Skip to content Skip to navigation

Vücuttaki Hücrelerin Savaşı: Otoimmün Hastalıklar

Dr. Başak Kandemir
27/05/2019 - 17:18

“Her şeyin azı karar çoğu zarar” denir. Bu söz bağışıklık sistemimiz için de geçerli olabilir. Çünkü bağışıklık sisteminin aşırı aktif olması otoimmün hastalıklara (öz bağışıklık hastalıkları) sebep olabiliyor.

Bağışıklık sistemi vücuda giren mikrooganizmalar ve virüs gibi hastalık yapıcı patojenleri tespit edip onları yok eder. Vücudun doğal savunma sistemi, kendi hücrelerimizle hastalık yapıcı patojenleri birbirinden ayıramadığında bağışıklık sistemi sağlıklı doku ve organlara saldırır ve otoimmün hastalıklar ortaya çıkar.

Şu ana kadar tespit edilmiş, vücudun farklı bölgelerini etkileyen 80’den fazla otoimmün hastalık tipi var. Şeker hastalığı tiplerinden biri olan Tip 1 diyabet, günlük dilde iltihaplı romatizma olarak bilinen romatoid artrit, MS hastalığı olarak bilinen multiple skleroz, zehirli guatr olarak bilinen Graves hastalığı ,SLE olarak bilinen Lupus hastalığı ve çölyak olarak bilinen gluten enteropatisi en sık görülen otoimmün hastalıklardan. Bu hastalıklar genetik, çevresel ve kişisel faktörlere bağlı olmak üzere bazı insanlarda şiddetli bazılarındaysa hafif belirtilere neden olabiliyor. Çoğu otoimmün hastalıkta yorgunluk, eklem ağrısı ve şişkinlik, cilt problemleri, karın ağrısı, tekrarlayan ateş ve lenf bezlerinin şişmesi gibi belirtiler görülüyor. Bu belirtiler başka hastalıklar nedeniyle de oluşabileceği için otoimmün hastalıkların teşhis edilmesi hayli zor. Bu hastalıkların nedeniyse tam olarak bilinmiyor. Çevresel faktörler (örneğin vücuttaki bir enfeksiyon, stres, kullanılan bazı ilaçlar, diyet ve morötesi dalga boyundaki zararlı ışınlara maruz kalmak) hastalığın ortaya çıkmasını tetikleyebiliyor.

Dünya genelinde çok sayıda insan otoimmün hastalıklardan muzdarip. Bu hastalıkların kadınlarda görülme ihtimaliyse erkeklere oranla dokuz kat daha fazla. Araştırmacılar bazı hormonların bu duruma neden olabileceğini düşünüyor. Yakın zamanda yapılan bir araştırmadaysa kadınların cildinde erkeklerinkine göre daha fazla VGLL3 molekülünün olmasının bu tür hastalıkların kadınlarda daha fazla görülmesinde etkili olduğu söyleniyor. Bağışıklık sistemi için önemli olan genlerin düzenlenmesinde görev alan VGGL3, fazla olduğunda bağışıklık sistemini hızlandırıyor ve otoimmün hastalıkların ortaya çıkmasına yol açabiliyor.

Otoimmün hastalıkların belirtilerini ve etkilerini azaltmak için uygulanan bazı tedaviler var. Bu amaçla uygun ilaç bulunması durumunda ilaç tedavisi uygulanır. Örneğin tip 1 diyabette hastalık kendini gösterdiğinde hemen insülin kullanımı önerilir. Aynı zamanda hastaların hayatları boyunca doğru beslenmeleri ve spor yapmaları gerekiyor. Çölyak hastalarınınsa ömür boyu glutensiz (buğday, arpa, çavdar ve yulaf gibi tahıllarda bulunur) beslenmeleri gerekiyor. Bunların yanı sıra sağlıklı beslenme, uyku kalitesinin artırılması, stresli yaşamdan mümkün olduğunca uzak kalmak ve spor yapmak otoimmün hastalıkların belirtilerini ve etkilerini azaltmaya yardımcı olabilir.

Günümüzde otoimmün hastalıklar için uygulanan tedaviler, yanlışlıkla vücudun kendi sağlıklı dokusunu hedef alan ve saldıran bağışıklık hücrelerini etkisiz hale getirmeye yönelik. Ancak bu tedavi yöntemleri, sadece hasara yol açan bağışıklık sistemi hücrelerinin değil sağlıklı bağışıklık sistemi hücrelerinin de etkisiz hale gelmesine neden olabiliyor. Sağlıklı hücrelerin etkisizleşmesi vücudu her türlü enfeksiyona ve hastalığa açık hale getiriyor. Bu sorunu çözebilmek için çok sayıda araştırma yapılıyor.

Bağışıklık sisteminin temel elemanlarından B-lenfositleri, vücudumuza giren yabancı moleküllere yani antijenlere karşı antikor üreterek onları etkisiz hale getirir ve hastalık oluşumunun önüne geçer.

