Skip to content Skip to navigation

Okyanusların En Derinlerinde Nükleer Bomba İzleri

Dr. Mahir E. Ocak
04/06/2019 - 10:00

Çin Bilimler Akademisinde çalışan bir grup araştırmacının yaptığı çalışmalar, okyanusların en derinlerinde yaşayan kabuklu deniz canlılarının vücutlarında nükleer bomba testleri sırasında üretilmiş radyoaktif karbon bulunduğunu gösteriyor. Dr. Ning Wang ve arkadaşları tarafından yapılan çalışmanın sonuçları Geophysical Research Letters’ta yayımlandı.

Dünya’daki yaşamın temeli olan karbon elementinin farklı izotopları vardır. Bu izotopların en bol bulunanı olan, atomlarının çekirdeğinde 6 proton ve 6 nötron olan karbon-12 radyoaktif değildir. Çok daha az bulunan, atomlarının çekirdeğinde 6 proton ve 8 nötron bulunan karbon-14 ise radyoaktiftir.

Dünya’nın atmosferine çarpan kozmik ışınlardaki parçacıkların azot atomlarıyla girdiği nükleer tepkimeler sonuncunda karbon-14 izotopları ortaya çıkar. Karbon-14’ün insan etkinlikleri sonucunda yapay olarak üretildiği bir süreçse nükleer bomba denemeleridir. Patlama sırasında çevreye yayılan nötronlar, azot atomlarının karbon-14 izotoplarına dönüşmesine sebep olur: n+147N→146C+p

1950’lerde ve 1960’larda yapılan nükleer silah denemeleri sebebiyle atmosferdeki karbon-14 miktarı iki katına çıkmıştı. Günümüzdeyse atmosferdeki karbon-14 miktarı nükleer testlerin başlamasından önceki döneme göre %20 daha yüksek.

Radyoaktif karbon sadece atmosferde kalmıyor, zamanla canlıların vücuduna da giriyor. Nükleer bomba testleri başladıktan kısa bir süre sonra deniz canlılarının vücudundaki karbon-14 oranı da artmaya başlamıştı.

Yapılan son çalışmada araştırmacılar okyanusların en derinlerinde yaşayan canlılara odaklanmış, Pasifik Okyanusu’ndaki Mariana, Mussau ve Yeni Britanya çukurlarından toplanan kabuklu deniz canlılarının vücutlarındaki karbon-14 miktarını incelemişler. Sonuçlar deniz yüzeyinin yaklaşık 11.000 metre altında yaşayan bu canlıların kas dokularındaki karbon-14 oranının derin okyanus sularındaki organik maddelerdekinden daha yüksek olduğunu gösteriyor. Canlıların sindirim boşluğundaki karbon-14 oranıysa Pasifik Okyanusu’nun yüzeyindeki sulardaki organik maddelerde bulunanla aynı. Bu sonuçlar, derin denizlerdeki kabuklu canlıların büyük oranda okyanus yüzeyinden gelen ölü organik maddeyle beslendiğini gösteriyor. Dolayısıyla nükleer bomba testleri sırasında üretilen karbon-14, besin zincirleri vasıtasıyla okyanusların derinlerindeki canlıların vücudunda birikiyor.

İncelenen canlıların sığ sularda yaşayan kabuklu deniz canlılarıyla karşılaştırıldıklarında hem daha uzun ömürlü hem de daha büyük olmaları dikkat çekiyor. Sığ sularda yaşayan kabuklu canlıların ömrü genellikle 2 seneden daha kısadır, boyutları ise ortalama 2 santimetre kadardır. Okyanusun derinlerinden toplanan canlıların arasındaysa yaşı 10 senenin, boyutları 9 santimetrenin üzerinde olanlar var. Araştırmacılar bu durumu canlıların zamanla yaşadığı ortama uyum sağlamasına bağlıyor. Derin okyanus sularında hem sıcaklık daha düşüktür hem basınç daha yüksektir hem de besin daha azdır. Bu durum, muhtemelen, canlıların metabolizmasının ve hücre döngüsünün daha düşük olmasına sebep oluyor. Böylece canlıların enerji ihtiyacı daha az oluyor. Daha uzun ömürlü olmaları da karbon-14’ün canlıların vücudunda birikmesiyle sonuçlanıyor.

