgili İçerikler

Biyoloji

Doğada bazı hayvan türlerinin sayısı kıtlık, aşırı avlanma, iklim değişikliği ya da yaşam alanlarının daralması sonucu azalır. Hatta bu durum soylarının tamamen tükenmesine kadar gidebilir. Fakat bazen soyu tükendi diye düşündüğümüz türler uzun bir aradan sonra tekrar ortaya çıkar. Türkiye’deki bu türlerden biri de balık baykuşudur.

Biyoloji

Daha önce arıların sıfırı kavrayabildiği ve bu yüzden soyut matematikle ilgili kavramları anlamlandırabildiği üzerine gerçekleştirilen araştırmayı yürüten ekip arılar üzerinde çalışmaya devam etti ve arıların sembolleri sayılarla eşleştirebildiğini keşfetti.

Biyoloji

Bilim insanları, kuşların gagalarındaki bazı hücrelerin pusula işlevi gördüğünü ve bu durumun kuşların uzun ve karmaşık rotalarda yaptıkları yolculuklarda yön bulmalarına yardımcı olduğunu düşünüyordu. Fakat yakın zamanda yapılan bir araştırma, kuşların yönlerini kolaylıkla bulabilmesini sağlayan şeyin gözlerinde bulunan bir protein olduğunu gösterdi.

Biyoloji

ABD’deki Utah Sağlık Üniversitesinde çalışan bir grup araştırmacının yaptığı çalışmalar, Clostridia (20-30 ayrı bakteriyi içine alan bir sınıf) ba

Biyoloji

Dünyanın birçok yerinde bulunan kırlangıçkuyruklar yaklaşık 560 türe sahip bir kelebek ailesidir. İsimlerini, bazı türlerin kanatlarının altındaki kuyruğa benzer uzantılardan alırlar. Çoğunlukla tropik bölgelerde yaşarlar.

Biyoloji

Nanomalzemelere dayalı elektrokimyasal biyosensörler ve aptasensör teknolojilerinin geliştirilmesine yönelik çalışmaları nedeniyle 2015 yılında TÜBİTAK Bilim Ödülü’ne layık görülen Prof. Dr. K. Arzum Erdem Gürsan ile bir söyleşi gerçekleştirdik.

Biyoloji

Semenderlerin bacakları koptuğunda yeniden gelişir. Kertenkeleler düşmanlarını yanıltmak için kuyruklarını bırakır, daha sonra yeniden büyütür. Planarya solucanları, denizanaları ve denizşakayıkları ise bütün vücutlarını yeniden büyütebilir. 

Biyoloji

İnsan Genom Projesi ile insanların gen haritasının çıkarılması pek çok gelişmeye kapı araladı. Bunlardan biri de genetik testler. Genetik testler kan, tükürük gibi vücut sıvılarındaki hücrelerden elde edilen DNA’nın incelenmesine dayanıyor.

Biyoloji

Dünyada bilinen örümcek türlerinin sayısı 43.000’den fazladır. Bu örümcek türlerinin birçoğu zehirli olmasına rağmen zehirleri insanı öldürücü nitelikte değildir. Fakat 30 kadar türün zehrinin insanlar için tehlikeli olabileceği düşünülüyor.

Biyoloji

İnsan genomunun sadece %2’lik kısmı protein kodlar. Kodlamayan DNA ise geriye kalan %98’lik kısmı ifade etmek için kullanılan terimdir. Bir grup araştırmacının yaptığı çalışmalar, kodlamayan DNA’daki mutasyonların otizme yol açabileceğini gösteriyor.