Otoimmün hastalıklarla ilgili araştırmalarda genetik yatkınlık ve çevresel etkenler arasındaki bağlantılar çözülmeye çalışılıyor. 2012 yılında ABD’deki Ulusal Çevre Sağlığı Bilimleri Enstitüsü (NIEHS) araştırmacıları tarafından yapılan bir çalışmada ABD genelinde 32 milyondan fazla insanın vücudunda otoantikorlar (vücudun bağışıklık sistemi tarafından mikroorganizmalar ya da virüsler yerine vücudun kendi hücrelerine karşı geliştirilen antikorlar) bulunduğu tespit edildi. Bu bulgular otoimmün hastalıkların belirtileri ortaya çıkmadan önce otoantikorların vücutta yıllar öncesinden gelişebileceği düşüncesini doğruladı.

Araştırmacılar bu görüşü sınamak için çevresel bir kirletici olan metilmerküre (cıvanın karbon atomlarıyla oluşturduğu bileşikler) maruz kalmış balıklarla beslenmeleri nedeniyle vücutlarında cıva birikmesi meydana gelen Brezilyalı annelerin kan örneklerini de inceledi. Hem annelerin hem de anne karnındaki bebeklerin kanında yüksek düzeyde otoantikor olduğu saptandı. Araştırmacılar belirli bir enzimin DNA’da mutasyona neden olduğu ve otoantikorların gelişmesinde önemli bir rol oynadığını gösterdi. Bu enzimin otoantikorların gelişmesindeki rolünün anlaşılması Lupus gibi otoimmün hastalıkların tedavisinde yeni yöntemlerin geliştirilmesini sağlayabilir.

Sağlıklı beslenme ve spor bağışıklık sisteminin güçlendirilmesine yardımcı oluyor.

Otoimmün hastalıklardan muzdarip insan sayısı günden güne artıyor. Bu hastalıklar bağışıklık sisteminin işleyişini zayıflatıyor, bazılarıysa hayatı tehdit ediyor. Yapılacak araştırmalarla otoimmün hastalıkların tanı ve tedavisine yönelik yeni yöntemlerin geliştirilmesi bekleniyor.

 

Kaynaklar:

 

Yazar Hakkında:
Dr. Başak Kandemir
Gebze Teknik Üniversitesi AxanLab Üyesi

İlgili İçerikler

Tıp ve Sağlık

Kimi zaman bazı yiyecekleri canımız diğerlerine göre daha çok çeker. Bunun sebebiyse vücudumuz için gerekli besin maddelerini günlük olarak belirli oranlarda almak zorunda olmamız.

Tıp ve Sağlık

Yeni tip koronavirüsün ağız, burun, boğaz gibi solunum yollarından geçip akciğerlere ve havayı soluk borusundan akciğerlere taşıyan hava yolları olan bronşlara yerleştiği ve bunun sonucunda virüsün bulaştığı kişide solunum yetmezliğinin ortaya çıktığı artık biliniyor.

Tıp ve Sağlık

Yeni tip koronavirüs, solunum yolu enfeksiyonuna neden oluyor. Bu nedenle COVID-19’a yakalanan hastalardan ciddi solunum yetmezliği yaşayanların tedavisinde mekanik ventilatörlere yani solunum cihazlarına ihtiyaç duyuluyor.

Tıp ve Sağlık

Kısa bir sürede tüm dünyayı etkisi altına alan yeni tip koronavirüsün neden olduğu COVID-19 hastalığının henüz bir tedavisi ya da aşısı bulunmuyor.

Tıp ve Sağlık

Bir grup araştırmacı, fareler üzerinde yaptıkları deneylerde hayvanların beyninde ağrı algısını kontrol eden bir bölge keşfetti. 

Tıp ve Sağlık

Virüslerin neden olduğu solunum yolu enfeksiyonları, virüs taşıyan kişinin nefes alıp verirken, konuşurken, öksürürken ve hapşırırken açığa çıkardığı damlacıkların başka bir insana bulaşması ile ortaya çıkıyor.

Tıp ve Sağlık

Yapılan araştırmalar, COVID-19’a yakalanan kişilerde yaygın olarak D vitamini eksikliği olduğunu gösteriyor. Peki vitamin, mineral veya gıda takviyeleri bağışıklık sisteminin güçlendirilmesine nasıl katkı sağlıyor?

Tıp ve Sağlık

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün her yaştaki insana ve özellikle gençlere tavsiye olarak verdiği bu sözü, spor yapan kişinin zihinsel olarak da sağlıklı olacağını anlatıyor. Peki, spor yapmak beynimizi nasıl etkiler?

Tıp ve Sağlık

Yeni tip koronavirüs nedeniyle hasta olan kişi sayısı her geçen gün artıyor. Yeni tip koronavirüs için aşı adayı çalışmalarından biri olan Sinovac Biotech’in aşı çalışmasıyla ilgili detaylar ise yakın zamanlarda Science dergisinde yayımlandı.

Tıp ve Sağlık

Bütün hastalıkların bir aşısı olmasa da bugüne kadar pek çok hastalığa karşı aşı geliştirilmiştir. Peki aşı vücudumuzu hastalıklardan nasıl korur?