Skip to content Skip to navigation

El Dezenfektanı Yapalım

Dr. Sevda Seçer
29/04/2020 - 11:06

Ellerimizi düzenli olarak sabunla yıkamak, hastalık yapıcı mikroorganizmaların ve virüslerin zararlı etkilerinden korunmak için alabileceğimiz en etkili yöntemlerden biri. Ancak suya ve sabuna ulaşma imkânımızın olmadığı durumlarda ne yapabiliriz? Deneyler köşesinin bu etkinliğinde kolay temin edebileceğimiz malzemelerle el dezenfektanı yapıyoruz.

 

Bilmekte Fayda Var!

Dezenfektanlar, yüzeylerdeki patojenleri yani hastalık yapıcı mikroorganizmaları ve virüsleri pasif hâle getirmek ya da yok etmek amacıyla kullanılan maddelerdir. Patojenlerin hücre zarını veya genetik materyalini koruyan kılıfı tahrip ederek ya da metabolik faaliyetlerini bozarak etki ederler. Dezenfektanlar çoğunlukla hastanelerde, mutfak ve banyolarda kullanılır.

Dezenfektanlar mikroorganizmaları ve virüsleri farklı şekillerde etkisiz hâle getirir. Alkol bazlı dezenfektanlar hücre zarının yapısını bozar ve hücre içindeki proteinlerin işlevini yitirmesine yol açar. Çamaşır suyu gibi klor bazlı dezenfektanlar, mikroorganizmaların ve virüslerin yapısındaki protein, yağ veya karbonhidrat moleküllerinin oksitlenip kimyasal olarak değişmesine neden olur.

Deneyler köşesinin yeni etkinliğinde kendi el dezenfektanımızı yapıyoruz.

 

Nelere İhtiyacımız Var?

  • %99’luk izopropil alkol ya da %96'lık etil alkol
  • %3’lük hidrojen peroksit (Oksijenli su olarak da bilinir)
  • Gliserin
  • Saf su
  • Lavanta yağı
  • 500 ml’lik PET şişe
  • Sprey ya da pompa başlıklı şişe
  • Çay bardağı
  • Yemek kaşığı
  • Çay kaşığı
  • Huni

Uyarı!

İzopropil alkol ya da etil alkol kolay tutuşabilen maddelerdir. Bu nedenle kullanırken dikkatli olmalıyız.

 

Ne Yapıyoruz?

. 200 mililitre (yaklaşık iki çay bardağı) izopropil alkolü bir huni kullanarak PET şişenin içine boşaltalım. Şişenin içine yaklaşık 1 yemek kaşığı hidrojen peroksit, 1,5 çay kaşığı gliserin, yarım çay bardağı saf su ve birkaç damla lavanta yağı ekleyelim.

. Şişenin kapağını kapatalım. Şişeyi yavaşça çalkalayarak eklediğimiz maddelerin birbirine tam olarak karışmasını sağlayalım.

. Elde ettiğimiz karışımın bir kısmını sprey ya da pompa başlıklı şişeye aktaralım.

. Şişeyi 72 saat boyunca serin bir yerde bekletelim. Bu sayede şişenin iç kısmını dezenfekte etmiş olacağız. 72 saat sonunda el dezenfektanımız kullanıma hazır. Dezenfektanı ellerimize sürüp kurumasını bekleyelim.

Ne Oldu?

Alkol moleküllerinde hem su hem yağ molekülleriyle etkileşim kurabilen kısımlar vardır. Hastalık yapıcı mikroorganizmaların hücre zarlarını ve virüslerin genetik materyallerini koruyan kılıfların yapısında ise yağ molekülleri bulunur. Alkol hücre zarlarının ve genetik materyali koruyan kılıfların yapısındaki yağ molekülleri ile etkileştiğinde, bu moleküllere bağlanarak parçalanmalarına neden olur. Dolayısıyla alkol mikroorganizmalar ve virüslerin etkinliklerini kaybetmesine yol açar.

