Skip to content Skip to navigation

Rosetta, 67P Kuyrukluyıldızında Oksijen Molekülleri Tespit Etti

Dr. Tuba Sarıgül
03/11/2015 - 15:59

ESA/Rosetta/NavCam

Avrupa Uzay Ajansı’nın (ESA) Rosetta uzay aracı, 67P/Churyumov–Gerasimenko kuyrukluyıldızından yayılan gaz bulutunun içinde oksijen molekülleri tespit etti. Böylece bir kuyrukluyıldızda ilk kez moleküler halde oksijen keşfedilmiş oldu.

Rosetta uzay aracı bir yıldan fazla zamandır 67P/Churyumov–Gerasimenko kuyrukluyıldızının çevresinde araştırmalar yapıyor. Bu zamana kadar kuyrukluyıldızdan yayılan gazların içinde aralarında su buharının, karbondioksitin, karbonmonoksitin ve farklı soygazların bulunduğu birçok farklı madde tespit edilmişti. Sonuçları Nature dergisinde yayımlanan araştırmada bilim insanları 67P kuyrukluyıldızında evrende en bol bulunan üçüncü element olan oksijenin en basit moleküler şekli olan O2’yi tespit ettiklerini açıkladı.

Oksijen molekülünün kuyrukluyıldızdan yayılan gaz bulutunun içinde yüksek miktarda bulunması bilim insanlarını hayli şaşırttı. Tepkimeye girmeye istekli olan oksijeni moleküler halde tespit etmek zor olduğundan yıldızlar arası ortamda moleküler haldeki oksijene rastlamak çok sık karşılaşılan bir durum değil.

Oksijen molekülünün kaynağının ne olduğu ise hâlâ cevaplanmayı bekleyen bir soru. O2 molekülünün genellikle suyun yüksek enerjili parçacıkların, örneğin fotonların ve elektronların etkisiyle ayrışması sonucu açığa çıktığı düşünülüyordu. Ancak araştırmacılar 67P kuyrukluyıldızının Güneş’e yaklaştığı Eylül 2014 ve Mart 2015 arasındaki altı aylık dönemde moleküler haldeki oksijen/su oranının sabit olduğunu belirledi. Eğer oksijen, suyun güneş rüzgârlarıyla yayılan yüksek enerjili parçacıkların etkisiyle ayrışması sonucu oluşmuş olsaydı bu süreçte O2/H2O oranının değişmesi gerekirdi.

Bilim insanları 67P kuyrukluyıldızındaki oksijen molekülünün kaynağının milyarlarca yıl önce kuyrukluyıldızın oluşum aşamasında buz ve toz parçacıkları arasında kalan oksijen molekülleri olduğunu düşünüyor. Bu süreçteki sıcaklık koşulları oksijen molekülünün kimyasal tepkimeler sonucu başka oksijen bileşiklerine dönüşmesini engellemiş olabilir.

İlgili İçerikler

Gökbilim ve Uzay

Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nde (MIT) çalışan bir grup araştırmacı, hareketli aksamları olmayan bir itki sistemi tasarladı, üretti ve başarıyla test etti. Dr. Haofeng Xu ve arkadaşlarının Prof. Dr. Steven Barrett önderliğinde yaptığı çalışmanın sonuçları Nature’da yayımlandı.

Gökbilim ve Uzay

Gökyüzünde en kolay fark edilen takımyıldızlardan biri olan Avcı (Orion) Takımyıldızı, kış aylarında Kuzey Yarımküre’de gökyüzünün en önemli simgelerindendir. Bu nedenle de kış mevsiminin gelişinin habercisi olarak kabul edilir.

Gökbilim ve Uzay

Bilim Genç sesli yayınının yeni bölümünde Prof. Dr. Levent Kurnaz “Güneş Sistemi’nde başka bir gezegende yaşabilir miydik?” sorusunu, en yakınımızda olan Merkür, Venüs ve Mars’ın iklimi ve bu gezegenlerde yaşama imkânı üzerinden açıklıyor.

Gökbilim ve Uzay

Yerli uyduların mercek, prizma ayna gibi optik bileşen ihtiyacını karşılayacak Optik Sistemler Araştırma Laboratuvarı TÜBİTAK Uzay Teknolojileri Araştırma Enstitüsü çatısı altında kuruldu.

Gökbilim ve Uzay

Uluslararası Uzay İstasyonu (ISS) 20. yaş gününü kutluyor. ISS’yi oluşturan ilk modül olan Zarya, 20 Kasım 1998’de fırlatılmış ve Dünya’nın çevresindeki yörüngesine yerleşmişti.

Gökbilim ve Uzay

1772 yılında Wittenberg Üniversitesi’nden Johann Daniel Titius gezegenlerin Güneş’e olan ortalama uzaklıkları arasında bir ilişki olduğunu keşfetti.

Gökbilim ve Uzay

Gezegenler genç yıldızların etrafında dönen gaz ve toz bulutlarının içinde doğar. Bir araya gelen toz zerreleri giderek büyür; çakıl taşı, kaya ve dağ büyüklüğünde parçalar oluştururlar. 

Gökbilim ve Uzay

Boğa Takımyıldızı’ndaki Ülker (Pleiades) ve Boğa (Hyades) yıldız kümeleri kasım ayında Güneş’in batışından sonra doğu ufkunun üzerinden yükseliyor.

Gökbilim ve Uzay

Enerji kaynağı olarak güneş panellerinin kullanıldığı Vanguard 1 uydusunun fırlatılmasından bugüne güneş panelleri sayesinde uydular uzun yıllar görev yapabildi. Peki, uzay araçlarında kullanılan güneş panelleri uzaydaki zorlayıcı koşullara nasıl dayanabiliyor?

Gökbilim ve Uzay

Bilim Genç sesli yayınının yeni bölümünde Prof. Dr. Levent Kurnaz Güneş’te meydana gelen değişimlerin Dünya’nın iklimini nasıl etkilediğini anlatıyor.