Skip to content Skip to navigation

Kutup Işıkları Neden Mevsimsel ve Bölgeseldir?

Tuba Sarıgül
08/12/2017 - 10:20

Güneş manyetik olarak aktif bir yıldız. Güneş’in içinde gerçekleşen füzyon sonucunda oluşan yüksek enerjili parçacıklar, Güneş’teki büyük patlamalar sonucunda Güneş Sistemi boyunca yayılıyor.

Güneş rüzgârlarıyla taşınan yüksek enerjili parçacıklar, Dünya’nın manyetosfer tabakasına çarptığında, bir kısmı farklı yönlere saparken bir kısmı da manyetik alan çizgileri boyunca kutup bölgelerine doğru taşınır. Bu parçacıklar atmosferin iyonosfer tabakasındaki oksijen ve azot iyonlarına çarparak enerjilerini iyonlara aktarır. İyonlar tarafından soğurulan enerji, elektronların daha yüksek enerji seviyelerine uyarılmasına neden olur. Uyarılmış elektronlar tekrar düşük enerji seviyelerine dönerken, aradaki enerji farkını ışık olarak yayar. İyonlardan yayılan farklı renklerdeki bu ışımalara kutup ışıkları ismi veriliyor.

Dünya’nın manyetik alan çizgileri Ekvator hizasında neredeyse paralel hale gelirken kutuplarda tekrar birleşir. Ancak Dünya’nın manyetik alan çizgileri, kutup bölgelerine yakın noktalarda Güneş’in manyetik alanı ve güneş rüzgârları nedeniyle sapmaya uğruyor. Bu olay jeomanyetik fırtına olarak isimlendiriliyor. Güneş rüzgârları kutup bölgelerinde Dünya’nın manyetik alanında bir açıklık oluşmasına neden oluyor. Bu da kutup ışıklarının neden bölgesel olduğunu açıklıyor.

Kutup ışıkları sonbahar ve ilkbahar döneminde daha sık görülse de bunun nedeni tam olarak açıklanabilmiş değil. Güneş ve Dünya arasındaki, ekinoks dönemlerinde artan manyetik ilişki geometri ile ilgili olabilir. Ekseninin 23 derece eğik olması nedeniyle Dünya’nın manyetik kutup bölgeleri Güneş’e göre ileri ve geri hareket eder. Ekinoks dönemlerinde ise Dünya’nın manyetik alanı Güneş’le en fazla etkileşime girecek şekilde en uygun konuma gelir. Böylece güneş rüzgârlarının manyetosferin daha iç kısımlarına ulaşmasını sağlayan bir açıklık oluşur.

http://www.nasa.gov/mission_pages/themis/auroras/aurora_live.html

http://science.nasa.gov/science-news/science-at-nasa/2001/ast26oct_1/

İlgili İçerikler

Gökbilim ve Uzay

Ay tutulması sırasında Güneş, Dünya ve Ay tam olarak aynı hizadayken Dünya, Güneş ile Ay’ın arasındadır. Bu durumda Dünya’nın gölgesi Ay’ın üzerine düşer. Ancak Ay tutulması sırasında Ay tamamen karanlıkta kalmaz.

Gökbilim ve Uzay

Aslında Dünya da uzayın bir parçası. Ancak “uzay” ifadesi ile çoğunlukla uzayın Dünya...

Gökbilim ve Uzay

Dünya’nın kütleçekimi sıvıların hareketini önemli ölçüde etkiler. Bu nedenle sıvılar Dünya’da ve ağırlıksız bir ortamda, örneğin Uluslararası Uzay İstasyonu’nda farklı şekillerde davranır.

Gökbilim ve Uzay

2017 yılında yaşanan önemli bilimsel olaylardan bir derleme...

Gökbilim ve Uzay

Özellikle NASA’nın ve SpaceX’in uzay seyahati alanındaki çalışmaları ile biliyoruz ki planlanan her şey istenildiği gibi giderse insanoğlu 2030’lu yıllarda başka bir gezegene ilk defa ayak basacak. 1965 yılında Mars’a ilk uydunun gönderilmesinden bu yana Mars’a insanlı uzay görevleri planlanıyor.

Gökbilim ve Uzay

Çıplak gözle kolayca fark edilebilen gökcisimleri (örneğin Güneş, Ay, Güneş Sistemi’ndeki gezegenlerin bazıları, bazı yıldızlar) antik dönemlerden beri biliniyor. Bu gökcisimlerinin isimleri çoğunlukla Latince, Yunanca ve Arapça kökenli.

Gökbilim ve Uzay

Dünya’ya çarpan göktaşları meteorit olarak isimlendiriliyor. Meteoritler çok değerli jeolojik örnekler. Çünkü insanlı ya da insansız uzay araçlarının henüz gitmediği gökcisimlerinin yapısı hakkında bilim insanlarına doğrudan bulgular sağlayabiliyor.

Gökbilim ve Uzay

NASA’nın Juno uzay aracının Temmuz 2017’de Jüpiter’deki devasa fırtına olan Büyük Kırmızı Leke’nin üzerinden geçerken elde ettiği verilerden, fırtınanın gezegenin atmosferinin çok derinlerine kadar indiği anlaşıldı.

Gökbilim ve Uzay

Ses bir mekanik dalgadır ve yayılmak için bir ortamın varlığına ihtiyaç duyar. Örneğin bir enstrümandan çıkan sesler havadaki...

Gökbilim ve Uzay

Uluslararası Uzay İstasyonu’nun (ISS) 2020’li yıllarda görevini tamamlaması planlanıyor. Uzay teknolojilerine sahip ülkeler bir sonraki uzay istasyonunun taşıması gereken özellikleri belirlemek için çalışmaya başladı