Skip to content Skip to navigation

Robotlar Otizmli Çocukların Sosyal Becerilerini Geliştirmeye Yardımcı Olabilir

M. Bünyamin Yıldırım
07/09/2018 - 17:18

Otizm spektrum bozukluğu (OSB) bireylerin iletişim becerilerini ve davranışlarını etkileyen ve erken çocukluk döneminde ortaya çıkan bir hastalıktır. Bazı otizmli bireyler konuşmayla ilgili sorunlar yaşarken bazıları konuşurken karşıdaki kişinin gözüne bakamayabilir. Ayrıca tekrarlayan davranışlar sergileyebilir, öfke nöbetleri geçirebilirler. Bazı tedavi ve eğitimler otizmli bireylerin sergiledikleri rahatsızlık verici davranışların azaltılmasına yardımcı olabilir. Sosyal iletişim becerilerini geliştirmeye, sosyal hayata katılabilmelerine, bağımsız yaşayabilmek için ihtiyaç duydukları becerileri kazanabilmelerine yardımcı olabilecek tedavi ve eğitimler otizmli çocuklar ve aileleri için hayli önemli.

Robot destekli terapilerin otizmli çocuklarda yararlı olduğu geçmişte yapılan araştırmalarda gösterilmişti. Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nden araştırmacılar bu amaçla kullanılabilecek robotlar için bir yapay zekâ uygulaması geliştirdi.

Lüksemburg Üniversitesi’nden bilim insanları ise bu amaçla QT ismini verdikleri bir robot tasarladı. Araştırmacılar otizmli çocukların odaklanma becerilerini ve tekrar eden davranışlarını değerlendirerek robotun sosyal yardımcı robot olarak kullanılıp kullanılamayacağını belirlemeye çalıştı. Araştırmada 4 ila 14 yaşlarında on beş otizmli çocuk yer aldı. Deneyler sırasında otizmli çocuklar bir insanla ve QT robot ile kısa bir görüşme gerçekleştirdi.

 

LuxAI

Sonuçlar araştırmada yer alan otizmli çocukların bakışlarını QT robota insana kıyasla daha fazla yönlendirdiğini ve robotla yaptıkları görüşme sırasında insanla yaptıkları görüşmeye kıyasla daha az tekrarlayıcı hareket (örneğin el çırpma) sergilediklerini gösteriyor.

Sosyal yardımcı robotların kullanıldığı terapiler sayesinde otizmli çocukların iletişim becerilerinin gelişmesine ve öğrenme konusunda yaşadıkları sorunların azaltılmasına yardımcı olunabileceği düşünülüyor.

 

Yazar Hakkında:
M. Bünyamin Yıldırım
Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğrencisi

İlgili İçerikler

Tıp ve Sağlık

Bir sabah uyandınız. Ancak yataktan hiç çıkmak istemediniz. Boğaz ağrısı ve öksürük de cabası. Peki, ama neden? 1676 yılında Hollandalı mikrobiyolog Antonie van Leeuwenhoek göl suyunu kendi tasarımı olan mercekli mikroskopta incelerken farklı bir canlı türü keşfetti.

Tıp ve Sağlık

Dünya genelinde kanser, diyabet ya da bulaşıcı hastalıklar nedeniyle birçok kişi hayatını kaybediyor. Doktorların uyarıları, düzenli sağlık kontrolleri ve sağlıklı yaşam uygulamaları ile bu hastalıkların önüne geçilmeye çalışılıyor.

Tıp ve Sağlık

Cep telefonlarının ve klavyelerin klozet kapaklarından daha kirli olduğunu biliyor muydunuz?

Tıp ve Sağlık

Utah Üniversitesi’nden bir grup araştırmacı üç boyutlu yazıcılarla canlı hücrelerden bağ doku, tendon ve omurga üretmek için bir yöntem geliştirdi. Gelecekte bu yöntemle üretilen dokular tedavi amacıyla kullanılabilir.

Tıp ve Sağlık

ABD’li biyolog Ross G. Harrison 1907’de erişkin bir kurbağadan elde ettiği lenf sıvısında kurbağa sinir hücrelerini büyütmeyi başardı.

Tıp ve Sağlık

Nobel Fizyoloji veya Tıp Ödülü bu yıl, kanser tedavisi için bağışıklık sistemini hedef alan yöntemlerin geliştirilmesine yaptıkları katkılar sebebiyle James P. Allison ve Tasuku Honjo'ya verildi.

Tıp ve Sağlık

Dünya Sağlık Örgütü tarafından geçtiğimiz haziran ayında güncellenen Uluslararası Hastalık Sınıflandırması’na video oyunu oynama bozukluğu eklendi.

Tıp ve Sağlık

Bir grup araştırmacı, göz muayeneleri sırasında erken Alzheimer teşhisine imkân veren bir yöntem geliştirdi.

Tıp ve Sağlık

Yaz ayları birçoğumuz için dinlendiğimiz, seyahat ettiğimiz ve yeni yerler keşfettiğimiz bir dönem. Açık havada yaptığımız etkinliklerin arttığı bu sıcak günlerde yuvalarını terk eden sürüngenler, örümcekler ve böceklerle karşılaşma olasılığımız diğer mevsimlere göre daha yüksek.

Tıp ve Sağlık

Güneş'ten gelen UVA ışınlar cildin alt katmanlarına nüfuz ederek erken yaşlanmaya, kırışıklıklara ve kalıcı cilt hasarlarına dolayısıyla da cilt kanserine neden olabilir, UVB ışınlar ise güneş yanıklarına ve cilt kanserine yol açabilir.