Skip to content Skip to navigation

Uzayda Yaşam Aranırken Neden Su Olup Olmadığına Bakılıyor?

Dr. Tuba Sarıgül
12/05/2017 - 11:43

Çünkü su Dünya üzerindeki bütün canlı türleri için yaşamsal öneme sahip bir molekül. Yüksek miktarda iyonlaştırıcı radyasyon, çok yüksek ya da düşük sıcaklık, yüksek basınç koşullarında hayatta kalabilen canlılar keşfedilmesine rağmen henüz suyun gerekli olmadığı bir yaşam formu bulunamadı. Örneğin bitkiler sudaki hidrojeni şekere dönüştürerek besin üretir. Ancak Dünya dışında hayat olup olmadığını araştırırken suyun bulunması yeterli değil. Ayrıca suyun sıvı halde olması gerekiyor. Bu nedenle NASA’nın Kepler uzay aracı yüzeyinde suyun sıvı halde bulunabileceği, Dünya’ya benzer gezegenler arıyor.

Suyu oluşturan atomlardan oksijen, bağ oluşumunda kullanılan elektronları hidrojen atomlarından daha güçlü çeker. Bu nedenle su polar bir yapıdadır ve birçok madde suda çözünebilir. Sahip olduğu bu özellik nedeniyle su canlı organizmalardaki dolaşım sisteminin önemli bir parçasıdır ve vücut için gerekli besinlerin, elementlerin ve gazların dokulara taşınması için uygun bir ortam sağlar. Ayrıca birçok biyokimyasal bileşik, örneğin şekerler, amino asitler, proteinler suda çözünebilir. Bu bileşiklerin yer aldığı biyokimyasal süreçler olmadan bir organizmanın canlı kalması mümkün değildir. Su iyi bir çözücü olduğu için bu süreçlerin (örneğin fotosentez, sindirim, solunum) vazgeçilmez bir parçasıdır.

Biyokimyasal tepkimelerin daha kolay gerçekleşmesini sağlayan enzimlerin etkinliği, sıcaklık değişimlerinden kolay etkilenir. Suyun ısı kapasitesi (sıcaklığını 1°C yükseltmek için gerekli enerji miktarı) görece yüksek olduğu için sıcaklık üzerinde dengeleyici etkisi vardır.

Ayrıca kızılötesi dalga boyundaki termal ışınımı soğurabilen suyun Dünya üzerinde yaşamın oluşması için uygun koşulların sağlanmasında katkısı olduğu düşünülüyor.

Son yıllarda Jüpiter’in uydusu Europa’dan elde edilen veriler Dünya dışındaki yaşam arayışlarında bilim insanlarına umut veriyor. Çünkü Europa’nın yüzeyini kaplayan buz tabakasının altında, jeolojik etkinlikler ve gelgitin neden olduğu sürtünme sonucu açığa çıkan ısı nedeniyle sıvı halde su bulunabileceğini dair kanıtlar var.

İlgili İçerikler

Gökbilim ve Uzay

​Yaklaşık yüz yıl önce Ay'a yolculuk bir bilim kurgu filmine konu olmuştu, ama bu hayal 65 yıl sonra gerçeğe dönüştü. Şimdi de yıldızlara yolculuk...

Gökbilim ve Uzay

Mayıs ayı, nisanda olduğu gibi, Jüpiter gözlemi için uygun fırsatlar sunuyor. Jüpiter’i ay boyunca güneşin batışından sonra doğu-güney yönünde ufkun üzerinde gözlemleyebilirsiniz.

Gökbilim ve Uzay

2004 yılından beri Satürn ve uyduları hakkında bilgi toplayan NASA’ya ait uzay aracı Cassini’nin görevi sonlanmak üzere. Uzay aracı 21 Nisan’da Satürn’ün uydusu Titan’ın 127. ve son kez yakınından geçti.

Gökbilim ve Uzay

Evren genişliyorsa neden Samanyolu ve Andromeda’nın çarpışabileceği öngörülüyor?

Gökbilim ve Uzay

Dijital (sayısal) fotoğraf makineleri yaşamımızın ayrılmaz bir parçası haline geldi. Peki, basit bir dijital fotoğraf makinesiyle bile çok güzel gökyüzü fotoğrafları çekebileceğinizi biliyor musunuz? 

Gökbilim ve Uzay

Saniyede 7700 m hızla hareket eden bir uzay mekiği Dünya’ya dönerken yüksekliğinden ve hızından kaynaklanan muazzam enerjisini çok kısa sürede kaybeder.

Gökbilim ve Uzay

Bilim Genç’in kitap ödüllü fotoğraf yarışmasında mart ayında objektiflerinizi gökyüzüne odaklamanızı istemiştik. Siz de bu süreçte gözlemlediğiniz dikkat çekici gökyüzü fotoğraflarını Bilim Genç’te paylaştınız.

Gökbilim ve Uzay

Evrenin ancak bir kısmını görebiliyoruz. Bu nedenle evrenin büyüklüğüyle ilgili bilgimiz görebildiğimiz kadarıyla sınırlı.

Gökbilim ve Uzay

Neil Amstrong ve Edwin Aldrin 1969 yılında Ay’a ayak basan ilk insanlar olmuştu. Daha sonraları 1969-1972 arasındaki beş ayrı görevde de astronotlar Ay’a iniş yaptı.

Gökbilim ve Uzay

Büyük Patlama evrenin başlangıcını ve zamanla gelişimini açıklayan kozmolojik modeldir. Kozmik artalan ışıması, evrenin büyük ölçekteki yapısı, Hubble yasası ve evrende hafif elementlerin bolluğu da dâhil olmak üzere pek çok fiziksel olguyu başarıyla açıklar.