Sağlık
Mine İmren
29/03/2021 - 18:30

Dijital Detoks: Akıllı Cihazlarımızdan Bir Süre Ayrı Kalıyoruz

Dijital teknolojiler yaşamımızı kolaylaştırmanın yanı sıra vaktimizi daha eğlenceli geçirmemizi sağlıyor. Peki, bu durum bizi dijital teknolojilere bağımlı hâle getiriyor mu?

Teknolojinin ilerlemesiyle birlikte yaşamımız da dijitalleşmeye başladı. Özellikle geçen yıldan bu yana devam eden yeni tip koronavirüs salgını ile birlikte dijital teknolojilerin ne denli yaygınlaştığını ve hayatımızı ne kadar kolaylaştırdığını daha iyi gözlemliyoruz. Bu zorlu süreçte iletişim, bilgi edinme, sosyalleşme, alışveriş gibi birçok ihtiyacımızı dijital teknolojiler sayesinde evden dışarı çıkmadan kolayca karşılayabiliyoruz.

Dijital teknolojiler yaşamımızı kolaylaştırmanın yanı sıra oyunlar, filmler veya dizilerle vaktimizi daha eğlenceli geçirmemizi sağlıyor. Örneğin sosyal medya platformları üzerinden hem gün içinde yaşadıklarımızı paylaşabiliyor hem de arkadaşlarımızın yaptığı paylaşımlarını takip edebiliyoruz. Hâl böyle olunca da teknolojik cihazlar elimizden düşmüyor. Peki, bu durum bizi dijital teknolojilere bağımlı hâle getiriyor mu?

Cevabı bulmaya çalışırken birkaç soru daha soralım: Çevrenizden “Bırak artık şu telefona bakmayı, sen de sohbetimize katıl!” gibi ifadeleri sıklıkla duyuyor musunuz? Günde kaç saat ekran başında kalıyorsunuz? Telefonunuzu veya tabletinizi bulamadığınızda ya da evde unuttuğunuzda gergin hissediyor musunuz? Planladığınızdan daha uzun süre veya işiniz bittiğinde de bu cihazları kullanmaya devam ediyor musunuz? Olumsuz duygu ve durumlardan kaçmak için teknolojiye sığındığınız oluyor mu? Teknoloji kullanımını azaltmak isteseniz de başarısız mı oluyorsunuz?

Tüm bu sorulara cevabınız “evet” ise bağımlı olabilirsiniz. Daha detaylı bilgi için "Ekran Bağımlısı mısınız?" başlıklı yazımızı da inceleyebilirsiniz.

Nasıl Bağımlı Oluyoruz?

Sosyal medya sadece keyifli vakit geçirmemizi sağlamıyor, aynı zamanda beyin kimyamızda da değişimlere neden oluyor. Sosyal medya kullanırken beynimizde dopamin salgılanıyor. Dopamin beyindeki haz alma, ödül, motivasyon, öğrenme ve dikkatle ilgili süreçlerde rolü olan ve sinir hücreleri arasında iletişimi sağlayan kimyasal bir madde. Beyinde dopaminle ilişkili farklı bölgeleri birbirine bağlayan farklı yolaklar (mezokortikal, nigrostriatal ve mezolimbik yolaklar) var.

Dopamin salgılanmasına neden olan bir davranışı gerçekleştirdiğimizde bu durum beyin tarafından ödül olarak algılanıyor. Bu da bizi hoşumuza giden davranışları tekrarlamaya motive ederek bağımlılık geliştirmemize neden oluyor. Örneğin sosyal medya kullanırken paylaşımlarımız beğenildiğinde ya da olumlu yorumlar aldığımızda, bu ödül yolakları etkinleşiyor ve sosyal medya hesaplarımızı tekrar tekrar kontrol etmemize yol açıyor. 

Peki ne yapmalıyız, dijital teknolojilerden tamamen uzaklaşmalı mıyız?

