Teknoloji
Dr. Tuba Sarıgül
07/09/2020 - 20:10

Dijitalleşen Dünyanın Yeni Çevre Sorunu: E-Atıklar

Birleşmiş Milletler’in 2020 Küresel E-Atık İzleme Raporu’na göre her yıl kişi başı 7,3 kg elektronik atık üretiyoruz.

Oyun konsollarının birkaç yılda bir yeni özelliklere sahip modelleri çıkıyor. Akıllı telefon modelleri neredeyse her yıl güncelleniyor. Daha birkaç yıl öncesine kadar yüksek çözünürlüklü televizyonlara sahip olmak isterken artık üç boyutlu televizyonlara ilgi gösteriyoruz. Günümüzde kullandığımız onlarca çeşit elektronik cihazın özellikleri her geçen gün güncelleniyor, kapasiteleri artıyor ve tasarımları yenileniyor. Dijital teknolojilerdeki bu hızlı değişim nedeniyle günlük hayatta kullandığımız elektronik cihazların ömrü gittikçe kısalıyor. Bu durumun ise olumsuz bir sonucu var: elektronik atıklar.

Birleşmiş Milletler’in 2020 Küresel E-Atık İzleme Raporu’nun verilerine göre her yıl kişi başı 7,3 kg elektronik atık üretiyoruz. Elektronik cihazların üretiminin artması, kullanım sürelerinin kısalması ve tamir maliyetlerinin yüksek olması nedeniyle e-atıkların miktarı her geçen yıl artıyor. 2014 yılında 44,4 megaton olan e-atık miktarının 2030’da 74,7 megatona çıkabileceği öngörülüyor.

 

Saklamalı mı Yoksa Atmalı mı?

Elektronik cihazlarımız eskidiğinde ya da bozulduğunda bu cihazları genellikle birkaç yıl saklamayı tercih ediyoruz. Ancak zaman geçtikçe hem eski cihazların değeri çok hızlı bir şekilde düşüyor hem de bu cihazların üretiminde kullanılan teknolojiler sürekli değiştiğinden geri dönüştürülmeleri zorlaşıyor. Dolayısıyla artık kullanmadığımız elektronik cihazları en kısa sürede geri dönüşüm kutularına atmak en doğru yol.

E-atıkların içinde altın, paladyum, gümüş, bakır, alüminyum gibi değerli metaller bulunuyor. E-atıklardaki bu maddelerin değeri yaklaşık 57 milyar dolar. E-atıklar aynı zamanda nadir bulunan birçok element içeriyor. Bu nedenle şehirlerdeki madenler olarak da isimlendiriliyorlar.

 

E-Atıklar Nasıl Geri Dönüştürülüyor?

Elektronik cihazlar batarya, devre kartı, katot ışını tüpü, plastik kasa gibi farklı bileşenlerden oluşuyor. Örneğin e-atıkların kütlece %49’unu metaller, %33’ünü plastik malzemeler, %12’sini ise katot ışını tüpleri oluşturuyor. Bu nedenle e-atıkların farklı şekillerde geri dönüştürülmesi ya da yok edilmesi gerekiyor.

E-atıkların geri dönüşüm sürecinde ilk olarak cihazın ya da içindeki parçaların tekrar kullanılıp kullanılamayacağı tespit ediliyor. Tekrar kullanılabilecek özellikteki bileşenler belirlendikten sonra geri dönüştürülmesi gerekenler küçük parçalara ayrılıyor. Ardından sırasıyla e-atıklardaki ferromanyetik metaller, ferromanyetik olmayan metaller ve plastik bileşenler kalan parçalardan ayrıştırılıyor. Bu malzemeler türlerine göre geri dönüşüm yöntemleri kullanılarak son ürüne dönüştürülüyor.

 

Elektronik Atıklar Neden Zararlı?

