Skip to content Skip to navigation

Güneş Girmeyen Eve Neden Doktor Girer?

Ayşenur Okatan
22/08/2019 - 11:35

Dünya’yı aydınlatan Güneş tüm canlılar için yaşam kaynağıdır. Örneğin Dünya, Güneş tarafından aydınlatılır ve ısıtılır. Bitkiler suyu ve karbondioksiti güneş enerjisini kullanarak besine dönüştürür. Biz de bu besinlerden yararlanırız. Güneş ışığının insanlar üzerinde doğrudan katkıları da vardır. Örneğin güneş ışığı vücudumuzda D vitamini üretimini artırır, uykumuzu düzenler ve ruh hâlimizi iyileştirir. Gelin, bu faydaları daha yakından inceleyelim.

D Vitamininin Üretimi

Güneş’ten farklı dalga boylarında ışınlar yayılır. Bu ışınların büyük kısmı Dünya’nın atmosferi tarafından yansıtılır, soğurulur ya da yönü değiştirilir. Böylece zararlı ışınlar büyük oranda yeryüzüne ulaşamaz.

Örneğin dalga boyu 100-280 nanometre aralığındaki morötesi ışınların (UVC) tamamı atmosfer tarafından soğurulurken, dalga boyu 280-315 nanometre aralığında olan morötesi ışınların (UVB) yaklaşık %0,1’i ve dalga boyu 315 nanometreden büyük olan morötesi ışınların (UVA) yaklaşık %5’i yeryüzüne ulaşabilir. Görünür ışığın ise %39’ü ve kızılötesi ışığın %56’sı yeryüzüne ulaşır.

Güneş Işığından Gelen Vitamin

Vitaminlerin birçoğunu tükettiğimiz besinlerden alırız. Örneğin A vitaminini özellikle ciğerden, yumurtadan ve havuçtan; önemli B vitaminleri arasında olan B12, B9 ve B6 vitaminlerini kırmızı et, süt ürünleri ve yumurtadan; C vitaminini mandalina ve portakal gibi turunçgillerden ve kividen alabiliriz. 

D vitaminini ise yağ bakımından zengin ton balığı, somon gibi balıklardan, sığır ciğeri, peynir ve yumurtadan sağlayabiliriz. Diğer vitaminlerden farklı olarak D vitaminini yeryüzüne ulaşan UVB ışınlarının etkisiyle derimizde sentezleyebiliriz.

Yağlı balıklar yüksek miktarda D vitamini içeren gıdalardandır.

D vitamininin beş türü vardır. Bunlardan D2 ve D3 vitaminleri vücutta hayli önemli işlevler yerine getirir. 

Morötesi ışınlar derimizle etkileştiğinde, UVB ışınlarının dalga boyu UVA ışınlarınınkinden daha küçük olduğu için, derimizin daha derinlerine nüfuz edebilir. Derimizin yapısında bulunan RNA, DNA, protein ve kolesterol gibi büyük moleküller UVB ışınlarını soğurur. Bu moleküllerden biri de 7-dehidrokolesterol molekülüdür. Bu molekül vücutta hem kolesterolün hem de D vitamininin üretilmesini sağlar.

Özellikle yaz mevsimi boyunca üretilen ve yağda çözünebilen bir vitamin olan D vitamininin fazlası, sonradan kullanılmak üzere yağ dokularında depolanabilir.

D vitamininin vücuttaki en önemli görevi özellikle diş ve kemiklerin sağlıklı gelişimi için önemli olan kalsiyum ve fosforun vücutta emilmesini sağlamak. Ayrıca son zamanlarda yapılan araştırmalar D vitamininin bazı kanserlere karşı da koruyucu etkisi olabileceğini gösteriyor.

D vitamini eksikliğinin en önemli nedeni ise yeterli gün ışığı alınamamasıdır. Bu nedenle kış mevsiminde D vitamini eksikliği ortaya çıkabiliyor. Koyu tenli insanların aynı miktarda D vitamini üretilebilmesi için açık tenli insanlara göre UVB ışınlarına daha fazla maruz kalması gerekir. Güneş kremi kullanmak da D vitamini sentezini engeller. Ayrıca güneş ışığının daha yatay açıyla geldiği yüksek enlemlerde yaşamak ve hava kirliliği D vitamini eksikliğine sebep olan faktörlerdendir. 

D vitamini eksikliği kasların ve kemiklerin güçsüzleşmesine neden olur. Ayrıca D vitamini eksikliğinin kalp hastalıkları ve bazı kanser türlerine yakalanma riskini artırdığını gösteren araştırmalar var.

Dünya genelinde yaklaşık bir milyar insanda D vitamini eksikliği olduğu tahmin ediliyor. Bilim insanları yeterli D vitamini üretimini sağlamak için özellikle gün ortasında bahar ve yaz aylarında 10-30 dakika, kış aylarında ise yaklaşık iki saatlik güneş ışığına maruz kalmayı tavsiye ediyor.

Uyku Düzeni

Vücudumuzdaki birçok süreç örneğin uyku-uyanıklık döngüsü, vücut ısısı ve hormonların salgılanma düzeni sirkadiyen ritim olarak isimlendirilen bir iç mekanizma tarafından düzenlenir. Vücut saati işlevi gören sirkadiyen ritim (günlük ritim olarak da isimlendirilir) Güneş’in doğuşuna ve batışına yani aydınlık-karanlık döngüsüne göre ayarlanır. Örneğin Güneş doğduktan sonra uyanmamızla birlikte adrenalin ve tiroid hormonlarının kandaki seviyesi yükselir ve metabolizma hızımız artar. Bu nedenle sabah saatlerinde enerji değeri yüksek besinlere ihtiyaç duyarız. Akşam saatlerine doğruysa metabolizmamızın hızı yavaşlar.

