Skip to content Skip to navigation

Yeni Nesil Binalarda Kullanılan Nanobiyonik Bitkiler

Ayşenur Okatan
10/06/2019 - 17:12

MIT/ Strano Research Group

Sürdürülebilir şehirleşmenin günümüzdeki en önemli ayaklarından biri yeşil binalar. Yenilenebilir enerji kaynaklarının tercih edildiği, su ve enerjinin verimli kullanıldığı, hava kalitesinin artırıldığı, geri dönüştürülebilen ve zehirsiz malzemelerden yapılan yeşil binalar içinde yaşayanların ve çalışanların verimliliğini artıracak şekilde tasarlanıyor ve çevreye uyum sağlayacak biçimde inşa ediliyor.

Massachusetts Teknoloji Enstitüsünden (MIT) bir grup araştırmacı 2017 yılında bitkilerin loş ışık yaymasını sağlayan bir yöntem geliştirmişti. Lüsiferaz enzimi, lüsiferin ve koenzim A maddeleri içeren farklı nanoparçacıklar (boyutları metrenin milyarda biri ölçeğinde olan parçacıklar) kullanılarak ışık yayması sağlanan ve nanobiyonik bitkiler adı verilen bu bitkilerin başlangıçta sadece kablosuz bir masa lambası yerine kullanılabileceği düşünülmüştü. Günümüzdeyse bu yöntemin yeni nesil binaların sürdürülebilir altyapısında kullanılması planlanıyor.

Nanobiyonik bitkilerin yeşil binaların tasarımına nasıl dâhil edileceğiyse merak konusu. MIT araştırmacıları günlük hayatta sürekli bitkilerle iç içe olmanın nasıl bir etki yaratacağı üzerinde çalışıyor.

Bitkilerin ışık yaymasının sağlandığı araştırmada ıspanak, roka, lahana ve su teresi gibi bitkiler kullanıldı.

Araştırmacılar, ayrıca, bitki tarafından yayılan ışığın süresini artırmak için ışık kapasitör (elektrik enerjisini depolayan devre elemanı) parçacığı adını verdikleri yeni nesil bir bileşen kullanmayı planlıyor. Bu parçacık ışığı “depoluyor” ve zamanla etrafa yayıyor. Bu sayede bitkinin günlerce hatta haftalarca ışık yayabileceği öngörülüyor.

Yeni nesil binaların aydınlatılmasında kullanılacak bu yöntemin gelecekte dış mekanların yanı sıra iç mekanların aydınlatılmasında da kullanılması planlanıyor.

 

Kaynaklar:

İlgili İçerikler

Biyoloji

Doğadaki her canlının kendine özgü yetenekleri vardır. Canlılar bu yeteneklerini kullanarak bulundukları ortamdaki yaşam koşullarına uyum sağlar.

Biyoloji

Hint Okyanusu’nun derinlerinde çalışmalar yapan bir grup araştırmacı tarafından keşfedilen yaklaşık 45 metre uzunluğundaki bir sifonofor bugüne kadar gözlemlenmiş en uzun hayvan olarak kayıtlara geçti.

Biyoloji

Carneige Melon Üniversitesinde çalışan bir grup araştırmacı PATRICK adını verdikleri bir yumuşak robot geliştirdi.

Biyoloji

Bakteriler de virüsler de çıplak gözle görülemeyecek kadar küçüktür. Peki sadece mikroskop yardımıyla görüntülenebilen bakterilerle virüsleri birbirinden ayıran özellikler nelerdir?

Biyoloji

Köpekgiller ailesinde yer alan altın çakallar (Canis aureus) dünya genelinde Yunanistan, İtalya, Bulgaristan, Ukrayna, Sırbistan, Azerbaycan, Hindistan, Suudi Arabistan, Afganistan, Pakistan, Suriye, Irak ve daha birçok ülkede bulunur.

Biyoloji

Memeliler sınıfında yer alan kemiriciler genellikle sürekli uzayan dişleri, kısa sürede çok sayıda yavrulamaları, hızlı hareket etmeleri ve ağaç, çöl, toprak altı, kayalık yerler ve sucul alanlar gibi farklı ortamlarda yaşayabilmeleriyle bilinir.

Biyoloji

2019 TÜBİTAK Teşvik Ödülü’ne layık görülen Doç. Dr. Nurhan Özlü Sıcakkan ile, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne özel olarak, kanser araştırmaları üzerine bir söyleşi gerçekleştirdik.

Biyoloji

Üç tarafı denizlerle çevrili Türkiye binlerce deniz canlısı türüne ev sahipliği yapıyor. Bu canlılardan biri de denizanası. Ülkemizdeki denizlerde sekiz denizanası türü yaşıyor. Bu türler ay denizanası, pusula denizanası, maviş denizanası, mor sokar denizanası, deniz ciğeri denizanası, ters-düz denizanası, göçmen denizanası ve beyaz noktalı denizanası.

Biyoloji

Papağanlar ve kargalar, vücutlarının büyüklüklerine nazaran görece büyük beyinlere sahiptir ve sosyal zekâya sahip olmalarıyla bilinir. Geçmişte yapılan bilimsel çalışmalar kargaların birbirleriyle yardımlaşmadığını göstermişti. Yakın zamanda yapılan araştırmada ise bu kez papağanların birbirleriyle yardımlaşıp yardımlaşmadığı incelenmiş.

Biyoloji

Göz renginiz annenizden, saç şekliniz ise babanızdan... Peki ama bu özellikler nesilden nesile nasıl aktarılıyor?