Skip to content Skip to navigation

Peru Andları’nda Dünyanın En Yüksek Arkeolojik Alanları Bulundu

Bilge Gölge
14/11/2014 - 14:37

Arkeolojik alanlar arasında en yüksek irtifada bulunan Güney Peru Andları’nda yapılan çalışmalar, insanoğlunun zorlu şartlarda hayatta kalma kapasitesi hakkında yeni bulgular sundu. Araştırmalar, günümüzden 11.500-12.400 yıl önce Cuncaicha’da, 11.500-12.800 yıl önce de Pucuncho’da insan yaşamı olduğunu gösteriyor. Deniz seviyesinden 4000 metre yükseklikte bulunan bölgede düşük oksijen, aşırı soğuk ve yüksek miktardaki güneş ışığı nedeniyle oldukça sert iklim koşulları hâkim. Buna rağmen, Cuncaicha kazı alanında bulunan kafatası iskelet parçaları, hayvan kalıntıları ve taştan yapılmış aletler bir zamanlar bölgede insan yerleşimi olduğuna işaret ediyor.

Yüksek irtifada yerleşimle ilgili yaygın bilimsel kuram, “genetik adaptasyon” olmadan insanların bu yükseltilerde yaşayamayacağını savunuyor. Araştırmayı yürüten ekipten Sonia Zarillo (Calgary Üniversitesi), kalıntıları bulunan Andlı insanların, metabolizma hızlarının ve hemoglobin miktarlarının normalden daha fazla olması ve geniş akciğerleri sayesinde bu zorlu şartlara uyum sağlayabildiklerini belirtiyor.

Zarillo “Bu adaptasyon 12.400 yıl önce de var mıydı kesin olarak bilmiyoruz. Biz, ‘bu insanlar bölgeye yerleşmeden evvel adaptasyonu zaten sağlamış mıydı, yoksa sağlamadan bu yükseltilerde yaşamaları mümkün müydü?’ gibi soruları açıklamaya çalışıyoruz. Ayrıca bölgedeki diğer korunaklı alanlarda da önemli bulgulara ulaşılabileceğini düşünüyoruz” diyor.

Coğrafi koşulları nedeniyle bu bölgede çalışmanın hayli zor olduğunu vurgulayan Zarillo, çalışmalarının henüz tamamlamadığını, ancak şu ana kadar ulaştıkları verilerin bilimsel önemini koruduğunu söylüyor.

Kaynaklar:

İlgili İçerikler

Yerbilimleri

İstanbul’da geçmişte çok büyük depremler meydana geldiği biliniyor. 22 Mayıs 1766 yılında meydana gelen 7,5 büyüklüğündeki son büyük deprem, kentte çok büyük bir yıkıma sebep olmuştu.

Yerbilimleri

Uluslararası Yerbilimleri Birliğinin bir parçası olan Uluslararası Katmanbilgisi Komisyonu yaklaşık on yıl önce Antroposen Çalışma Grubu adlı bir kurul oluşturmuştu. Otuz dört üyeden oluşan kurulun görevi, Antroposen olarak adlandırılan, insan etkinliklerinin yerküreyi şekillendirdiği yeni bir jeolojik çağın başlayıp başlamadığı hakkında karar vermekti. 

Yerbilimleri

Volkanik patlamalar sonucu ağaçlar, evler, tarlalar, yollar ve fabrikalar zarar görebilir. Hatta can kayıpları bile yaşanabilir. Peki tarihten bu yana birçok yeri yaşanmaz hale getiren bu doğal afet nasıl gerçekleşiyor?

Yerbilimleri

Binlerce yıl toprak altında kaldıktan sonra gün yüzüne çıkarılan arkeolojik eserlerin yüzeylerindeki doğal aşınmalar arkeologlar ve yazıt bilimciler için eserleri incelemeyi zorlaştırabiliyor. Peki, araştırmacılar bu zorluğu aşmak için neler yapıyor, hangi yöntemleri uyguluyor?

Yerbilimleri

Princeton Üniversitesi’nde çalışan bir grup araştırmacının yaptığı çalışmalar yeryüzünün 660 kilometre altındaki, yukarı manto ile aşağı mantoyu birbirinden ayıran katmanda devasa “dağlar” olduğuna işaret ediyor. Wenbo Wu, Sidao Ni ve Jessica Irving tarafından yapılan araştırmanın sonuçları Science’ta yayımlandı.

Yerbilimleri

Deprem konusunda uluslararası düzeydeki üstün nitelikli çalışmalarıyla 2018 yılı TÜBİTAK Bilim Ödülü’ne layık görülen Prof. Dr. Mustafa Erdik ile deprem ve Türkiye’deki deprem çalışmalarıyla ilgili bir söyleşi gerçekleştirdik.

Yerbilimleri

Fotoğrafta gördüğünüz neredeyse dikdörtgen prizma biçimindeki beyaz yapı tamamen doğal yollarla oluşmuş bir buzdağı.

Yerbilimleri

Geçmişte  Britanya Adası’nın iki antik kıtanın çarpışması sonucunda oluştuğu düşünülürdü. Ancak Plymouth Üniversitesi’nden bir grup araştırmacının yaptığı çalışmalar Britanya Adası’nın iki değil üç antik kıtanın çarpışması sonucunda oluştuğuna işaret ediyor.

Yerbilimleri

Mavi delikler, deniz seviyesinin günümüzden daha düşük olduğu buz devirlerinde oluşmuş obruklardır. Genellikle kenarları dik, ağzı daire biçimdeki bu çukurlar deniz seviyesi yükseldikten sonra su altında kalmış.

Yerbilimleri

Colorado ve Montana üniversitelerinden bilim insanları büyük depremlerin sıklığı ile Dünya’nın dönüş hızındaki çok küçük değişimler arasında bir b