Skip to content Skip to navigation

Simetrik Dizler Bizi Daha Hızlı Yapıyor

Pınar Dündar
15/12/2014 - 11:27

Güçlü kaslar, sağlam bir kalp ve sağlıklı bir vücut… Hızlı bir koşucu olmak istiyorsanız bunlara sahip olmanız şart. Peki, dizlerinizin simetrikliğinin de hızlı bir koşucu olmanızda önemli bir rol oynadığını söyleseydik ne derdiniz? Bilim insanlarının geçtiğimiz ay PLoS One dergisinde yayımladığı bir araştırmaya göre en iyi koşucular simetrik yapıda dizlere sahip olanlar arasından çıkıyor.

Kanada’nın New Brunswick eyaletinde bulunan Rutgers Üniversitesi’nden Robert Trivers ve arkadaşları simetrik diz yapısının koşucular üzerindeki etkisini kanıtlayan bir çalışma gerçekleştirdi. Bu araştırma kapsamında Jamaika’da 73 kısa mesafe koşucusunun dizleri, ayakları ve ayak bilekleri üzerinde bazı ölçümler yapıldı. Elde edilen veriler o bölgede yaşayan ve koşucularla aynı yaş ve benzer beden ölçülerine sahip 116 insanınkiyle karşılaştırıldı. Sonuç olarak koşucuların yerlilere oranla daha simetrik diz yapısına sahip olduğu belirlendi. Ardından bilim insanları, araştırmayı bir adım daha ileri götürerek bu kez koşucuları kendi aralarında karşılaştırdı. Bunun için 100, 200, 400 ve 800 metrelik yarışlarda en iyi dereceleri alan koşucular incelendi. Sonuç, daha önce elde edilen bulguyu doğruluyordu. Çünkü koşucular arasında da en iyi dereceleri alanlar, dizleri rakiplerine göre daha simetrik olanlardı.

Daha önce yapılan bazı araştırmalarda simetrik vücuda sahip insanların, vücutları daha orantısız olan diğer insanlara göre daha güçlü ve sağlıklı olduğunu gösteren bulgular elde edilmişti. Ancak bu araştırma, simetrik diz yapısının en iyi koşucular arasında nasıl bir fark yarattığının belirlenmesi açısından bir ilk oldu.

Çalışmanın bir sonraki adımında ise araştırmacılar, koşucuların dizlerinin antrenman yaptıkça daha da simetrik hale gelip gelmediğini incelemeyi planlıyor.

İlgili İçerikler

Tıp ve Sağlık

17 Aralık 1903’te, ABD’li Wright kardeşler tarafından bir hava aracı ile gerçekleştirilen ilk uçuşun üzerinden bir asırdan fazla zaman geçti. O tarihten itibaren hızla gelişen havacılık teknolojileri bugün insanlara yerden ortalama 11-12 kilometre (36.000-40.000 feet) yüksekte uçma imkânı sunuyor.

Tıp ve Sağlık

Bir grup araştırmacının yaptığı çalışmalar plasentadan elde edilmiş, Cdx2 olarak adlandırılan kök hücrelerin kalp krizi geçirmiş farelerde yeniden sağlıklı kalp hücrelerine dönüşebildiğini gösterdi.

Tıp ve Sağlık

Yakın zamanda doktora gittiyseniz hastane duvarlarında şöyle bir uyarı ile karşılaşmış olabilirsiniz: “Doktorunuza antibiyotik yazması için ısrar etmeyin”. Peki, bu uyarı neden yapılıyor? Neden antibiyotik kullanıyoruz? Antibiyotikler tehlikeli mi? Gelin, bu soruların cevaplarına birlikte bakalım.

Tıp ve Sağlık

Rochester Teknoloji Enstitüsünde çalışan Nicholas Conn, Karl Schwarz ve David Borkholder, konjestif kalp yetmezliği hastaları için yararlı olacak bir klozet oturağı geliştirdi. Çeşitli ölçüm cihazlarıyla donatılmış oturak, henüz semptomlar ortaya çıkmadan hastanın sağlığındaki bozulmaları tespit edebiliyor.

Tıp ve Sağlık

Ergenlik dönemi bilişsel, fiziksel ve duygusal olarak çok hızlı değişimler geçirdiğimiz, kendine has özellikleri olan bir dönemdir. Peki, bu dönemde beslenme konusunda nelere dikkat etmek gerekiyor?

Tıp ve Sağlık

Prof. Dr. Ramazan Akdemir ile üç boyutlu yazıcıyla üretilen eriyebilen damar stenti projesi üzerine bir söyleşi gerçekleştirdik.

Tıp ve Sağlık

“Her şeyin azı karar çoğu zarar” denir. Bu söz bağışıklık sistemimiz için de geçerli olabilir. Çünkü bağışıklık sisteminin aşırı aktif olması otoimmün hastalıklara (öz bağışıklık hastalıkları) sebep olabiliyor.

Tıp ve Sağlık

Sindirim sistemimizi yakından tanıyıp yiyeceklerin vücudumuza girdikten sonra hangi süreçlerden geçtiğini ve nasıl enerjiye dönüştüğünü öğrenmek i

Tıp ve Sağlık

Stanford Üniversitesi Tıp Fakültesinde çalışan bir grup araştırmacı, sağlıklı hücrelere zarar vermeden kanserli hücreleri öldürmeye imkân veren bir yöntem geliştirdi. Dr. Hokyung K. Chung ve arkadaşlarının Prof. Dr. Michael Z. Lin önderliğinde yaptığı araştırmanın sonuçları Science’ta yayımlandı.

Tıp ve Sağlık

Geçmişte yapılan araştırmalar, yüksek tansiyonun hafif bilişsel bozukluklar ve demansla ilişkilendirilebileceğini göstermişti. Peki, bu doğru mu?