Dijital teknolojilerin aşırı kullanımı uyku bozukluğu ve stres gibi çeşitli sorunlara yol açabiliyor. Ancak çözüm, asıl kullanım amacı hayatımızı kolaylaştırmak olan dijital teknolojilerden tamamen uzaklaşmak değil. Dolayısıyla teknolojiyi yok saymak yerine “dijital detoks” yapabiliriz. Yani teknoloji kullanımımızı biraz sınırlayarak veya bir müddet uzak kalarak vaktimizi daha verimli değerlendirebiliriz. Dijital detoksun amacı dijital teknolojilerin yol açtığı sorunları en aza indirmek. Böylece kendimize ve çevremize daha çok zaman ayırabilir, ilgi duyduğumuz ancak yapmak için vakit bulamadığımız hobiler edinebilir, yarım kalan işlerimizi tamamlayabilir ya da sadece kendimizi dinleyebiliriz. 

Dijital Detoks Nasıl Yapılır?

Öncelikle kendinizi gözlemleyerek gerekli oldukları anlar dışında hangi uygulamaların ne kadar zamanınızı aldığını tespit edebilirsiniz. Telefonlar için oluşturulan birçok uygulama bunu sizin için takip edebiliyor. Bu uygulamaları kullanarak dijital teknolojiler için zaman dilimleri belirleyebilir veya zaman kısıtları koyabilirsiniz. Örneğin sosyal medyadaki gelişmeleri her akşam dinlenirken 20 dakika boyunca takip edebilirsiniz. Kendinize belirlediğiniz zaman sınırlarını aştığınızda uyarı veren bu uygulamalar sayesinde dijital detoks sürecini kolaylaştırabilirsiniz. Sosyal medyayı çoğunlukla uyumadan önce veya yeni uyandığınızda kullanıyorsanız, mümkünse teknolojik cihazları uyuduğunuz odaya almayabilirsiniz. Böylece hem uyku kaliteniz olumsuz etkilenmez hem de ekran kullanım süresini azaltabilirsiniz. Dijital cihazların olmadığı alanlar oluşturmak aynı zamanda ders çalışırken veya bir şeyler okurken dikkatinizin dağılmasını önleyebilir.

Dijital detoks psikolojik olarak iyi hissetmemize de katkıda bulunuyor. Dijital detoks üzerine gerçekleştirilen bir çalışmada katılımcılar, üç gün boyunca gerekli hâller dışında cep telefonlarını kullanmadılar. Çalışma sonunda katılımcıların çoğu günümüzde internet ve telefon kullanmaktan tamamen vazgeçmenin mümkün olmadığını belirtti. Ancak teknoloji kullanım süresini kısıtlamanın yaşamlarında uyku düzeni oluşturma, farklı aktivitelere vakit ayırma ve yüz yüze iletişimin artması gibi çeşitli olumlu etkiler sağladığını vurguladılar.

Sizler de belirli zamanlarda örneğin haftanın bir günü teknolojiden uzak kalarak doğa yürüyüşü yapabilir, ailenizle vakit geçirebilir veya kapağını açmaya dahi fırsat bulamadığınız bir kitabı okumaya başlayabilirsiniz.

Teknolojinin yaşamımızdaki faydaları saymakla bitmeyecek kadar fazla. Ancak işlerimizi kolaylaştıran teknolojilerin aşırı kullanımı, fark etmeden yaşamımızı sınırlayan ve zorlaştıran bir etkene dönüşüyor. Dijital detoks ise teknoloji ile aramızdaki ilişkiyi düzenleyerek teknolojiden üst düzey fayda sağlamamıza yardımcı oluyor ve yoğun teknoloji kullanımının yol açtığı olumsuzlukları sınırlıyor. Yani aslında teknolojiden daha fazla keyif almamızı sağlıyor. 

Bugün dijital detoksa başlamaya ne dersiniz? 

Kaynaklar:

Yazar Hakkında:

Mine İmren
Ahi Evran Üniversitesi Psikoloji Bölümü Araştırma Görevlisi

 

Sağlık

Bilgisayarlardan, tabletlerden, cep telefonlarından ve oyun konsollarından oynanan video oyunları, hem boş vakitlerimizi değerlendirmek hem de günün stresini atmak için sıklıkla tercih ettiğimiz aktivitelerden.

Stresli olduğumuz zamanlarda, üzgün, yalnız ya da canımız sıkkınken genellikle kendimizi yemek yerken buluyoruz.