Skip to content Skip to navigation

Yeni Bir Parçacık Tahmin Edildi: di-Omega

Dr. Mahir E. Ocak
11/06/2018 - 15:07

Baryon grubu parçacıklar üç kuarktan oluşur. Uluslararası bir araştırma grubu, di-Omega olarak adlandırılan bir parçacığın doğada var olabileceğini ileri sürdü. Baryon türü iki omega parçacığının bir araya gelmesiyle oluşan di-Omegaların Avrupa ve Japonya’daki parçacık hızlandırıcılarda üretilebileceği düşünülüyor.

Protonlar, nötronlar ve diğer tüm madde parçacıkları kuarklar olarak adlandırılan temel parçacıkların bir araya gelmesiyle oluşur. Mezonlar olarak sınıflandırılan parçacıklar bir kuark ve bir antikuarktan oluşurken baryonlar olarak sınıflandırılan parçacıklar üç kuarktan oluşur. Atomların çekirdeklerindeki protonlar ve nötronlar baryon türü parçacıkların en bilinen üyeleridir.

Doğada bugüne kadar gözlemlenmiş, iki baryonun bir araya gelmesiyle oluşan tek sistem dötrondur. Döteryum atomlarının (kütle numarası 2 olan hidrojen izotoplarının) çekirdekleri olan bu dibaryonlar, bir proton ve bir nötrondan oluşur. Geçmişte dötronlardan başka dibaryonların da doğada bulunabileceği düşünülerek çalışmalar yapıldıysa da bugüne kadar hiçbir gözlemsel veri elde edilemedi.

Araştırmacılar di-Omegaların doğada bulunabileceği çıkarımına üç yıla yayılan kuramsal çalışmalar ve dünyanın en güçlü bilgisayarlarından biri olan “K bilgisayarı” kullanılarak yapılan hesaplar sonucunda varmış. Di-Omega parçacıkları henüz deneysel olarak gözlemlenmediği için yapılan tahminlerin ne ölçüde doğru olduğu bilinmiyor. Araştırmacılar, yakın gelecekte parçacık hızlandırıcılarda di-Omega parçacıklarının gözlemlenmeye çalışıldığı deneyler yapmayı planlıyor.

İlgili İçerikler

Fizik

Işık nasıl yayılır? Dalgalar gibi mi yoksa madde parçacıkları gibi mi? Bu soru bir zamanlar bilim dünyasını ikiye bölmüştü. Deneyler köşesinin yeni etkinliğinde ışığın yapısını çift yarık deneyi ile inceliyoruz.

Fizik

Günümüzde güneş gözesi üretmek için yaygın olarak silisyum kullanılıyor. Ancak bu güneş gözeleri hem pahalıya mal oluyor hem de üretim süreçleri çok zahmetli. Yüksek verim elde etmek için silisyum atomlarının çok düzenli bir yapı oluşturması ve bu yapının içine toz ya da başka yabancı maddelerin karışmaması için üretimin tozsuz odalarda yapılması gerekiyor.

Fizik

İster dinleyelim, ister mırıldanalım, ister bir müzik aleti ya da herhangi bir nesne ile müzik yapalım, ister dans ederek eşlik edelim; müzik hayatımızda önemli bir yere sahip. Biz de ocak ayında objektiflerinizi müziğin hayatınızdaki yerine odaklamanızı istiyoruz. Fotoğraflarınızı Bilim Genç’te paylaşırken açıklama bölümüne #HayatımdakiMüzik etiketini eklemeyi unutmayın.

Fizik

Geride bıraktığımız yılda bilim ve teknoloji alanında birçok gelişmeye şahit olduk. 2019 yılında gerçekleşen önemli bilimsel ve teknolojik gelişmeleri sizin için derledik.

Fizik

Dünya’nın kendisi de bir mıknatıstır. Dünya’nın manyetik kuzey ve güney kutupları coğrafi kuzey ve güney kutuplarının yakınında bulunur ve yavaş da olsa hareket eder. Bu etkinliğimizde maliyeti uygun malzemeler kullanarak mıknatısın çevresinde oluşan manyetik alanı gözlemleyeceğiz.

Fizik

Yakın zamanda gerçekleştirilen deneyler protonun fizikçilerin düşündüğünden %5 daha küçük olduğunu gösteriyor.

Fizik

Yollardaki buzlanmanın önüne geçmek için kullanılabilecek çevre dostu bir katkı malzemesi geliştirildi. Çeşitli kimyasal süreçlerle üzüm kabuğundan elde edilen malzemenin hem buzun daha hızlı çözülmesini sağladığı, hem asfaltlara ve betonlara daha az zarar verdiği, hem de su kaynakları için daha az risk teşkil ettiği belirtiliyor.

Fizik

Bir katıyı başka bir katının üzerinde kaydırmak kolay değildir. Çok yüksek sürtünme kuvvetiyle baş etmeniz gerekir. Bu durumun bir istisnası ise buzdur. Buz o kadar kaygandır ki buz patencileri neredeyse hiçbir dirençle karşılaşmadan buzun üzerinde kayabilirler.

Fizik

Suyu yukarı yönde taşıyabilen aletlerin geliştirilmesine yönelik çalışmalar James Watt'ın buhar motorunun keşfine öncülük etti.

Fizik

Suyun kaç derecede kaynadığını biliyor musunuz? Muhtemelen cevabınız 100°C olacaktır. Çünkü suyun deniz seviyesindeki kaynama noktası 100°C’dir. Peki, suyu daha düşük ya da yüksek sıcaklıklarda kaynatmak mümkün olabilir mi?