Skip to content Skip to navigation

Sinemada Özel Efektler: 1940–1950’li Yıllar

Dr. Vedat Güntay
30/06/2019 - 17:15

Bağdat Hırsızı filmindeki ünlü uçan halı sahnesi

1940’lı yıllara gelindiğinde, yönetmenliğini Clarence Brown’ın yaptığı Yağmurlar Geldi (1939) filmi Oz Büyücüsü (1939) filminin de aday olduğu “En İyi Özel Efekt” kategorisinde ilk Akademi Ödülü’nün (Oscar Ödülü) sahibi oldu. Filmde, Hindistan’ın Ranchipur şehrinde yağmur fırtınası sonucunda yaşanan şiddetli sel, şehrin yakınındaki baraj kapaklarını patlatır ve bir deprem etkisi yaratır. Şehir merkezinde büyük bir sele yol açan muson yağmurları, bir tapınağın çökmesine de neden olur. Filmdeki buna benzer sahneler, özel efekt tasarımcıları Fred Sersen ve E. H. Hansen tarafından tasarlandı. Filmde özel efekt sahneleri arka plan boyama tekniği, minyatür model kullanımı ve rotoskopi teknikleri birleştirilerek üretildi.

1940’ta yönetmenliğini Ludwig Berger, Michael Powell ve Tim Whelan’ın yaptığı Bağdat Hırsızı filminde yeşil perde çekim tekniğinin ilk uygulamaları kullanıldı. Ünlü uçan halı sahnesi, lambadan çıkan cin, uçan at gibi sahnelerde uygulanan minyatür efektleri, üst üste görüntüleri bindirme tekniklerinin başarıyla uygulandığı bu filme Akademi Ödülü’nü kazandırdı.

Yönetmenliğini Orson Welles’in üstlendiği Yurttaş Kane (1941) filminde, optik görüntü birleştirme, arka plan boyama ve hareketlerin nesnelere kare kare aktarıldığı, nesne hareketini durdurarak kaydetme teknikleri kullanıldı. Bu film hem konusu hem de kullanılan teknikler bakımından tüm zamanların en çok ilgi gören filmleri arasına girmeyi başardı. Sadece kullanılan özel efektler değil, çekim teknikleri ve kurgu gibi sinemanın önemli bileşenleri bu filme özgü bazı teknikleri ortaya çıkardı. Örneğin filmde net alan derinliğini (görüntünün netlendiği kameraya en yakın ve en uzak yerler arasında kalan alan) sahnenin önündeki ve arkasındaki nesneleri de kapsayacak kadar geniş yer tutan “derin odaklanma” tekniği kullanıldı. Filmin 1941 Akademi Ödülleri'nin özel efektler kategorisinde aday gösterilmemesi, efekt tasarımlarının fark edilemeyecek kadar ustaca tasarlandığının bir göstergesidir. “Sığ odaklanma” olarak adlandırılan ve önemi vurgulanmak istenen nesnelerin birbirlerine olabildiğince yakın tutularak arka plandaki diğer oyuncu ve nesnelerin bulanık bırakıldığı tekniğe karşı geliştirilen derin odaklanma tekniği günümüze kadar birçok filmde başarıyla uygulandı.

Yurttaş Kane filminden bir sahne

1940–1950’li yıllar, İkinci Dünya Savaşı’nın film endüstrisini etkilediği yıllar olarak tarihe geçer. Bu dönemde filmler için savaş alanları kamera önünde tekrar oluşturulmuş, okyanuslar savaş gemileriyle, gökyüzü savaş uçaklarıyla doldurulmuştu. Efekt tasarımcılarının bu sahneleri oluşturmak için tam ölçekli gemi ve uçak modellerini yapması mümkün değildi. Bu nedenle tasarımcılar minyatür modeller ve arka projeksiyon gibi film endüstrisinin o güne kadar geliştirdiği teknikleri ve yöntemleri kullanarak destansı sahneleri beyaz perdeye yansıttı. Örneğin Tokyo Üzerinden Otuz Saniye (1944) filmindeki gerçekçi deniz savaşı sahneleri devasa açık havuzlarda, stüdyo ortamında suyla doldurulan tanklar kullanılarak çekildi. Hava savaşı sahneleri çekilirken minyatür uçak gemileri kullanılarak uçak filoları oluşturuldu.

