Skip to content Skip to navigation

Moleküler Araçlar Yarışıyor

Dr. Tuba Sarıgül
07/04/2017 - 09:14

Dünyanın ilk moleküler araç yarışı 28-29 Nisan tarihleri arasında Fransa’nın Toulouse şehrinde gerçekleştiriliyor.

Moleküler araçlar birkaç yüz atomdan oluşuyor. 100 nanometre (nanometre metrenin milyarda biridir) uzunluğundaki yarış pisti ise altın atomlarından meydana geliyor. Parkur 20 nm’lik düz bir hat, bir dönüş, 50 nm’lik düz bir hat, bir dönüş ve 20 nm’lik  düz bir hat şeklinde tasarlandı. Nano boyuttaki moleküler araçları çıplak gözle görmek mümkün olmadığından, yarış taramalı tünelleme mikroskobu (taramalı tünelleme mikroskopu STM, atom ölçeğindeki örneklerin üç boyutlu olarak görüntülenebilmesini sağlayan bir yöntemdir) kullanılarak takip edilebilecek.

Hubert Raguet Cemes CNRS Photothèque

Yarışa katılacak moleküler araçların kapısı ya da camları yok, ancak hareket etmelerini sağlayan tekerleklere sahipler. Taramalı tünelleme mikroskobu moleküler araçların hareketinin takip edilmesinin yanı sıra araçların hareket etmesi için gerekli enerjiyi de sağlıyor. Moleküler araçlar mikroskobun ucu aracılığıyla uygulanan elektrik akımı sayesinde hareket ediyor.

The Royal Swedish Academy of Sciences

Yarışma Fransa Ulusal Bilimsel Araştırmalar Merkezi (CNRS) tarafından düzenleniyor. Yarışmanın amacı ise 2016 yılında Nobel Kimya Ödülü’ne de layık görülen moleküler makineler konusundaki araştırmaları teşvik etmek. Moleküler makineler, enerji ile hareketi kontrol edilebilen moleküller olarak tanımlanabilir. Moleküler makineler konusundaki araştırmalar ilaçların vücut içinde belirli bir hedefe ulaştırılması, nano ölçekte elektronik bileşenlerinin geliştirilmesi gibi yenilikçi gelişmelere öncülük edebilir.

İlgili İçerikler

Kimya

Plastikler günlük yaşamımızın bir parçası. Kolay şekillendirilebilmeleri, maliyetlerinin düşük olması, ısı ve elektrik yalıtımı sağlamaları gibi özellikleri nedeniyle yaygın olarak kullanıyorlar. Peki, plastiksiz bir dünya mümkün mü? Biyoplastikler, plastiklerin neden olduğu sorunlara çözüm olabilir mi?

Kimya

Deneyler köşesinin bu etkinliğinde çeşitli kimyasal maddeler kullanarak ve elektrik devresi kurarak yazı yazarken kimyanın alt dallarından biri olan elektrokimyayı daha yakından tanıyoruz.

Kimya

Arşimet prensibine göre su ve hava gibi herhangi bir akışkana bırakılan bir katı cisme akışkan tarafından cismin ağırlığının karşı yönünde yani yukarı doğru bir kuvvet uygulanır. Suya bırakılan katı cisimlere uygulanan bu kuvvete suyun kaldırma kuvveti denir. 

Kimya

Bir periyodik tabloda elementler yapısal özelliklerine göre kategorilere ayrılarak sınıflandırılır. Fakat periyodik tablonun nasıl okunacağı yani periyodik tablodan neler öğrenebileceğimiz bazı önemli fizik kurallarına bağlıdır. 

Kimya

Araştırmacılar maddenin yeni bir halini keşfetti. Deneysel ve kuramsal çalışmalar potasyum metalinin yüksek basınç ve sıcaklık altında hem katı hem de sıvılara benzer özelliklere sahip olduğunu gösteriyor. 

Kimya

İnsan vücudu sürekli ısı yayar. Uzak geçmişte bu ısıyı düzenlemenin tek yolu daha kalın ya da daha ince kıyafetler giymekti. Geçtiğimiz yüzyılda kumaşlar üzerine yapılan bilimsel çalışmalarsa bu durumu değiştirdi. Günümüzde uzun mesafe koşucularının vücutlarını serin tutan ya da dağcıların vücutlarını sıcak tutan kumaşlar var.

Kimya

Parlak ve canlı renkli kalemler veya boyalar kullanmayı birçoğumuz severiz. Peki, bu boya renklerinin nasıl oluştuğunu hiç merak ettiniz mi? Deneyler köşesinin bu etkinliğinde kâğıt kromatografisi yöntemini kullanarak keçeli kalemin içindeki mürekkebi ayrıştırıp inceleyeceğiz. 

Kimya

Câbir bin Hayyan, deney ve teoriye dayalı kimyanın ortaya çıkmasının öncüsü kabul ediliyor.  Prof. Dr. Fuat Sezgin, İslam Uygarlığında Mimari, Geometri, Fizik, Kimya kitabında Câbir bin Hayyan’a özel bir başlık ayırmış.

Kimya

Bugün 11 Şubat Uluslararası Bilimde Kadınlar ve Kız Çocukları Günü. Bugüne özel olarak sizler için 2018 yılı TÜBİTAK Teşvik Ödülü’nü kazanan Doç. Dr. İmren Hatay Patır ile bir söyleşi gerçekleştirdik.

Kimya

Dimitri Mendeleyev periyodik tablonun ilk versiyonunu 150 yıl önce, 1 Mart 1869’da (miladi takvime göre) ortaya koymuştu. Bilinen 63 elementten oluşan periyodik tablonun bu taslak hali yıllar içinde birçok bilim insanının katkısıyla gelişti.