Skip to content Skip to navigation

Yer Yüzeyindeki Kütleçekim Alanının Detaylı Haritası

Dr. Mahir E. Ocak
04/07/2014 - 16:13

Alman ve Avustralyalı araştırmacılardan oluşan bir ortak çalışma grubu, yer yüzeyindeki kütleçekim alanının detaylı bir haritasını yaptı. Çalışma sırasında elde edilen sonuçlar yer yüzeyinin farklı noktalarındaki kütleçekim alanları arasındaki farkın daha önce düşünülenden %40 daha büyük olabileceğini gösteriyor.

Noktasal (uzayda bir hacim kaplamayan) bir parçacığın -örneğin elektronun- etrafında oluşturduğu kütleçekim alanı parçacığın kütlesi ile doğru, parçacığa olan mesafenin karesi ile ters orantılıdır. Yer yüzeyindeki herhangi bir noktadaki kütleçekim alanı -Dünya'nın dışındaki parçacıkların zayıf etkisi ihmal edilirse- Dünya'daki tüm parçacıkların o noktada sebep olduğu kütleçekim alanının bir bileşkesidir. Eğer Dünya'daki kütle dağılımı homojen (her noktada aynı yoğunlukta) ve Dünya'nın yüzeyi mükemmel bir kürenin yüzeyi gibi olsaydı kütleçekim alanının büyüklüğü yer yüzeyinin her noktasında aynı olurdu. Fakat hem Dünya'daki kütle dağılımının heterojen (farklı noktalarda farklı yoğunlukta) olması hem de yer yüzeyindeki çıkıntılar ve girintiler kütleçekim alanının farklı noktalarda farklı büyüklükte olmasına neden oluyor.

ABD Uzay Mekiği ile elde edilen topografik verileri kullanan Alman ve Avustralyalı araştırmacılar, yer yüzeyindeki kütleçekim alanının bugüne kadar yapılmış en detaylı haritasını çıkardı. Haritanın çözünürlüğü, daha önce yapılmış benzer haritalardan 40 kat daha yüksek. Çalışma sırasında iki nokta arasındaki mesafenin yaklaşık 200 metre olduğu üç milyar noktadaki serbest düşme ivmesi hesaplanmış.

Sonuçlar yer yüzeyinde kütleçekim alanının en büyük olduğu yerin Kuzey Kutbu yakınları, en küçük olduğu yerin ise Güney Amerika'daki And Dağları’nın bir parçası olan Huascaran Dağı'nın zirvesinde olduğunu gösteriyor.

Dünya'nın kütleçekim alanı ile ilgili yüksek çözünürlüklü görsellere aşağıdaki bağlantı adresinden ulaşabilirsiniz.

http://geodesy.curtin.edu.au/research/models/GGMplus/gallery.cfm

İlgili İçerikler

Gökbilim ve Uzay

Satürn ve ilkdördün evresindeki Ay 8 Eylül’de gökyüzünde birlikte görülebilir. 20 Eylül’de ise Ay ve Boğa Takımyıldızı’nın en parlak yıldızı Aldebaran yakın görünümde. Her iki gökcismini gece yarısına yakın saatlerde batı ufkunun üzerinde görebilirsiniz. 23 Eylül sonbahar ılımı yani gece ve gündüz sürelerinin eşit olduğu tarih.

Gökbilim ve Uzay

Maden cevherlerinden metalleri özütlemek için mikroorganizmalardan yararlanılan yöntemler biyomadencilik olarak adlandırılır. Biyomadenciliğin yeryüzündeki tarihi 1950’lere kadar gider. Günümüzde bazı araştırmacılar Uluslararası Uzay İstasyonu’nda (ISS) uzayda biyomadencilikle ilgili çalışmalar yapıyor.

Gökbilim ve Uzay

Türkiye’de tasarlanıp üretilen ilk yer gözlem uydusu olan RASAT, sekiz yıldır Dünya’nın çevresindeki yörüngesinde dolanarak görüntü almaya devam ediyor. TÜBİTAK Uzay Teknolojileri Araştırma Enstitüsü (TÜBİTAK UZAY) mühendisleri tarafından tasarlanıp büyük ölçüde ülkemizde üretilen RASAT, 17 Ağustos 2011’de Rusya’daki Yasny Fırlatma Üssü’nden uzaya fırlatılmıştı.

Gökbilim ve Uzay

Gezegenler yıldızların, uydular da gezegenlerin etrafında dolanır. Peki büyük uyduların küçük uydulara sahip olması da mümkün müdür? Eğer bu tür “altuydular” sadece etrafında dolandıkları uydunun kütleçekimi etkisinde hareket etseydi cevap kesinlikle evet olurdu. 

Gökbilim ve Uzay

Merkür, ağustos ayında, yıl içinde gün doğumundan önce gözlemlendiği zamanlar arasında en parlak görünümde. Jüpiter ve Satürn ise Güneş’in batışından sonra gökyüzünde görülebilir.

Gökbilim ve Uzay

Teknoloji mağazalarından bile kolayca satın alınabilen küçük boyuttaki döner kanatlı İHA’ların devasa yolcu uçaklarına büyük hasarlar vererek uçuş güvenliğini tehlikeye atabileceğini biliyor muydunuz?

Gökbilim ve Uzay

Konya Bilim Merkezi tarafından ilki 2018’de düzenlenen Astrofest gökyüzü gözlem etkinliği bu yıl 12-14 Temmuz tarihleri arasında Kapadokya’da gerçekleştirildi. “Herkese biraz gökyüzü!” sloganı ile düzenlenen etkinliğe gençler aileleriyle birlikte katıldı.

Gökbilim ve Uzay

20 yıldır Dünya’nın çevresindeki yörüngesinde dolanan Uluslararası Uzay İstasyonu (ISS) geçmişten günümüze birçok araştırmacı astronota ev sahipliği yapıyor. Çoğunlukla altı ay süren görevleri boyunca Dünya’dan uzakta kalan astronotlar, su ve hava gibi temel ihtiyaçlarını karşılamak için ISS’nin özel sistemlerinden yararlanıyor.

Gökbilim ve Uzay

Şili’deki ALMA teleskoplarıyla gözlemler yapan bir grup gökbilimci, Dünya’ya yaklaşık 1500 ışık yılı mesafedeki genç bir yıldızın etrafında tuz molekülleri tespit etti. Dr. A. Ginsburg ve arkadaşları tarafından yapılan araştırmanın sonuçları Astrophysical Journal’da yayımlandı.

Gökbilim ve Uzay

Ay, Güneş’ten sonra gökyüzündeki en parlak ikinci gökcismi. Ay gökyüzü gözlemcilerine çıplak gözle gerçekleştirebilecekleri birçok gözlem imkânı sunuyor. Örneğin her gece gökyüzünde Ay’ı farklı bir şekilde görürüz. Çünkü Dünya etrafındaki yörünge hareketi sırasında Ay’ın Güneş’e göre konumu sürekli değişir.