Skip to content Skip to navigation

Uzay Araçları İçin Geliştirilen Yeni İniş Teknolojisi Başarıyla Test Edildi

Dr. Tuba Sarıgül
27/04/2015 - 16:24

NASA Photo / Tom Tschida

NASA’nın Jet Propulsion Laboratuvarı’nda çalışan araştırmacılar gezegen ya da asteroit gibi bir gökcisminin yüzeyinde görev yapacak uzay araçlarının tam olarak istenilen yere iniş yapabilmesini sağlayan yeni bir teknoloji geliştirdi.

ADAPT (Autonomous Descent and Ascent Powered-flight Testbed) olarak isimlendirilen yeni teknolojide uzay aracının dikey olarak fırlatılmasını ve iniş yapmasını sağlayan bir roket sistemi kullanılıyor. Bu roketler özellikle alçak irtifalarda ve yüksek hızlarda gerçekleştirilen inişler için daha kontrollü bir alçalma sağlıyor. Uzay aracında bulunan görüntüleme cihazları ise iniş bölgesinin fotoğraflarını çekiyor ve elde edilen verileri planlanan iniş noktasını tam olarak belirleyebilmek için kullanıyor.

Geliştirilen sistem, uzay araçlarının GPS gibi konumlandırma sistemlerine ihtiyaç duyulmaksızın iniş yapmasını sağlıyor. Araştırmacılar bu yeni teknolojinin bir gökcisminin yüzeyinde görev yapması planlanan uzay araçlarının alçalma ve iniş sürecini daha güvenli, kontrollü ve düşük maliyetli bir şekilde gerçekleştirebilmesini sağlayacağını düşünüyor.

 

 

İlgili İçerikler

Gökbilim ve Uzay

Rus-Alman ortaklığı ile inşa edilen Spektrum Röntgen Gama (SRG) Uzay Gözlemevi'nin, 12 Temmuz 2019'da Kazakistan'da bulunan Baykonur Uzay Üssünden Proton roketiyle fırlatılması planlanıyor. Bu görevin temel amacı evrenin şimdiye kadar gerçekleştirilmemiş bir hassasiyetle X-ışını haritasını oluşturmak. 

Gökbilim ve Uzay

MESSENGER uzay aracının topladığı kütleçekim verilerini analiz eden araştırmacılar Merkür’ün büyük, katı bir iç çekirdeğe sahip olması gerektiği sonucuna vardılar.

Gökbilim ve Uzay

Güneş Sistemi’nin en büyük gezegeni Jüpiter, üzerindeki renkli şeritler ve Büyük Kırmızı Leke ile gökyüzü gözlemcilerine hayli ilginç görüntüler sunar. Jüpiter’in atmosferindeki, ekvatora paralel açık ve koyu renklerdeki şeritlerin renginin atmosferdeki gazların türü ve sıcaklığı ile ilişkili olduğu düşünülüyor.

Gökbilim ve Uzay

Günlük hayatta karşılaştığımız pek çok soruna çözümler sunan üç boyutlu yazıcı teknolojisi artık dünya dışında yaşam alanları oluşturma araştırmalarını kolaylaştıracak adımlar atılmasına yardımcı oluyor.

Gökbilim ve Uzay

Her yıl mayıs ayının ilk günlerinde Eta Kova göktaşı yağmuru en yüksek etkinliğe ulaşır. Bu yıl 6 Mayıs’ta sabaha karşı en yüksek etkinliğe ulaşacak Eta Kova göktaşı yağmuru sırasında gökyüzünde saatte 60 göktaşı görülebilir.

Gökbilim ve Uzay

Bahçenizde, binaların çatılarında, sokakta hatta saçlarınızın arasında bile meteor parçaları olabileceğini biliyor muydunuz? Mikrometeorit adı verilen bu parçacıklar hemen hemen her yerdeler. Peki, nereden geliyor bu mikrometeoritler? Yapılarında ne var? Onları nasıl inceleyebiliriz?

Gökbilim ve Uzay

Uzayda, 4,6 milyar yıl önce Güneş Sistemi’nin içinde oluştuğu toz ve gaz bulutundan kalma kayaç ve metal parçaları bulunur.

Gökbilim ve Uzay

Güneş benzeri yıldızlar, yakıtlarını tükettiklerinde patlayarak dış kabuklarını atar ve yıldızın etrafı gezegenimsi bulutsu adı verilen toz ve gaz bulutuyla çevrelenir. Geriye ise "beyaz cüce" olarak adlandırılan çekirdekleri kalır.

Gökbilim ve Uzay

1610 yılında Galileo Galilei’nin Johannes Kepler'e gönderdiği mesaj tam olarak bu yazının başlığındaki gibiydi: “smaismrmilmepoetaleumibunenugttau

Gökbilim ve Uzay

İki yüzün üzerinde araştırmacının yer aldığı uluslararası bir araştırma grubu, ilk kez bir karadeliği doğrudan görüntülemeyi başardı. Karadelik, Dünya’ya yaklaşık 55 milyon ışık yılı uzaklıktaki Messier 87 ya da kısaca M87 olarak adlandırılan bir gökadanın merkezinde yer alıyor.