Skip to content Skip to navigation

Su Kaç Derecede Kaynar?

Merve Cin
27/10/2017 - 16:40

Yaş: 14-16

Bilmekte fayda var!

“Su kaç derecede kaynar?” sorusuna 100°C deyip geçebilirsiniz; ancak bu değer farklı koşullarda değişir.

Sıvılar her sıcaklıkta buharlaşır. Bir sıvının yüzeyindeki moleküllerin kinetik enerjisi, sıvı moleküllerini bir arada tutan moleküller arası çekim kuvvetini yenecek kadar büyükse sıvı molekülleri buharlaşabilir. Gaz haline geçen bu moleküllerin sıvının yüzeyinde oluşturduğu basınca buhar basıncı denir. Sabit basınçta sıvının sıcaklığı arttıkça -sıvı moleküllerinin kinetik enerjisi arttığından- buhar basıncı da artar.

Buhar basıncı dış basınca (sıvı ağzı açık bir kapta bulunuyorsa atmosfer basıncına) eşit olduğunda sıvı kaynamaya başlar. Dolayısıyla bir sıvının kaynama noktası dış basınca bağlıdır.

Bir sıvı deniz seviyesinden daha aşağıda ya da daha yukarıda bulunan bir yere götürüldüğünde dış basınç (atmosfer basıncı) değişeceğinden sıvının kaynama noktası da değişecektir.

Deniz seviyesinden yukarılara doğru çıkıldıkça atmosfer basıncı azalır. Bu nedenle yüksek rakımlı yerlerde sıvılar deniz seviyesindeki kaynama noktasından daha düşük sıcaklıklarda kaynar. Örneğin deniz seviyesinde (1 atmosfer basınçta) su 100°C’de kaynarken, 8848 metre yükseklikteki Everest Dağı’nın zirvesinde yaklaşık 70°C’de kaynar. Deniz seviyesinin altındaki yerlerde ise suyun kaynama noktası 100°C’nin üzerindedir.

Deneyler köşesinin bu etkinliğinde Türkiye’nin farklı yüksekliklerdeki üç ilinde suyun kaynama noktasını karşılaştırıyoruz.

Yöntem

Bu etkinliği deniz seviyesinden farklı yüksekliklerde bulunan Erzurum (1890 m), Ankara (870 m) ve İzmir (25 m) illerinde gerçekleştirdik. Her bir ilde suyun kaynama noktasını ölçtük. Her ölçümde aynı suyu kullandık.

 

Nelere ihtiyacımız var?

0,5 litrelik cam balon

Alkol termometresi

0,5 litre su

 

Ne yapıyoruz?

0,5 litrelik cam balonu yarısına kadar su ile dolduralım. Cam balonu ısıtıcının üzerine koyup, termometreyi suyun içine daldıralım. Termometre ile sıcaklık ölçümünün doğru yapılabilmesi için termometre haznesinin kabın tabanına temas etmemesine ve haznenin tamamının sıvı içinde olmasına dikkat edelim.

Başlangıçta su ısındıkça termometredeki sıcaklık değeri artacak, ancak kaynama noktasına ulaşıldığında suyun sıcaklığı sabit kalacaktır. Çünkü su dışarıdan ısı enerjisi almasına rağmen alınan enerji buharlaşmaya harcanır.

Suyun kaynamaya başladığı ve sıcaklığın sabit kaldığı değeri termometre üzerinden okuyalım ve bir yere not edelim.

 

Ne oldu?

Su; ortalama rakımı 1890 metre olan Erzurum’da yaklaşık 95-96°C’de, ortalama rakımı 870 metre olan Ankara’da 98°C’de, ortalama rakımı 25 metre olan İzmir’de 101°C’de kaynadı.

Erzurum ve Ankara’da suyun kaynama noktasını 100°C’nin altında ölçtük. Erzurum ve Ankara yüksek rakımlı şehirler olduklarından, bu şehirlerdeki atmosfer moleküllerinin oluşturduğu dış basınç deniz seviyesindekinden daha düşüktür. Su (buhar basıncı dış basınca eşit olduğunda kaynadığından) yüksek rakımlı yerlerde, deniz seviyesindeki kaynama noktası değeri olan 100°C’nin altında kaynamaya başlar.

