Skip to content Skip to navigation

Suyu Enerjiye Dönüştüren Güneş Gözesi

Dr. Mahir E. Ocak
27/10/2014 - 11:08

Güneş’ten Dünya’ya ulaşan ışık, çok büyük bir enerji kaynağı. Güneş enerjisi dünyanın enerji sorununa çare olabilir. Ancak güneş enerjisinin verimli bir şekilde günlük enerji ihtiyacını karşılamak için kullanılmasının önünde iki engel var. Birincisi, elde edilen enerjinin gerektiğinde kullanılana kadar nasıl depolanacağı. İkincisi ise uzun süre güneş ışığına maruz kalan bölgelerdeki nüfus yoğunluğu genellikle düşük olduğu için enerjinin bir yerden diğerine nasıl aktarılacağı. Bu sorunların, güneş enerjisinin suyu hidrojen ve oksijene ayrıştırmak için kullanılmasıyla çözülebileceği düşünülüyor. Elde edilecek hidrojen gazı, hem yakıt olarak kullanılabilir hem de bir yerden diğerine kolayca taşınabilir.

Güneş enerjisinin hidrojen gazındaki kimyasal bağlarda depolanabilmesi için iki şey gerekli: suyun parçalanmasını kolaylaştıracak bir katalizör (kendisi tepkimede harcanmadan tepkimenin hızını artıran bir madde) ve parçalanma tepkimesi için gerekli enerjiyi sağlayacak bir enerji kaynağı. Geleneksel güneş gözelerinde kullanılan silikon, hem güneş enerjisini kimyasal enerjiye dönüştürme açısından verimli değil hem de silikonlu güneş gözelerinin üretim maliyeti yüksek. 2009 yılından beri kullanılan perovskitli güneş gözeleri ise hem daha verimli hem de daha ucuz. Ancak perovskitli güneş gözelerinin kullanım ömrü hâlâ çok kısa. Bu güneş gözeleri sadece birkaç saat içinde işlevlerini kaybediyor.

İsveç Federal Teknoloji Enstitüsü’nde çalışan Michael Grätzel ve arkadaşlarının geliştirdiği cihazda suyu bileşenlerine ayrıştırmak için perovskitli güneş gözelerinden yararlanılıyor. Kullanılan gözeler, güneş enerjisini %17,3 verimle elektrik enerjisine dönüştürebiliyor ve 1 Volt’un üzerinde voltaj üretebiliyor. Böylece sadece iki göze kullanarak suyu hidrojen ve oksijene ayrıştırmak mümkün oluyor. Araştırmacıların cihazda kullandığı katalizör ise Hongjie Dai önderliğinde Stanford Üniversitesi’nde yapılan araştırmalar sırasında geliştirilmiş.

 

 

İlgili İçerikler

Kimya

Experimentarium Bilim Merkezi’nin kurucu müdürü Asger Hoeg ile Türkiye’deki bilim merkezlerinin nasıl geliştirilebileceğini konuştuk.

Kimya

Nobel Kimya Ödülü’nün bu yılki sahipleri Kaliforniya Teknoloji Enstitüsü’nden Frances H. Arnold, Columbia Üniversitesi’nden George P. Smith ve Cambridge Üniversitesi’nden Gregory P. Winter oldu.

Kimya

Sonbahar mevsiminin en belirgin özelliklerinden biri doğadaki renk cümbüşüdür. Ağaçların yaprakları yeşilden parlak sarıya, turuncuya, kırmızıya ve kahverengiye doğru renk değiştirir.

Kimya

Deneyler köşesinin bu etkinliğinde yoğunluk kavramından faydalanarak kendi gökkuşağımızı oluşturacağız.

Kimya

Toryumun doğal olarak bulunan altı izotopu (proton sayıları aynı, nötron sayıları farklı olan atomlara izotop denir) var. Bunlardan toryum-232 yer kabuğunda en yaygın olarak bulunan toryum izotopu. Yarı ömrü ise 14 milyar yıl yani neredeyse evrenin tahmin edilen yaşıyla eşit.

Kimya

Uranyum elementinin doğal olarak bulunan üç izotopu var (laboratuvarda yapılanlarla birlikte toplam 19 izotopu bulunuyor). Doğada bulunanlar uranyum-234, uranyum-235 ve uranyum-238.

Kimya

Mikroakışkanlar temelini fizik, kimya, biyoloji ve mühendislikten alan disiplinler arası bir araştırma alanıdır. Bu alanda minyatür sistemlerin üretilmesine yönelik araştırmalar yapılır. Bu sistemler DNA çiplerin üretimi, biyolojik tahliller ve kimyasal sentezler gibi amaçlarla kullanılabilir.

Kimya

Uluslararası bir araştırma grubu, paketleme ve tekstil alanlarında en sık kullanılan polimer türlerinden biri olan polietilen tereftalatı (PET) biyolojik olarak parçalayabilen enzimin verimliliğini artırmayı başardı.

Kimya

Deneyler köşesinin bu etkinliğinde meyve ve sebzeleri kullanarak kendi pilimizi tasarlıyoruz.

Kimya

Toplumda bilim kültürünün ve iletişiminin geliştirilmesini amaçlayan Bilim ve Toplum Programları 2007 yılından bu yana Bilim ve Toplum Daire Başkanlığı tarafından yürütülüyor.