Skip to content Skip to navigation

Sera Gazı Salımının Azaltılmasına Yönelik Taahhütler Yeterince Adil mi?

Dr. Tuba Sarıgül
06/11/2015 - 16:19

Aralık ayının ilk haftasında gerçekleştirilmesi planlanan 21. Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı’nın en önemli amaçlarından biri küresel iklim değişiklikleri konusunda uluslararası bir uzlaşıya varabilmek. Bu amaçla üye ülkelerden sera gazı salımlarının azaltılmasına yönelik alınacak taahhütler sayesinde Dünya’nın ortalama sıcaklığındaki artışın 2oC’de tutulabileceği düşünülüyor.

Environmental Research Letters dergisinde yayımlanan araştırma, sera gazı salımında en büyük paya sahip ülkeler tarafından sıcaklık artış hedefinin tutturulabilmesi için emisyonların azaltılmasına yönelik verilen taahhütlerin, diğer ülkelerin nüfus ve emisyon oranlarıyla kıyaslandığında adil bir paylaşım sağlamayacağını gösteriyor.

Sera gazı salımında en büyük paya sahip ülkelerden ABD, emisyonları 2025’e kadar %28, 2050’e kadar %83 oranında, AB ülkeleri ise 2030’a kadar %40, 2050’ye kadar %80 oranında azaltmayı hedefliyor. Bu konuda kesin bir taahhütte bulunmayan Çin’in sera gazı emisyonlarının 2020-2030 yılları arasında en yüksek seviyeye ulaşacağı tahmin ediliyor.

Norveç’teki Uluslararası İklim ve Çevre Araştırmaları Merkezi, Massachusetts Teknoloji Enstitüsü ve Exeter Üniversitesi’nden araştırmacılar sera gazı emisyonlarını ülkelerin nüfuslarına ve şu anki emisyon oranlarına göre değerlendirdi. Araştırmada ABD’nin, AB ülkelerinin ve Çin’in taahhütlerinin yetersiz olduğu belirlendi. Sonuçlar ABD, AB ülkeleri ve Çin'in taahütlerini yerine getirseler dahi küresel ortalama sıcaklıktaki 2oC’lik hedefin tutturulabilmesi için, 2030 yılında diğer ülkelerin kişi başına düşen emisyon miktarlarının bu üç ülkenin kişi başına düşen emisyon miktarlarından 7-14 kat daha az olması gerektiğini gösteriyor.

Yapılan hesaplamalar Dünya’nın küresel ortalama sıcaklığındaki artışı en fazla 2oC’de tutabilmek için Sanayi Devrimi’nden bu yana atmosfere salınan karbondioksit miktarının 3,7 trilyon tonu aşmaması gerektiğini gösteriyor. Ancak şimdiden bu değerin yaklaşık %75’ine ulaşılmış durumda.

İlgili İçerikler

Ekoloji / Çevre Bilim

Bilim Genç olarak haziran ayında objektiflerinizi çevrenizdeki ağaçlara odaklamanızı istiyoruz.

Ekoloji / Çevre Bilim

Yalıçapkınıgiller ailesinde yer alan bayağı yalıçapkını (Alcedo atthis) Avrupa, Güneydoğu Asya ve Afrika’da görülür.

Ekoloji / Çevre Bilim

Bilimsel çalışmalar, günümüzden 90 milyon yıl önce Güney Kutbu civarındaki karaların yağmur ormanlarıyla kaplı olduğunu gösteriyor. 

Ekoloji / Çevre Bilim

NASA tarafından alınan uydu görüntüleri Çin’deki hava kirliliğinde çok büyük düşüş yaşandığını gösteriyor. Yaşanan değişim kısmen de olsa koronavirüsün yayılmasını önlemek için alınan önlemlere bağlanıyor.

Ekoloji / Çevre Bilim

Her canlı kendine en uygun yaşam koşullarında varlığını sürdürür. Örneğin bir kutup ayısı çölde yaşayamazken çölde büyüyüp gelişen bir kaktüs kutuplarda hayatta kalamaz. Okyanusta yaşayan canlıların da büyüyüp gelişebilmesi için deniz suyunun asitlik derecesinin belirli bir seviyede olması gerekiyor.

Ekoloji / Çevre Bilim

Uluslararası bir araştırma grubunun Nature Reviews’ta yayımladıkları bir makaleye göre, küresel ısınmanın ana nedeni olan atmosferdeki karbondioksit artışı, aynı zamanda yeryüzündeki bitki örtüsünün çoğalmasına sebep oluyor. 

Ekoloji / Çevre Bilim

İlki 2017 yılında gerçekleştirilen Antarktika bilim seferi yolculuğumuzun dördüncüsüne (TAE-IV) katılacak 24 kişilik ekip 9 Şubat’ta yolculuklarına başlıyor.

Ekoloji / Çevre Bilim

Günümüzde küresel ısınmanın da etkisiyle orman yangınları günlerce hatta aylarca sürebiliyor. Yangınları kontrol altına almak ise gitgide zorlaşıyor. Orman yangınları sonucunda yangının büyüklüğüne bağlı olarak birçok hayvan yaşamını kaybediyor ve çok sayıda bitki yok oluyor.

Ekoloji / Çevre Bilim

Bitkiler atmosferdeki karbondioksiti kullanarak fotosentez yapar. Fotosentez sonucu hem besin üretilir hem de oksijen açığa çıkar. Canlıların solunum yapması için gerekli oksijenin büyük kısmı bitkilerden sağlanır. Bu bakımdan ormanlar en önemli oksijen kaynağıdır.

Ekoloji / Çevre Bilim

Bilim Genç Fotoğraflar köşesinde aralık ayında objektiflerinizi çevrenizdeki hayvan desenlerine odaklamanızı istemiştik. Bu süreçte #HayvanDesenleri etiketiyle Bilim Genç’te paylaştığınız fotoğraflar Bilim Genç ekibi tarafından değerlendirildi.