Skip to content Skip to navigation

Yeraltındaki “Dağlar”

Dr. Mahir E. Ocak
19/04/2019 - 10:41

Not: Grafik ölçekli değildir.

Princeton Üniversitesi’nden bir grup araştırmacının yaptığı çalışmalar yeryüzünün 660 kilometre altındaki, yukarı manto ile aşağı mantoyu birbirinden ayıran katmanda devasa “dağlar” olduğuna işaret ediyor. Wenbo Wu, Sidao Ni ve Jessica Irving tarafından yapılan araştırmanın sonuçları Science’ta yayımlandı.

Yerküre üç ana katmandan oluşur: yerkabuğu, manto ve çekirdek. Ancak yerbilimciler tarafından tespit edilmiş başka katmanlar da vardır. Örneğin yerkabuğunun yaklaşık 660 kilometre altındaki katman gibi. Özel bir adı olmayan, bilimsel yazında “660 km sınırı” olarak bahsedilen bu katman, mantoyu yukarı ve aşağı manto olarak ikiye ayırır.

Araştırmacılar 660 km sınırının topoğrafik yapısını incelemek için sismik verileri kullanmışlar. Tıpkı ışık ışınlarının bir ortamdan diğerine geçerken kırılmaya ve yansımaya uğraması gibi deprem dalgaları da bir ortamdan diğerine geçerken yansır ve kırılırlar. Dolayısıyla sismik verileri analiz ederek yerkürenin içindeki katmanlar hakkında bilgi edinmek mümkündür. Özellikle büyük depremler sırasında ortaya çıkan deprem dalgaları bu konuda çok yararlıdır. Richter ölçeğine göre büyüklüğü 7,0’nin üzerinde olan depremler sırasında yayılan dalgalar Dünya’nın çekirdeğinin içinden geçerek gezegenin diğer tarafına ulaşabilecek kadar güçlüdür.

Araştırmacıların elde ettiği sonuçlar 660 km sınırının yapısının hayli pürüzlü olduğunu gösteriyor. Tıpkı yeryüzünün bazı bölgelerinin daha düz, bazı bölgelerininse -dağlık alanlar ya da okyanus tabanlarındaki çukurlar gibi- daha engebeli olmasına benzer biçimde 660 km sınırında da hem görece daha düz hem de görece daha engebeli bölgeler var. Araştırmacılar, yaptıkları analizlerin hassas yükseklik tespitine izin vermediğini ancak bu katmandaki bazı “dağların” yeryüzündekilerden bile daha büyük olabileceğini belirtiyorlar.

İlgili İçerikler

Yerbilimleri

Geçmişi günümüzden yaklaşık 12.000 yıl öncesine kadar uzanan Göbeklitepe Arkeolojik Alanı’nda yapılan kazı çalışmaları hızla devam ediyor. Göbeklitepe uygarlık tarihi ile ilgili bildiklerimizi tamamen değiştirebilir.

Yerbilimleri

İstanbul’da geçmişte çok büyük depremler meydana geldiği biliniyor. 22 Mayıs 1766 yılında meydana gelen 7,5 büyüklüğündeki son büyük deprem, kentte çok büyük bir yıkıma sebep olmuştu.

Yerbilimleri

Uluslararası Yerbilimleri Birliğinin bir parçası olan Uluslararası Katmanbilgisi Komisyonu yaklaşık on yıl önce Antroposen Çalışma Grubu adlı bir kurul oluşturmuştu. Otuz dört üyeden oluşan kurulun görevi, Antroposen olarak adlandırılan, insan etkinliklerinin yerküreyi şekillendirdiği yeni bir jeolojik çağın başlayıp başlamadığı hakkında karar vermekti. 

Yerbilimleri

Volkanik patlamalar sonucu ağaçlar, evler, tarlalar, yollar ve fabrikalar zarar görebilir. Hatta can kayıpları bile yaşanabilir. Peki tarihten bu yana birçok yeri yaşanmaz hale getiren bu doğal afet nasıl gerçekleşiyor?

Yerbilimleri

Binlerce yıl toprak altında kaldıktan sonra gün yüzüne çıkarılan arkeolojik eserlerin yüzeylerindeki doğal aşınmalar arkeologlar ve yazıt bilimciler için eserleri incelemeyi zorlaştırabiliyor. Peki, araştırmacılar bu zorluğu aşmak için neler yapıyor, hangi yöntemleri uyguluyor?

Yerbilimleri

Deprem konusunda uluslararası düzeydeki üstün nitelikli çalışmalarıyla 2018 yılı TÜBİTAK Bilim Ödülü’ne layık görülen Prof. Dr. Mustafa Erdik ile deprem ve Türkiye’deki deprem çalışmalarıyla ilgili bir söyleşi gerçekleştirdik.

Yerbilimleri

Fotoğrafta gördüğünüz neredeyse dikdörtgen prizma biçimindeki beyaz yapı tamamen doğal yollarla oluşmuş bir buzdağı.

Yerbilimleri

Geçmişte  Britanya Adası’nın iki antik kıtanın çarpışması sonucunda oluştuğu düşünülürdü. Ancak Plymouth Üniversitesi’nden bir grup araştırmacının yaptığı çalışmalar Britanya Adası’nın iki değil üç antik kıtanın çarpışması sonucunda oluştuğuna işaret ediyor.

Yerbilimleri

Mavi delikler, deniz seviyesinin günümüzden daha düşük olduğu buz devirlerinde oluşmuş obruklardır. Genellikle kenarları dik, ağzı daire biçimdeki bu çukurlar deniz seviyesi yükseldikten sonra su altında kalmış.

Yerbilimleri

Colorado ve Montana üniversitelerinden bilim insanları büyük depremlerin sıklığı ile Dünya’nın dönüş hızındaki çok küçük değişimler arasında bir b