Bu etkinlikte Dünya Sağlık Örgütünün verdiği bileşime uygun bir el dezenfektanı hazırladık. Yapılan bir araştırma izopropil alkolün yeni tip koronavirüsü 30 saniye içinde etkisiz hâle getirdiğini gösteriyor.

Alkollerin bakteri sporları (bakterilerin dış etkenlere karşı korunma veya çoğalma amacıyla oluşturduğu yapılar) üzerinde kalıcı bir etkisi yoktur. Hazırladığımız çözeltideki hidrojen peroksit ise bakteri sporlarını etkisiz hâle getirir. Ayrıca yapılan araştırmalar %0,5’lik hidrojen peroksitin bir dakika içinde koronavirüs türlerinin etkisini azalttığını gösteriyor.

Gliserol olarak da bilinen gliserin, bitkisel veya hayvansal yağlardan üretilen doğal bir maddedir. Hazırladığımız el dezenfektanının içine eklediğimiz gliserinin cildi nemlendirme özelliği vardı. Lavanta yağını ise hazırladığımız karışımın güzel kokması için ekledik.

Kaynaklar:

Yazar Hakkında:
Dr. Sevda Seçer
Zeytinburnu Şehitler Bilim ve Sanat Merkezi Fen Bilimleri Öğretmeni

 

İlgili İçerikler

Tıp ve Sağlık

Sayısız bitki ve canlı çeşitliliğiyle su altı keşfedilmeyi bekleyen bir ortam. Su altına olan ilginizin daha önce çekilmiş fotoğrafları incelemekle sınırlı kalmasını istemiyor ve bu keşfedilmemiş dünyayı kendiniz deneyimlemek istiyorsanız, bunun en iyi yollarından biri dalış sporu ile ilgilenmek.

Tıp ve Sağlık

Aşırı şeker tüketilmesinin hiperaktiviteye neden olduğu konusunda bilim insanları arasında görüş birliği bulunmasa da obezite, diyabet yani şeker hastalığı, karaciğerde yağlanma, diş problemleri gibi sorunlara neden olduğu biliniyor.

Tıp ve Sağlık

İletişim ve bilgi teknolojilerinin hızla yaygınlaşmasıyla sosyal medya yaşamımızın ayrılmaz bir parçası  hâline geldi. 

Tıp ve Sağlık

Milyonlarca insanı etkileyen yeni tip koronavirüsün neden olduğu COVID-19 hastalığının henüz etkisi kanıtlanmış bir tedavisi veya aşısı yok. İlaç ve aşı geliştirme çalışmaları ise sürüyor.

Tıp ve Sağlık

N95-N99/FFP2-FFP3 maskelerin, parçacıkların geçirgenliğini engelleyen nanofiber filtreleri TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi Malzeme Enstitüsü tarafından üretildi.

Tıp ve Sağlık

Kimi zaman bazı yiyecekleri canımız diğerlerine göre daha çok çeker. Bunun sebebiyse vücudumuz için gerekli besin maddelerini günlük olarak belirli oranlarda almak zorunda olmamız.

Tıp ve Sağlık

Yeni tip koronavirüsün ağız, burun, boğaz gibi solunum yollarından geçip akciğerlere ve havayı soluk borusundan akciğerlere taşıyan hava yolları olan bronşlara yerleştiği ve bunun sonucunda virüsün bulaştığı kişide solunum yetmezliğinin ortaya çıktığı artık biliniyor.

Tıp ve Sağlık

Yeni tip koronavirüs, solunum yolu enfeksiyonuna neden oluyor. Bu nedenle COVID-19’a yakalanan hastalardan ciddi solunum yetmezliği yaşayanların tedavisinde mekanik ventilatörlere yani solunum cihazlarına ihtiyaç duyuluyor.

Tıp ve Sağlık

Kısa bir sürede tüm dünyayı etkisi altına alan yeni tip koronavirüsün neden olduğu COVID-19 hastalığının henüz bir tedavisi ya da aşısı bulunmuyor.

Tıp ve Sağlık

Bir grup araştırmacı, fareler üzerinde yaptıkları deneylerde hayvanların beyninde ağrı algısını kontrol eden bir bölge keşfetti.