Skip to content Skip to navigation

Yapay Gökkuşağı

Doç. Dr. Kemal Yürümezoğlu
11/11/2015 - 15:57

Bu etkinlikte yapay bir gökkuşağı oluşturmaya çalışıyoruz. Deneyin adımlarını izleyerek, siz de gerçeğine benzeyen yapay bir gökkuşağı oluşturabilir, tıpkı bilim tarihinde olduğu gibi beyaz ışığı oluşturan ana (kırmızı, mavi ve yeşil) renkleri ve bunların karışımlarından oluşan renkleri keşfedebilirsiniz.

Bilmekte fayda var!

Aristoteles, gökkuşağının çembersel şeklini ve maddi bir varlık olmadığını açıklayan ilk kişidir. 1267 yılında Roger Bacon gökkuşağının, yanlış bir biçimde, yalnızca ışığın yağmur damlalarından yansımasıyla oluştuğunu varsaydı. Buna karşın, 1310 yılında Freibergli Theodoric (Dietrich) gökkuşağının, ışık ışınlarının yağmur damlalarından yansıması ve kırılması sonucunda oluştuğunu doğru olarak belirledi. 1637 yılında Descartes birincil ve ikincil gökkuşaklarının Güneş’in yükseklik açısına bağlı olarak göründükleri açıları, niceliksel olarak elde etmeyi başardı ve gökkuşağının yarıçapının tam değerini hesaplayabildi.

Gökkuşağı, gözlemlendiği yer neresi olursa olsun, her zaman çember şekline sahiptir. Bu olgudan şöyle bir sonuca ulaşabiliriz: Gökkuşağı maddi değildir, sadece ışıktan oluşur. Eğer gökkuşağı dokunulabilir bir cisim olsaydı, izlendiği noktaya göre görüntüsünün yerinin değişmesi gerekirdi. Yer değiştirdiğimizde artık aynı gökkuşağını görmediğimiz için onu asla yakalayamayız ya da dokunamayız. Her konumumuz için bir tane ve her zaman ön tarafından göreceğimiz şekilde sayısız gökkuşağı vardır. Renkli kemerin gösterisini hayranlıkla yanımda izleyen bir kişi, aslında benim gördüğümden başka bir gökkuşağı görür. Hatta gözlerimizin her birinin farklı bir gökkuşağı gördüğü de söylenebilir.

Gökkuşağı bir ışık tayfıdır. Işığın kaynağı Güneş olduğu için gördüğümüz tayf, beyaz güneş ışığının tayfıdır. Beyaz ışık aslında renklerin karışımıdır. Renklerin nasıl meydana geldiğini ilk olarak Newton keşfetmiştir. Newton 1660’larda, cam bir prizmanın güneş ışığını renklere ayrıştırdığını gördü. Bir prizmanın içinden geçen ışınlar kırılır. Fakat değişik renklerin kırılma açıları birbirinden farklıdır. Beyaz ışık içinde bulunan çeşitli renklerin prizmadan geçerken  birbirinden ayrılmasının nedeni budur. Newton, ikinci bir prizma aracılığı ile renkli ışınların kırılıp yeniden tek bir beyaz ışık şeridi oluşturabileceğini de gösteren ilk kişidir.

Gördüğümüzde hepimizde hayranlık uyandıran gökkuşağı, ışığın doğasının anlaşılmasında birçok bilim insanına ilham kaynağı olmuştur.

Nelere ihtiyacımız var?

·      1 adet tepegöz (projeksiyon kolu çıkarılarak kullanılması daha uygun olacaktır)

·      6-7 litre su

·      1 adet cam/pleksiglas malzemeden yapılmış akvaryum (taban alanı tepegözün camının boyutunda olmalı)

·      2 adet A4 kâğıt

Ne yapıyoruz?

A4 kâğıtlardan birini tepegözün üzerine koyarak tepegözün ışığının akvaryumun alt kısmına ulaşmasını engelleyelim.

Suyu akvaryuma boşaltalım ve akvaryumu tepegözün üzerine yerleştirelim.

Diğer A4 kâğıdı ikiye katlayalım ve tepegözün üzerinde çok az açıklık kalacak şekilde görseldeki gibi yerleştirelim. A4 kâğıtlar tepegözden gelen ışığın çok az kısmının akvaryuma ulaşmasını sağlar. Bu açıklığın artırılıp azaltılması oluşan gökkuşağının kalınlığını değiştirir.