İlgili İçerikler

Ekoloji / Çevre Bilim

NASA tarafından alınan uydu görüntüleri Çin’deki hava kirliliğinde çok büyük düşüş yaşandığını gösteriyor. Yaşanan değişim kısmen de olsa koronavirüsün yayılmasını önlemek için alınan önlemlere bağlanıyor.

Ekoloji / Çevre Bilim

Her canlı kendine en uygun yaşam koşullarında varlığını sürdürür. Örneğin bir kutup ayısı çölde yaşayamazken çölde büyüyüp gelişen bir kaktüs kutuplarda hayatta kalamaz. Okyanusta yaşayan canlıların da büyüyüp gelişebilmesi için deniz suyunun asitlik derecesinin belirli bir seviyede olması gerekiyor.

Ekoloji / Çevre Bilim

Uluslararası bir araştırma grubunun Nature Reviews’ta yayımladıkları bir makaleye göre, küresel ısınmanın ana nedeni olan atmosferdeki karbondioksit artışı, aynı zamanda yeryüzündeki bitki örtüsünün çoğalmasına sebep oluyor. 

Ekoloji / Çevre Bilim

İlki 2017 yılında gerçekleştirilen Antarktika bilim seferi yolculuğumuzun dördüncüsüne (TAE-IV) katılacak 24 kişilik ekip 9 Şubat’ta yolculuklarına başlıyor.

Ekoloji / Çevre Bilim

Günümüzde küresel ısınmanın da etkisiyle orman yangınları günlerce hatta aylarca sürebiliyor. Yangınları kontrol altına almak ise gitgide zorlaşıyor. Orman yangınları sonucunda yangının büyüklüğüne bağlı olarak birçok hayvan yaşamını kaybediyor ve çok sayıda bitki yok oluyor.

Ekoloji / Çevre Bilim

Bitkiler atmosferdeki karbondioksiti kullanarak fotosentez yapar. Fotosentez sonucu hem besin üretilir hem de oksijen açığa çıkar. Canlıların solunum yapması için gerekli oksijenin büyük kısmı bitkilerden sağlanır. Bu bakımdan ormanlar en önemli oksijen kaynağıdır.

Ekoloji / Çevre Bilim

Bilim Genç Fotoğraflar köşesinde aralık ayında objektiflerinizi çevrenizdeki hayvan desenlerine odaklamanızı istemiştik. Bu süreçte #HayvanDesenleri etiketiyle Bilim Genç’te paylaştığınız fotoğraflar Bilim Genç ekibi tarafından değerlendirildi.

Ekoloji / Çevre Bilim

Orta Çağ’da Müslümanlar yeni yerler fethetmek ve ticaret ağlarını genişletmek amacıyla ilk olarak Akdeniz’de, daha sonra ise özellikle Hint Okyanusu’nda kapsamlı deniz yolculukları yaptı. Bu dönemde denizcilik alanının en önemli isimlerinden biri ise Pîrî Reis’ti.

Ekoloji / Çevre Bilim

Ülkemizin üç tarafı denizlerle çevrilidir. Kendi karasularımızda çok sayıda farklı canlı türü yaşar. Bunun yanı sıra Akdeniz ve Kızıldeniz’den birçok tür denizlerimize ulaşır. Kızıldeniz’den sularımıza ulaşan türlerden biri de balon balıkları.

Ekoloji / Çevre Bilim

3. Ulusal Antarktika Bilim Seferi’ne katılan 17 kişilik Türk araştırma ekibinde yer alan Dr. Öğr. Üyesi Korhan Özkan ile Antarktika seferi üzerine bir söyleşi gerçekleştirdik.