Fizik-Kimya-Matematik
Dr. Mahir E. Ocak
25/12/2014 - 10:06

Işık Hızı Neden Aşılamaz?

Einstein tarafından 1905 yılında ortaya atılan özel görelilik kuramının sonuçlarından biri de ışık hızının bir limit hız olması ve bu hızın aşılamamasıdır.

Bunun nedenini yine özel görelilik kuramının evrene bakışımızda yarattığı değişiklik ile açıklayabiliriz.

Öncelikle özel görelilik kuramının, etkileri yüksek hızla hareket eden parçacıklarda daha belirgin olmasına rağmen sadece yüksek hızla hareket eden parçacıklar için geçerli olmadığını, bir bütün olarak fiziksel olayların meydana geldiği uzayzamanı tanımladığını belirtelim.

Özel görelilik kuramı öncesinde, birbiriyle etkileşen iki cismin aralarındaki uzaklıktan bağımsız olarak birbirlerini anlık olarak etkilediği düşünülüyordu. Örneğin birbirleri arasında elektromanyetik kuvvetler olan iki parçacığı ele alalım. İki parçacık arasındaki mesafe değiştiği zaman, aralarındaki etkileşimin kuvveti de değişecektir. Özel görelilik kuramı öncesi bakış açısına göre kuvvetteki bu değişim mesafe değiştiği anda olur. Olayların meydana geldiği uzaydan bağımsız ve mutlak olarak düşünülen zaman, farklı farklı gözlemciler tarafından aynı şekilde ölçülebilir. Özel görelilik kuramı bu bakış açısını tamamen değiştirmiştir. Buna göre etkileşimin şiddetindeki değişmeler anlık olarak meydana gelmez, aradaki mesafeye bağlı olarak bir gecikme yaşanır. Özel görelilik kuramına göre etkileşimler, etkileşim yayılma hızı ile uzayda yayılır. Etkileşimlerin sonsuz bir hızla anlık olarak değil de, sonlu bir hızla yayılmasının en önemli sonuçlarından biri de etkileşimin yayılma hızının aşılamayacak bir limit hız olmasının gerekmesidir. Çünkü bir parçacık etkileşimin yayılma hızını aşabilirse, kuramın izin verdiğinden daha çabuk etkileşime girmesi de mümkün olur ve bu da bir çelişki yaratır. Özel görelilik kuramına göre ışık hızının aşılamamasının sebebi ise etkileşimin yayılma hızının ışık hızı olmasıdır.

Fizik-Kimya-Matematik

Prof. Dr. Levent Kurnaz, Bilim Genç sesli yayınının yeni bölümünde maddenin dördüncü hâli olarak bilinen plazmanın özelliklerini ve nerelerde bulunduğunu açıklıyor.

Sert metallerin nanoparçacıklardan elde edildiği bir yöntem geliştirildi.