Sosyal Bilimler
Nurulhude Baykal
06/08/2019 - 16:17

Dünya Barışı İçin 1000 Origami Turna

6 Ağustos 1945’te Japonya’nın Hiroşima şehrine atom bombası atıldığında Sadako Sasaki 2 yaşındaydı. 11 yaşında halk arasında “atom bombası hastalığı” denilen kan kanseri teşhisi kondu. Sadako yaşama dileğinin gerçekleşmesi için kâğıttan turnalar yapmaya başladı.

6 Ağustos 1945’te ABD Hava Kuvvetleri tarafından Japonya’nın Hiroşima şehrine “Küçük Çocuk” (Little Boy) adı verilen atom bombası atıldı. Üç gün sonra, 9 Ağustos’ta ise Nagazaki şehri “Şişman Adam” (Fat Man) adlı daha güçlü bir atom bombası ile saldırıya uğradı.

src=http://www.bilimgenc.tubitak.gov.tr/sites/default/files/bb_atom_bombasi_0_0.jpg

Hiroşima’da yaklaşık 75.000 kişi yani şehir nüfusunun yaklaşık üçte biri patlamanın hemen ardından hayatını kaybetti, yaklaşık 70.000 kişi de yaralandı. Patlamada zarar görenlerin büyük çoğunluğu sivildi. Şehirdeki binaların yaklaşık %70’inin tamamen yıkıldığı, %7’sinin ise hasar gördüğü açıklandı.

Nagazaki şehrinde de en az 40.000 insan hayatını kaybetti, 60.000 kişi de yaralandı. Bombaların sebep olduğu yıkım o kadar büyüktü ki ABD tarafından hazırlanan bir raporda “şehrin dikili tek bir mezar taşı bile olmayan bir mezarlık” gibi göründüğü yazıyordu.

src=http://www.bilimgenc.tubitak.gov.tr/sites/default/files/nagasaki-2_before_and_after.jpg

Atomic Heritage Foundation - Nagazaki şehrinin bombalamadan önceki ve sonraki hâlleri. “Ground Zero” şeklinde işaretlenen kısım bombanın düştüğü noktayı gösteriyor.

Hiroşima ve Nagazaki’ye atılan atom bombasının etkileri yıllarca devam etti. Patlama sonucu yayılan radyasyonun neden olduğu sağlık sorunları zaman içinde binlerce insanın daha hayatını kaybetmesine yol açtı.

Sadako Sasaki, Hiroşima’ya atom bombası atıldığında 2 yaşındaydı. Evlerinin 1,6 kilometre ötesine düşen bombanın patlaması sonucu oluşan basınç dalgasının etkisiyle pencerenin camından dışarı fırladı. Onu bulup kaçmaya çalışan annesi ile “siyah yağmur” gibi görünen nükleer serpintiye maruz kaldı ancak hayatta kalmayı başardılar. 11 yaşında Sadako’nun vücudunda kabarıklıklar belirmeye başladı. 20 Şubat 1955’te Sadako’ya halk arasında “atom bombası hastalığı” denilen kan kanseri teşhisi kondu ve Sadako tedavi için hastaneye yatırıldı.

Hastanede ziyaretine gelen bir arkadaşı Sadako’ya ünlü bir Japon inanışından bahsetti. Buna göre 1000 origami turna yapan kişiye bir dilek hakkı tanınır. Sadako yaşamak istiyordu. Bu dileğinin gerçekleşmesi için kâğıttan turnalar yapmaya başladı. Arkadaşları, Sadako’nun hayatını kaybettiği tarih olan 25 Ekim’e kadar 644 origami turna yaptığını söylüyor. Aile üyelerine göre ise bu sayı 1300.

src=http://www.bilimgenc.tubitak.gov.tr/sites/default/files/origami_nedir.jpg

Japonların geleneksel kâğıt katlama sanatına verilen isim olan origami, katlamak anlamına gelen oru fiili ve kâğıt anlamına gelen kami kelimesinin birleşiminden türetilmiştir.

