Skip to content Skip to navigation

Ulusal Antarktik Bilim Seferi I - Ayşe Giz Gülnerman ile Söyleşi

Dr. Bülent Gözcelioğlu
12/02/2018 - 15:53

Ülkemizin Antarktika üzerinde bilimsel araştırmalar yapmak için başlattığı girişim hız kazanarak devam ediyor. Antarktika ile ilgili tüm çalışmalar artık T.C. Cumhurbaşkanlığı himayelerine kabul edilmiş durumda. Bu durum önümüzdeki süreçte Antarktika’da araştırmalarımızın artacağının en büyük göstergesi. Buna bağlı olarak, 2017 yılında dokuz araştırmacımızın katıldığı Ulusal Antarktik Bilim Seferi I (TAE1) gerçekleştirildi. Biz de sefere katılan tüm araştırmacılarımızdan neler yaptıklarını, kendi çektikleri fotoğraflar eşliğinde anlatmalarını istedik. İkinci söyleşimizi İstanbul Teknik Üniversitesi’nden (İTÜ) Ayşe Giz Gülnerman ile gerçekleştirdik.

 

TÜBİTAK Bilim Genç: Antarktika’da araştırma yapmaya nasıl karar verdiniz?

Ayşe Giz Gülnerman: Ulusal Antarktik Bilim Seferi I (TAE-1) için bireysel karar alındığını söylemek doğru olmaz. Bu seferin gerçekleşmesi yıllarca yapılmış çalışmaların, atılmış adımların bir ürünü. Ülkemizin attığı bu adımın bir parçası olmak benim için çok önemli. Ben, 2009 yılında Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Şehir ve Bölge Planlama Bölümü’nden mezun olduktan sonra özel bir firmada coğrafi bilgi sistemleri üzerine çalışmalarıma başladım. 2011 yılında ise akademik araştırma yapmak amacıyla İTÜ Geomatik Mühendisliği Bölümü’nde yüksek lisansa başladım. 2013 yılında Gazi Üniversitesi’ne araştırma görevlisi olarak atandım. Şu an İTÜ Geomatik Mühendisliği Bölümü’nde coğrafi bilgi bilimi üzerine doktora çalışmama devam ediyorum. TAE-1 kapsamında; Antarktika ile ilgili hâlihazırda bulunan açık veri setlerinin değerlendirilmesi ve takibi, sefer boyunca gemi konum sinyali de dâhil olmak üzere yapılan çalışmaların zaman ve mekan boyutunda kayıt altına alınması, planlama ve harita disiplini bakış açıları ile birlikte değerlendirilmesi ve ara raporlamaların görselleştirilerek sunulması konularında görev aldım.

Görseli büyütmek için üzerine tıklayın.

TÜBİTAK Bilim Genç: Kıtada hangi araştırma istasyonlarını ziyaret ettiniz?

Ayşe Giz Gülnerman:  Sefer boyunca incelemeler yapmak üzere Antarktika’da en çok üsse sahip ülkeler olan Şili ve Arjantin ile Rusya, Birleşik Krallık, Çin ve Ukrayna’nın üslerini ziyaret ettik.

 

TÜBİTAK Bilim Genç: Üslerle ile ilgili izlenimleriniz neler?

Ayşe Giz Gülnerman: Lisansını ODTÜ Şehir ve Bölge Planlama Bölümü’nde tamamlamış ve doktorasını İTÜ Geomatik Mühendisliği Bölümü’nde yapmakta olan bir araştırmacı olarak değerlendirmelerim çoğunlukla mekan ve zaman ilişkisi üzerine oldu. Antarktika’da hava koşulları, topografya, kuruluş amacı, bilimsel araştırmaların niteliği, lojistik, çalışma sezonları, kişi kapasitesi, yerleşim alanları gibi özellikler dikkate alınarak tasarlanan birbirinden farklı üslerle karşılaştık.

 

TÜBİTAK Bilim Genç: Gemi dışında buz üzerine inebilen özel uçaklarla da Antarktika’ya gidilebiliyor.

Ayşe Giz Gülnerman: Evet. Antarktika’nın Amerika kıtasına en yakın ucu olan Şili’nin Punto Arenas şehrinden Antarktika’ya giriş kapılarından biri olan King George Adası’na ulaşım özel havayolu ile sezonluk olarak yapılabiliyor. Burada üsleri bulunan birçok ülke kış sezonunda kapasitelerini en aza indirerek kıtada hayatlarını devam ettiriyor ya da üslerini kullanmıyorlar.

Görseli büyütmek için üzerine tıklayın.

TÜBİTAK Bilim Genç: Kıtada serası olan bir üs var mı?