Düzeneğimizi hazırladık, şimdi tepegözü çalıştıralım. Tepegöz lambası ışık verdiğinde görsellerdeki gibi birbirinden güzel gökkuşakları oluşturabiliriz.

          

       

 

 

Kaynaklar:

  • Thuan, T., X., Işığın Kalbine Yolculuk, Çeviri: Aslı Genç, Yapı Kredi Yayınları, İstanbul, 2010.
  • Topdemir, H., Işığın Öyküsü, TÜBİTAK Popüler Bilim Yayınları, Ankara, 2007.
  • Işık, H. ve Yürümezoğlu, K., “Two simple activities to bring rainbows into the classroom”, The Physics Teacher, s. 38-39, 2012.

İlgili İçerikler

Fizik

Montreal Üniversitesindeki Ötegezegen Araştırmaları Enstitüsünden bilim insanları üç yıl önce keşfettikleri, Dünya’ya yaklaşık 111 ışık yılı mesafedeki K2-18 sistemindeki bir gezegenin atmosferinde su buharı tespit etti.

Fizik

Boğaziçi Üniversitesi Elektroteknoloji Kulübü ve IEEE Öğrenci kolu tarafından düzenlenen Boğaziçi Enerji Zirvesi’nin beşincisi 16 Kasım’da Boğaziçi Üniversitesi Albert Long Hall Kültür Merkezi’nde gerçekleştiriliyor.

Fizik

Çoğu zaman farkında olmasak da dalga ve dalga hareketinin yaşamın ve hayatımızın her alanında etkisi var. Bazen hayatımızı kolaylaştıran dalgaların bazı zaman da yıkıcı etkileri ile karşılaşıyoruz. Peki, dalgalar olmasaydı hayatımız nasıl olurdu?

Fizik

Nobel Fizik Ödülü’nün 2019 yılı sahipleri Princeton Üniversitesinden James Peebles, Cenova Üniversitesinden Michel Mayor ve Cambridge Üniversitesinden Didier Queloz oldu.

Fizik

Bilim insanları, günlük hava tahmini için çeşitli gözlemler ve ölçümler yapar. Bunların arasında rüzgâr hızı ölçümleri de vardır. Rüzgârın hızını ölçen aletlere anemometre (rüzgârölçer) denir. Bu etkinliğimizde maliyeti uygun malzemeler kullanarak bir rüzgârölçer tasarlayacağız.

Fizik

Biyokütle ve Kömür Karışımlarından Sıvı Yakıt Üretimi (TRİJEN) projesi sayesinde Türkiye’nin linyit kömürleri sıvı akaryakıtlara ve değerli kimyasal maddelere dönüştürülebiliyor. Böylece düşük enerji içeriğine sahip linyit kömürlerinin etkin, verimli ve çevre dostu bir şekilde ekonomiye kazandırılması mümkün olabilecek.

Fizik

Bu yıl sekizincisi düzenlenen Breakthrough Ödülleri’nde temel fizik alanındaki ödülün sahibi ilk karadelik görüntüsünün elde edilmesi çalışmasını gerçekleştiren araştırmacılar oldu. Ödül kazanan araştırmacılar arasında Türk bilim insanı Prof. Dr. Feryal Özel de bulunuyor.

Fizik

Ay'a ulaşmamızı sağlayan en önemli teknolojilerden biri roketlerdi. Peki, roketler nasıl çalışıyor? Deneyler köşesinin bu etkinliğinde bir araba tasarlayarak Newton'un hareket yasalarını ve roketlerin çalışma prensibini öğreniyoruz.

Fizik

Söz konusu elektronlar, protonlar gibi “noktasal” parçacıklar olduğunda aynı işaretli elektrik yüklerinin birbirini ittiği, zıt işaretli elektrik yüklerinin birbirini çektiği bilinir. Ancak çok sayıda elektrik yüklü noktasal parçacığın bir araya gelmesiyle oluşan “bileşke” parçacıklarda durum farklıdır. 

Fizik

Danimarkalı gökbilimci Ole Christensen Romer, ışık hızını belirlemek için çalışmalar yapan ilk bilim insanlarından biridir. Romer, yaptığı uzun süreli gözlemler sonucunda Jüpiter’in uydularından Io’nun iki tutulması arasında geçen zamanlarda farklılıklar tespit etti.