Ortalama rakımı deniz seviyesine hayli yakın olan İzmir’de suyun yaklaşık 101°C’de kaynadığını gördük. Kaynama noktasını etkileyen bir başka durum da sıvının içindeki çözünmüş halde bulunan diğer maddelerdir. Bu etkinlikte saf su kullanmadığımızdan, suyun içindeki farklı mineraller kaynama noktası değerinin yüksek çıkmasına sebep olmuş olabilir.

Yaylalar gibi yüksek yerlerde yiyeceklerin deniz seviyesine kıyasla daha yavaş pişmesinin nedeni, suyun yüksek yerlerde deniz seviyesinden daha düşük sıcaklık değerlerinde kaynamasıdır. Basınçlı tencerelerde yiyeceklerin daha hızlı pişmesinin nedeni ise bu tür tencerelerin içinde basıncın yüksek olmasından dolayı suyun kaynama noktasının yüksek olmasıdır.

 

 

Kaynaklar:

İlgili İçerikler

Kimya

Plastikler günlük yaşamımızın bir parçası. Kolay şekillendirilebilmeleri, maliyetlerinin düşük olması, ısı ve elektrik yalıtımı sağlamaları gibi özellikleri nedeniyle yaygın olarak kullanıyorlar. Peki, plastiksiz bir dünya mümkün mü? Biyoplastikler, plastiklerin neden olduğu sorunlara çözüm olabilir mi?

Kimya

Deneyler köşesinin bu etkinliğinde çeşitli kimyasal maddeler kullanarak ve elektrik devresi kurarak yazı yazarken kimyanın alt dallarından biri olan elektrokimyayı daha yakından tanıyoruz.

Kimya

Arşimet prensibine göre su ve hava gibi herhangi bir akışkana bırakılan bir katı cisme akışkan tarafından cismin ağırlığının karşı yönünde yani yukarı doğru bir kuvvet uygulanır. Suya bırakılan katı cisimlere uygulanan bu kuvvete suyun kaldırma kuvveti denir. 

Kimya

Bir periyodik tabloda elementler yapısal özelliklerine göre kategorilere ayrılarak sınıflandırılır. Fakat periyodik tablonun nasıl okunacağı yani periyodik tablodan neler öğrenebileceğimiz bazı önemli fizik kurallarına bağlıdır. 

Kimya

Araştırmacılar maddenin yeni bir halini keşfetti. Deneysel ve kuramsal çalışmalar potasyum metalinin yüksek basınç ve sıcaklık altında hem katı hem de sıvılara benzer özelliklere sahip olduğunu gösteriyor. 

Kimya

İnsan vücudu sürekli ısı yayar. Uzak geçmişte bu ısıyı düzenlemenin tek yolu daha kalın ya da daha ince kıyafetler giymekti. Geçtiğimiz yüzyılda kumaşlar üzerine yapılan bilimsel çalışmalarsa bu durumu değiştirdi. Günümüzde uzun mesafe koşucularının vücutlarını serin tutan ya da dağcıların vücutlarını sıcak tutan kumaşlar var.

Kimya

Parlak ve canlı renkli kalemler veya boyalar kullanmayı birçoğumuz severiz. Peki, bu boya renklerinin nasıl oluştuğunu hiç merak ettiniz mi? Deneyler köşesinin bu etkinliğinde kâğıt kromatografisi yöntemini kullanarak keçeli kalemin içindeki mürekkebi ayrıştırıp inceleyeceğiz. 

Kimya

Câbir bin Hayyan, deney ve teoriye dayalı kimyanın ortaya çıkmasının öncüsü kabul ediliyor.  Prof. Dr. Fuat Sezgin, İslam Uygarlığında Mimari, Geometri, Fizik, Kimya kitabında Câbir bin Hayyan’a özel bir başlık ayırmış.

Kimya

Bugün 11 Şubat Uluslararası Bilimde Kadınlar ve Kız Çocukları Günü. Bugüne özel olarak sizler için 2018 yılı TÜBİTAK Teşvik Ödülü’nü kazanan Doç. Dr. İmren Hatay Patır ile bir söyleşi gerçekleştirdik.

Kimya

Dimitri Mendeleyev periyodik tablonun ilk versiyonunu 150 yıl önce, 1 Mart 1869’da (miladi takvime göre) ortaya koymuştu. Bilinen 63 elementten oluşan periyodik tablonun bu taslak hali yıllar içinde birçok bilim insanının katkısıyla gelişti.