Tokyo Üzerinden Otuz Saniye filminde bir sahne

Savaş sahneleri stüdyolarda üretilirken patlayıcıların sıkça kullanılması gerekiyordu. Bunun için efekt tasarımcıları, tam ölçekli canlı aksiyon sahneleri için gerçeğe yakın minyatür sahneler oluşturdu. Uçakların üzerinde kurşun izlerine yer verilmesinin yanı sıra minyatür modellerin yok edilmesi için özenle tasarlanmış küçük ölçekli patlamalar gerçekleştirildi.

İkinci Dünya Savaşı döneminde savaş Avrupa ve Asya film endüstrisinde gelir kaybına yol açarken ABD ve Birleşik Krallık gişeleri bu dönemden çok kazançlı çıktı.

Bu yazımızda 1940’lı yılların başlarından 1950’li yıllara kadar üretilen filmlere ve özel efekt tasarımı tekniklerine değindik. Gelecek yazımızda 1950’li yıllar ve sonrasında film endüstrisinde yaşanan gelişmelere yer vereceğiz.

 

Yazar Hakkında:
Dr. Vedat Güntay
TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi Görsel İletişim Tasarımı Bölümü

İlgili İçerikler

Teknoloji

 TEKNOFEST İstanbul Havacılık, Uzay ve Teknoloji Festivali 17-22 Eylül tarihleri arasında İstanbul Atatürk Havalimanı’nda düzenleniyor.

Teknoloji

Bir grup araştırmacı çok sayıda ufak robotun bir araya gelmesiyle oluşan, herhangi bir merkezî kontrol birimi olmaksızın çevredeki uyaranlara tepki verebilen ve hareket edebilen bir robot geliştirdi.

Teknoloji

Günümüzün aktif araştırma alanlarından biri esnek elektronik cihazlar. Michigan Üniversitesinden Nicholas Kotov önderliğinde çalışmalar yapan bir grup araştırmacı yakın zamanlarda esnek, iletken malzemeler üretmek için yeni bir yöntem geliştirdi.

Teknoloji

1950’ler sinemada seyirci sayısının azaldığı yıllar olarak tarihe geçer. Bunun en önemli nedeni, şehirlere taşınan ailelerin, ucuz ve erişilebilir olmasından dolayı televizyonu eğlence aracı olarak seçmesiydi. Televizyon o yıllarda toplumda hızlı bir şekilde yaygınlaşıyordu ve birçok aile tarafından satın alınıyordu.

Teknoloji

Hassas Tarım ve Sürdürülebilir Uygulamaların Yaygınlaştırılması Projesi (HASSAS) sayesinde havacılık ve uzay teknolojileri kullanılarak çiftçilerimiz yenilikçi tarım uygulamalarından biri olan hassas tarım uygulamalarından yararlanabilecek.

Teknoloji

Hızla değişen ve yayılan bilgiyi takip etmek isteyenler için internete bağlı bilgisayar, mobil telefon ve tablet, giyilebilir teknoloji ürünü cihazlar gibi yeni medya araçları vazgeçilmez bir ihtiyaç hâline geldi.

Teknoloji

Japon otomobil üreticisi Toyota, yeni geliştirdikleri bir hibrit aracın test sürüşlerine başlayacaklarını açıkladı. Güneş paneliyle kaplı olan araç sadece elektrik motoruyla 56,3 kilometre yol yapabilecek.

Teknoloji

Amerikan Uzay Topluluğu (AAS) tarafından üniversite öğrencilerine yönelik düzenlenen CanSat Competition model uydu yarışmasında bu yıl İstanbul Teknik Üniversitesinden Apis Arge takımı birinci oldu.

Teknoloji

Kaliforniya Üniversitesinden bilim insanları, 2016 yılında, zıplayan bir robot geliştirmişti. Salto adı verilen robota zamanla yeni özellikler eklendi. Salto artık zorlu engelleri daha kolay aşabiliyor.

Teknoloji

Pekin Üniversitesi’nde çalışan Prof. Dr. Zhiyong Zhang ve öğrencileri, anne karnındaki bebeklerin Down sendromlu olup olmadığını tespit edebilen, transistör (elektrik sinyallerini yükseltmede kullanılan bir tür devre elemanı) tabanlı bir DNA sensörü geliştirdi.