Ayşe Giz Gülnerman: Kıtada yaşam faaliyetlerinin sürdürülebilmesi için temel ihtiyaçlar lojistik ve stoklama faaliyetleri ile devam ettirilse de Great Wall (Çin) ve Carlini (Arjantin) gibi serasını kurarak sebze ve meyve yetiştiren üsler de var. Enerji yönetimi ve bununla birlikte yakıt gereksinimi lojistik yollarla ve depolama alanları ile çözülmeye çalışılıyor. İklim şartlarının ağırlığı ve deniz ulaşımının buzlanma vb. nedenlerle mümkün olmadığı durumlarda rüzgâr ve güneş enerjisi gibi yenilenebilir enerji kaynakları üsler için daha önemli hale geliyor. Kıtada ulaşım ve lojistik faaliyetlerinin deniz yolunun yanı sıra havayolu ile de yapılabilmesi havalimanlarını da önemli kılıyor.

Görseli büyütmek için üzerine tıklayın.

TÜBİTAK Bilim Genç: Havalimanı demişken… Rothera Üssü’nden bahsedebilir misiniz?

Ayşe Giz Gülnerman: Birleşik Krallık’a ait Rothera Üssü ziyaret ettiğimiz üsler arasında iniş pisti ve uçak hangarı olan tek üs. Bu üs yaz-kış çalışan bir üs olmasına rağmen kış sezonunda kişi sayısını azaltarak çalışmalarına devam ediyor. Özellikle deniz ve canlı bilimleri, meteoroloji ve yer bilimleri çalışmalarını sürdüren araştırmacılar bu bilim üssünde daha geniş ve donanımlı laboratuvar ve çalışma alanlarına sahipler.

 

TÜBİTAK Bilim Genç: İnternet bağlantısı ve diğer altyapılar hakkında bilgi verir misiniz?

Ayşe Giz Gülnerman: Üslerde internet bağlantısı çok kısıtlı, buna rağmen King George Adası’nda telekomünikasyon altyapısı kısmen kurulduğu için telefonla görüşebiliyorsunuz. Birçok bilim üssünde zorlu yapı ve bakım koşullarına rağmen yemekhane, yatakhane, banyo, spor alanı, kütüphane, TV, oyun alanı, dini tesis, bölüm ve yapılar vb. bulunuyor. Bu alanlar kıtada araştırma yapan bilim insanlarının bireysel ve sosyal ihtiyaçlarının karşılanması açısından hayli önemli.

Görseli büyütmek için üzerine tıklayın.

TÜBİTAK Bilim Genç: Biraz da kıtada sizi zorlayan koşullardan bahsedelim.

Ayşe Giz Gülnerman: Antarktika kuralları olan bir coğrafya ve ekolojik olarak koruma altında. Burada insana dair hiçbir kalıntı, kirlilik istenmiyor. Gemiye bindikten sonra hem gemideki yaşam hem karaya çıkış ve karadan dönüş hem de kıtayı korumakla ilgili kurallar hakkında bilgilendirildik. Gemide olmak, arazide saatlerce soğuk ve değişken hava koşulları altında çalışmak ve farklı türlerin bulunduğu bu özel kıtada koruma kurallarına uymak gibi konuların hepsi benim için yeniydi. Bir şehir plancısı olarak beni en çok zorlayan kısmın hava ve deniz koşulları nedeniyle uzun süre gemide seyir halinde sallanmak olduğunu söyleyebilirim. Bunun yanı sıra gözlem ve ölçüm yapmaya çıktığımız alanlarda uzun süre açık havada bulunmak ve ani hava değişimleri zorlayıcı olarak kabul edilebilir. Ancak ekip olarak sefer öncesi edindiğimiz hava koşullarına uygun kıyafetlerle, gemiden karaya çıkmadan önce hazırladığımız sıcak içecek ve enerji verici atıştırmalıklarla bu zorlayıcı durumun üstesinden gelebildik. Zorlayıcı demesek de her an sürprizlerle dolu bir kıtada sefer yaptık. Birçok canlı türünü gözlemleme imkânı bulduğumuz gibi kokularını almamız da uzunca süre burnumuzdan ve aklımızdan gitmeyecek hatıralar bıraktı.

 

TÜBİTAK Bilim Genç: Türkiye'nin bölgede etkin rol oynaması için neler yapılması gerekiyor?

