Skip to content Skip to navigation

TRAPPIST-1’de Su İhtimali

Dr. Mahir E. Ocak
26/09/2017 - 16:58

Bir grup gökbilimcinin yaptığı deneysel ve kuramsal çalışmalar TRAPPIST-1 sistemindeki bazı gezegenlerin yüzeyinde sıvı su bulunabileceğini gösteriyor.

Geçtiğimiz şubat ayında, Dünya’ya 40 ışık yılı uzaklıktaki TRAPPIST-1 sisteminde büyüklüğü yaklaşık Dünya’nınki kadar olan yedi gezegen keşfedildiği açıklanmıştı. Üstelik bu gezegenlerin üçü yıldızın yaşama elverişli bölgesinin içinde yer alıyor. Ancak şu an için eldeki gözlemsel verilere dayanılarak bu gezegenlerin yüzeyinde su dolu okyanuslar olup olmadığı söylenemiyor.

Genova Üniversitesi Gözlemevi’nden Vincent Bourier önderliğinde bilimsel araştırmalar yapan bir grup gökbilimci, gözlemler yaparak TRAPPIST-1 sistemindeki gezegenlerin maruz kaldığı morötesi ışınım miktarını ölçmüş ve her bir gezegenin yüzeyinde su bulunma ihtimali olup olmadığını tahmin etmiş.

Morötesi ışık, gezegenlerin atmosferinde önemli değişliklere neden olur . Morötesi ışık tarafından parçalanan moleküllerden arta kalan atomlar bazen gezegenin çekiminden kurtularak uzaya kaçabilir. Bir ötegezegenin etrafında hidrojen atomları gözlemlenmesi, atmosferinde su molekülleri olabileceğine dair bir işaret olarak görülür.

TRAPPIST-1 yıldızının yaydığı morötesi ışık miktarına dayalı tahminler, gezegenlerin geçmişte yüksek miktarda su kaybetmiş olabileceğini gösteriyor. Yıldıza daha yakın olduğu için daha fazla morötesi ışığa maruz kalan içteki gezegenler, son 8 milyar yılda Dünya’nın yüzeyindeki tüm suyun 20 katı kadar su kaybetmiş olabilir. Bu gezegenlerin uzak geçmişte bu kadar çok suya sahip olması ve bugün hâlâ yüzeylerinde su olması ihtimal dışı. Yıldıza daha uzak olduğu için daha az morötesi ışığa maruz kalan dıştaki gezegenlerdeyse bugün hâlâ su olabileceği belirtiliyor. Hesaplara göre yaşanabilir bölgenin içinde kalan üç gezegenin son 8 milyar yılda kaybettiği su miktarı Dünya’nın yüzeyindeki tüm suyun dörtte üçünden az olmalı. Dolayısıyla bugün bu gezegenlerin yüzeyinde içi su dolu okyanuslar olabilir. Ancak modern uzay teleskoplarıyla elde edilen veriler, kesin bir sonuca varmak için yeterli değil. Yakın gelecekte kurulması planlanan James Webb Uzay Teleskobu’nun sağlayacağı verilerle ve detaylı kuramsal çalışmalarla, TRAPPIST-1’deki gezegenlerin yaşama elverişli koşullara sahip olup olmadığıyla ilgili daha net bir fikir edinilebileceği düşünülüyor.

İlgili İçerikler

Gökbilim ve Uzay

17 Ağustos 2017’de ABD’deki LIGO ve İtalya’daki Virgo dedektörleri kütleçekimsel dalga sinyalleri tespit etti. Kütleçekimsel dalgalardan yaklaşık 2 saniye sonra NASA’nın Fermi Gama Işını Uzay Teleskobu aynı doğrultuda kısa süreli gama ışını patlaması gözlemledi.

Gökbilim ve Uzay

Avrupa Uzay Ajansı (ESA) tarafından 67P Churyumov-Gerasimenko kuyrukluyıldızının üzerine indirilen Rosetta uzay aracı, kuyrukluyıldızın çekirdeğinin kütlece %40’ını organik maddelerin oluşturduğunu keşfetti.

Gökbilim ve Uzay

Güneş Sistemi’nin en küçük üyelerinden olan kuyrukluyıldızlar ve asteroitler birbirine benzeyen ancak birbirinden farklı özellikleri olan gökcisimleri. Kuyrukluyıldızlar da asteroitler de Güneş Sistemi’nin oluşumundan arta kalan maddelerden oluşuyor.

Gökbilim ve Uzay

Ekim ayının ilk günlerinde şafak vaktinde Mars ve Venüs gökyüzünde bir arada. Ayın ilk günlerinde Venüs’e göre ufka daha yakın olan Mars günler ilerledikçe yükselirken, Venüs ufka yaklaşıyor.

Gökbilim ve Uzay

Higgs bozonu, parçacık fiziğinin standart modelinde yer alan temel parçacıklardan biridir. İlk kez 1960’larda var olduğu öne sürülen bu parçacığın gerçekten var olup olmadığı parçacık fiziğinin en temel sorusu olarak görülüyordu. 

Gökbilim ve Uzay

Monthly Notices of the Royal Astronomical Society dergisinde yayımlanan araştırmaya göre Samanyolu gibi büyük gökadalar sahip oldukları atomların yaklaşık yarısını, gökadalar arası madde transferi yoluyla, başka gökadalardan alıyor.

Gökbilim ve Uzay

Dev gezegenlerin içindeki koşulların oluşturulduğu deneylerde ilk kez “elmas yağmurları” gözlemlendi. Dr. D. Kraus ve arkadaşlarının yaptığı araştırmanın sonuçları Nature Astronomy’de yayımlandı.

Gökbilim ve Uzay

Bazı takımyıldızlar mevsim değişimlerinin habercisidir. Örneğin kasım ayında doğu yönünde ortaya çıkmaya başlayan Avcı (Orion) Takımyıldızı kışın geldiğini gösterir.

Gökbilim ve Uzay

Geceleri gökyüzünün karanlık olması ilk bakışta güneş ışığının Dünya’nın karanlıkta kalan kısmına ulaşamamasına bağlanabilir.

Gökbilim ve Uzay

Eğer bilim kurgu filmlerini seviyorsanız ya da gökbilime ilginiz varsa karadelik ifadesini ...