E-atıklar çevre ve canlılar için olumsuz etkileri olan bazı zararlı maddeler içeriyor. Örneğin elektronik cihazların kolayca alev almasını engellemek için kullanılan yangın geciktirici maddeler bunlardan biri. Ayrıca elektrik motorlarında, kapasitörlerde, floresan aydınlatmalarda dielektrik madde ve soğutucu sıvı olarak kullanılan ya da e-atıkların yakılması sırasında açığa çıkan dioksin isimli kimyasal maddeler hayli zehirli. Bu maddeler bozunmadan uzun süre kalabildikleri için canlılar için tehlike oluşturuyor.

Elektronik devre kartlarında, katot ışını tüplerinde, aydınlatmalarda ve bataryalarda kullanılan cıva, kurşun, kadmiyum gibi zehirli etkisi olan elementler çevreye ve insanlara zarar verebiliyor. Örneğin bazı televizyonlarda ve monitörlerde kullanılan katot ışını tüpleri çöplerdeki kurşunun en önemli kaynağı.

E-atıklardaki zararlı maddeler çöp depolama alanlarında doğrudan ya da geri dönüşüm işlemleri sırasında açığa çıkabiliyor. Bu zararlı maddeler solunduğunda, yutulduğunda ya da cilde temas ettiğinde vücuda girebiliyor.

 

E-Atıkların Ne Kadarı Geri Dönüştürülüyor?

Birleşmiş Milletler’in e-atıklarla ilgili raporunun 2019 verilerine göre e-atıkların %17,6’sı geri dönüştürülüyor. Atıkların geri kalanına ne olduğu ise bilinmiyor.

Elektronik cihazların içindeki zararı maddeler geri dönüşüm sürecinde de açığa çıkabiliyor. Örneğin elektronik cihazlarda kullanılan plastik malzemeler ya da kabloların dışındaki yalıtkan kılıflar geri dönüştürülürken düşük sıcaklıkta eritilebiliyor. Ancak bazı plastik malzeme türleri ısıya maruz kaldığında zehirli duman açığa çıkabiliyor. Yine elektronik bileşenler geri dönüştürülürken kullanılan çeşitli kimyasal maddeler, örneğin kuvvetli asitler ile doğrudan temas edilmesi ya da asit buharının solunması ise insan sağlığını tehlikeye atıyor.

Bu nedenle ömrünü tamamlayan elektronik cihazların yetkili kuruluşlarca ve doğru geri dönüşüm yöntemleri kullanılarak geri dönüştürülmesi gerekiyor. Ancak elektronik cihazların en çok tüketildiği gelişmiş ülkeler geri dönüşüm için uygun tesisler kurmaktansa e-atıklarını gelişmemiş ülkelere göndermeyi tercih edebiliyor. Bu durumda ise e-atıklardaki değerli maddeler uygun olmayan geri dönüşüm yöntemleri kullanılarak ayrıştırılıyor.

Hayatımızı kolaylaştıran elektronik cihazların kullanım ömürlerini tamamladıklarında çevre ve canlılar açısından tehlike oluşturmaması için hem bireysel kullanıcılar olarak bizlere hem de e-atıkların geri dönüşümüyle ilgili altyapı çalışmalarını yapması gereken kurumlara önemli görevler düşüyor.

E-atıklar ülkemizde yürütülen sıfır atık uygulamasına dâhil olan atık türlerinden biri. Sıfır atık projesinde kaynakların daha verimli kullanılması, atık oluşumunun en aza indirilmesi ve oluşan atıkların uygun şekilde toplanıp geri kazanılması hedefleniyor. Sıfır atık uygulaması kapsamında elektronik cihazların ömürlerini tamamlamadan atılmaması, bozulan cihazların mümkünse tamir ettirilerek tekrar kullanılması ve oluşan e-atıkların yetkilendirilen kuruluşlar tarafından belirlenen toplama noktalarına götürülmesi tavsiye ediliyor.

 

Kaynaklar:

 

Teknoloji

ABD’nin Santa Cruz şehrinde bulunan Kaliforniya Üniversitesi ve Japonya’daki Ritsumeikan Üniversitesinden bir grup araştırmacı, üç boyutlu yazıcıları kullanarak insanlarınkine benzer biçimde çalışabilen robot parmak üretti.

 

Bir grup araştırmacı, tıpkı ayçiçekleri gibi Güneş’i takip eden bir malzeme geliştirdi.