Ayşe Giz Gülnerman: Bölgede etkin olabilmek için üç alanda güçlü olmak gerekiyor: “bilimsel”, “ekonomik” ve “siyasi”. Bunlardan en önemlisi “bilimsel” alanda güçlü olmak. Biz bu sefere ülkemizin dört farklı üniversitesinden (İstanbul Teknik Üniversitesi, Karadeniz Teknik Üniversitesi, Gazi Üniversitesi, Hitit Üniversitesi) dokuz araştırmacı olarak katıldık. Türkiye’nin birçok üniversitesinde çeşitli alanlarda araştırmalarını sürdüren bilim insanları bu ihtiyacı karşılayabilecek güçte. Bu araştırma gücüne katkı vermek isteyen birçok farklı disiplin, üniversite ve araştırmacı ile Türkiye’nin “bilimsel” gücü ortaya konarak etkin rol oynaması sağlanacaktır.

Görseli büyütmek için üzerine tıklayın.

TÜBİTAK Bilim Genç: Eklemek istedikleriniz... 

Ayşe Giz Gülnerman: Atılan her bir adımın, yapılan her bir çalışmanın değerli olduğunu düşündüğüm bir projede yer almaktan ülkem adına gururluyum. Türkiye’den birçok araştırmacının yıllar önce yer aldığı çalışmaların ürünlerini bugün bir araya getirip ülkemizin bilgi ve emek birikimini ortaya koyarak, ülkemize siyasi olarak da bu çalışmaların sürekliliğini kazandırmak için çalışan tüm araştırmacılara ve tüm kurumlara bir araştırmacı olarak teşekkürü bir borç biliyorum.

İlgili İçerikler

Ekoloji / Çevre Bilim

Yakın zamanlara B. Z. Houlton, S. L. Morford ve R. A. Dahlgren tarafından Science’ta yayımlanan bir çalışma, topraktaki azotun yaklaşık dörtte birinin kaynağının kayalar olabileceğine işaret ediyor. Elde edilen sonuçlar azot döngüsünü anlamanın yanı sıra iklim modelleri açısından da önemli olabilir.

Ekoloji / Çevre Bilim

Büyük Yeşil Duvar, Afrika’nın bir ucundan diğerine uzanarak çölün güneye doğru ilerleyişini durduracak geniş bir ağaç hattı oluşturma projesidir.

Ekoloji / Çevre Bilim

Bilim Genç Fotoğraflar köşesinde mayıs ayında objektiflerinizi yaşadığınız bölgeye özgü bitki türlerine odaklamanızı istemiştik. Bu süreçte #EndemikBitkiler etiketiyle Bilim Genç’te paylaştığınız fotoğraflar Bilim Genç ekibi tarafından değerlendirildi.

Ekoloji / Çevre Bilim

Geri dönüştürülebilir malzemelerin, örneğin alüminyumun, camın ya da plastiğin geri dönüşümünün hem çevre kirliliği hem de ham madde kaynaklarının azalması sorununa çözüm olabileceği düşünülüyor.

Ekoloji / Çevre Bilim

Yemyeşil ağaçlar, berrak bir dere, dere kenarında su içen ve dinlenen ceylanlar, her yeri kaplayan rengârenk çiçekler… Bu tasvir, hemen hemen hepimizin her gün gördüğü manzaraya değil bilgisayar ekranlarımızı süsleyen ekran koruyuculardan birine ait. Çünkü artık doğa şehrin çok ötesinde kaldı.

Ekoloji / Çevre Bilim

Plastik denildiğinde aklınıza ne geliyor? Alışveriş poşetleri, su şişeleri, oyuncaklar... Ancak hayatımızın neredeyse her alanında kullandığımız bu malzemeler çoğunlukla doğada kendiliğinden yok olmuyor.

Ekoloji / Çevre Bilim

Yazımızın ilk bölümünde hayvanlardaki kolektif davranışlarla ilgili genel bilgiler vermiştik. Bu bölümde ise konu hakkındaki güncel araştırmalardan bahsedeceğiz.

Ekoloji / Çevre Bilim

Bilim Genç Fotoğraflar köşesinde haziran ayında objektiflerinizi çevrenizdeki doğal oluşumlara odaklamanızı istiyoruz. Fotoğraflarınızı Bilim Genç’te paylaşırken açıklama bölümüne #DoğalOluşumlar etiketini eklemeyi unutmayın.

Ekoloji / Çevre Bilim

Günümüzde dünyadaki enerji ihtiyacı çoğunlukla fosil yakıtlardan (örneğin petrol, kömür, doğal gaz) karşılanıyor. Fosil yakıt kaynakları sınırlıdır ve oluşmaları milyonlarca yıl sürer. Bu nedenle fosil yakıtlar yenilenebilir enerji kaynağı olarak kabul edilmez.

Ekoloji / Çevre Bilim

Yenilenebilir enerji kaynaklarından biri olan mikroalglerin gelecekte fosil yakıtların yerini alabileceği düşünülüyor. Mikroalgler aynı zamanda endüstri, ilaç ve tarım alanlarında kullanılan kimyasal maddeleri üretebilen önemli bir kaynak olabilir.