Aslında Sadako’nun hastanede geçirdiği yaklaşık sekiz aylık süre 1000 origami turna yapmak için yeterli ancak Sadako’nun zamana ihtiyacı olduğu kadar katlamak için kâğıda da ihtiyacı vardı. O dönemde kâğıt oldukça değerliydi. Bu yüzden Sadako bulduğu her bir kâğıt parçasını değerlendirerek 1000 turna hedefine ulaşmaya çalıştı. Hastanede yatan diğer hastaların okuduğu gazeteleri, onlara gönderilen hediyelerin kâğıt paketlerini, arkadaşlarından gelen mektupları ve küçük not kâğıtlarını hatta ilaçların sarıldığı kâğıtları bile değerlendiren Sadako origami turna yapmaya devam etti.

src=http://www.bilimgenc.tubitak.gov.tr/sites/default/files/orgami_turna_1000.jpg

Origami turnalar üst üste yerleştirilerek yüzlük gruplar hâlinde iplere diziliyor ve 1000 turnalık hedefi tamamlamak üzere asılıyor.

Arkadaşları, Sadako’nun hayatını kaybetmesinden sonra onun ve atom bombasının etkilerinden dolayı yaşamını yitiren tüm çocukların anısına bir heykel dikmek istedi. Başlattıkları girişim sonucunda 1958’de Sadako’nun başının üzerinde origami turna tuttuğu heykel, nükleer saldırıda hayatını kaybedenlerin anısına adanan Hiroşima Barış Anıtı Parkı’nda yerini aldı. Her yıl binlerce kişi bu anıt heykelin yanında yer almasını istedikleri origami turnalarını Hiroşima’ya gönderiyor.

src=http://www.bilimgenc.tubitak.gov.tr/sites/default/files/origami_turna.jpg

Sadako Sasaki’nin hikâyesinden önce şans, uzun ve mutlu bir yaşam anlamlarına gelen origami turnalar artık dünya barışı ile de ilişkilendiriliyor.

Nükleer savaş yüzünden hayatını kaybeden Sadako Sasaki ve diğer çocukların anısına dikilen bu heykel her yıl binlerce kişi tarafından ziyaret ediliyor. Heykelin çevresindeki cam bölmelerde ise dünyanın dört bir yanından gelen origami turnalar yer alıyor.

src=http://www.bilimgenc.tubitak.gov.tr/sites/default/files/unesco_hirosima_baris_aniti.png

UNESCO - Hiroşima Barış Anıtı

Hiroşima Barış Anıtı Parkı, adını fotoğrafta görülen Hiroşima Barış Anıtı’ndan alıyor. Çek mimar Jan Letzel tarafından tasarlanıp yapımı 1915’te tamamlanan Genbaku Kubbesi, atom bombasının düştüğü yere yalnızca 150 metre uzaklıkta olmasına rağmen yıkılmadı. Bu yüzden Japonlar Genbaku Kubbesi’ne Hiroşima Barış Anıtı adını verdi. Anıtın çevresinde kalan ve bombanın ilk patlama anından etkilenerek büyük yıkıma uğrayan bölgeyi de Hiroşima Barış Anıtı Parkı ilan ettiler. Hiroşima Barış Anıtı 1996’da UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne kabul edildi.

Nükleer savaşın etkilerini maddi ve manevi kayıplarla derinden yaşayan Japonlar ilk bombanın atıldığı 6 Ağustos’u Barış Günü ilan ederek çeşitli anma etkinlikleri düzenliyor.

Sadako’nun yaptığı origami turnaların sayısı bugün artık önemli değil. Çünkü Sadako’dan ilham alan insanlar kâğıttan turna yapmaya ve bunları insanlığın en büyük dileği olan dünya barışına adamaya devam ediyor.

Aşağıdaki videoyu izleyerek siz de kendi origami turnanızı yapabilirsiniz.

 

 

 

Kaynaklar:

 

Sosyal Bilimler

Bebeklerin ilk kelimeleri “mama”, “baba”, “dede” gibi tekrar eden seslerden oluşur. Peki, dünyanın pek çok yerinde ortak olan bu ve benzeri kelimelerin ebeveynler için kullanılması bir rastlantı mı?

Yolda yürürken kaldırım kenarlarına ya da ağaç diplerine hayvanlar için bırakılan yiyecek ya da su kaplarını görmüşsünüzdür. Yaz aylarında sıcaktan bunalan hayvanlar için su kapları, yiyecek bulmanın zor olduğu kış aylarında ise yiyecek kapları bulundurmak hayvan dostlarımıza yapabileceğimiz küçük iyilikler arasında. Eskiden atalarımız da benzer duygular ve kaygılarla hayvanları, özellikle de hassas bir yapıya sahip olan küçük kuşları, korumak için özel çaba gösterirlerdi. Günümüze kadar gelmiş kuş evleri bunun en güzel örneklerinden biri.