Gün ışığının azalmasıyla karanlık olmaya başladığını algılayan görsel sistemimiz hipotalamustaki sirkadiyen saatimizi ayarlayan beyin bölgesini uyarır. Bu sayede beyindeki epifiz bezinden melatonin hormonu salgılanır. Bu hormonsa uykumuzun gelmesini sağlar. Gün ışığı sirkadiyen saati etkileyen temel faktör olduğundan bu mekanizmanın düzenli çalışabilmesi için gün içinde yeterli güneş ışığı alınması gerekiyor. Sirkadiyen saatin bozulması ise çeşitli hastalıklara (örneğin kanser, diyabet, kalp hastalıkları, obezite) yol açabiliyor.

Güneş Işınları Ruh Hâlimizi Etkiliyor

Güneş ışığı ruh hâlimizi de etkiliyor. Örneğin yapılan bir anket çalışmasında katılımcıların sorulan sorulara güneşli günlerde verdiği cevapların kötü hava koşullarında verilen cevaplara göre daha olumlu olduğu tespit edilmiş.

Maya mantarı üzerinde yapılan başka bir çalışmada ise güneş ışığının serotonin seviyesinin artmasında doğrudan etkili olduğu anlaşıldı. Serotonin hormonu insana mutluluk veren, duygusal ve ruhsal olarak dengeli olmayı sağlayan bir hormondur. Bu nedenle depresyon tedavisinde kullanılır. Yapılan bir araştırmaya göre kış aylarında beyindeki serotonin üretiminin azaldığı gözlendi. Yani serotonin hormonunun üretilmesinde güneş ışınlarının da etkisi olabilir.

Dünya’daki yaşamın kaynağı olan Güneş fiziksel ve ruhsal sağlığımız üzerinde de birçok olumlu etkiye sahip. Haydi, Güneş’ten faydalanmanın tam zamanı!

Kaynaklar:

İlgili İçerikler

Tıp ve Sağlık

Michigan Üniversitesinde çalışan bir grup araştırmacı uzuvlarını kaybeden insanların (amputelerin) yapmak istedikleri hareketleri düşünerek kontrol edebildiği bir robot el geliştirdi. Dr. Philip P. Vu ve arkadaşları tarafından yapılan araştırma ile ilgili makale Science Translational Medicine’da yayımlandı.

Tıp ve Sağlık

Çin’de ortaya çıktıktan sonra hızla yayılan yeni tip koronavirüsün neden olduğu COVID-19 hastalığı, dünya genelinde yaklaşık 210.000 insanı etkiledi. SARS-CoV-2 diğer koronavirüs türlerine göre neden hızla yayılıyor ve çok sayıda insanı etkiliyor?

Tıp ve Sağlık

Ellerimizi temiz tutmak, koronavirüs gibi patojenler (hastalık yapıcı mikroorganizmalar ve virüsler) yoluyla yayılan hastalıklardan korunmak için alabileceğimiz önlemlerin başında geliyor. Hatta bazı bilim insanları el hijyenini “kendi kendinize yapabileceğiniz aşı” olarak tanımlıyor. Ancak araştırmalar ellerimizi gerektiği gibi yıkamadığımızda patojenlerin ellerimizde kaldığını gösteriyor.

Tıp ve Sağlık

Kanser, Down sendromu, renk körlüğü gibi pek çok hastalığın kökeninde genler vardır. Ancak bu hastalıkları tedavi etmek için kullanılan geleneksel yöntemlerde sadece belirtiler ortadan kaldırılmaya çalışılıyor, hastalığın kökeninde yer alan genlere bir müdahalede bulunulmuyor.

Tıp ve Sağlık

McMaster Üniversitesinde çalışan bir grup araştırmacının complestatin ve yeni keşfedilmiş corbomycin adlı antibiyotiklerle yaptıkları deneyler, bu antibiyotiklerin bakterilerle daha önceleri bilinenlerden farklı bir biçimde savaştıklarını gösterdi.

Tıp ve Sağlık

Kıyafetlerimizin üretiminde kullanılan iplikçikler çoğu zaman polyester, naylon ve akrilik gibi plastiklerden elde edilir. Yapılan son bilimsel çalışmalar, bu mikroiplikçiklerin denizlerdeki plastik kirliliğinin ana kaynaklarından biri olduğunu gösteriyor.

Tıp ve Sağlık

Hafta sonları tüm aile bir aradayken pazar kahvaltıları nasıl da güzel olur, değil mi? Patatesli omlet, simit, börek, krep, kızarmış ekmek... Bu kadar şeyi yedikten sonra tatlı bir uyku bastırır. Peki ama neden?

Tıp ve Sağlık

Çin’in Wuhan şehrinde ortaya çıkan yeni tip koronavirüsün neden olduğu salgın dünyanın farklı yerlerine hızla yayılıyor. Şu ana kadar 30.000'den fazla kişinin hayatını kaybetmesine neden olan virüs hakkında bilinmesi gerekenleri derledik.

Tıp ve Sağlık

San Diego’daki Kaliforniya Üniversitesinde çalışan Prof. Dr. Karen Christman ve arkadaşları kalp krizi geçirmiş hastaların kalp kaslarını onarmak için bir hidrojel geliştirdi.

Tıp ve Sağlık

Okulda sınav haftasındasınız ve ders çalışırken sürekli bir şeyler atıştırıyorsunuz. Bu durumda muhtemelen “Stresten yiyorum” cevabını verirsiniz. Bazı insanlar stresli oldukları dönemlerde normalde olduğundan daha fazla yemek yer. Stres bazı insanların ise yeme isteklerinin azalmasına neden olur. Peki, stres yeme alışkanlıklarımızı nasıl etkiliyor?