Heyelanlar Yeryüzünü Sessizce Nasıl Yeniden Şekillendiriyor?
Heyelanlar, daha çok ani ve yıkıcı afetler olarak görülse de aslında Dünya’nın yüzeyini sürekli şekillendiren ve ekosistemlerden iklim sistemlerine kadar uzanan geniş etkilere sahip jeolojik süreçlerdir.
pijama61/iStockphoto.com
Çin'in Sichuan Eyaleti’nde 1786 yılında meydana gelen bir deprem, Dadu Nehri'ni devasa bir kaya ve moloz yığınıyla tıkadı. Oluşan doğal baraj günlerce ayakta kaldı; arkasında biriken su ise giderek tehlikeli bir güce dönüştü. Baraj yıkıldığında oluşan sel yüzlerce kilometre ilerledi ve yaklaşık 100.000 kişinin hayatını kaybetmesine yol açtı. Oysa bu felaketin ilk tetikleyicisi ne nehir ne de yağmurdu; sadece bir depremin başlattığı zincirleme süreçte gerçekleşen bir heyelandı.
Heyelan denildiğinde çoğumuzun aklına yağmurlu bir havada, eğimli bir arazideki yamaçtan koparak düşen kayalar ve toprak kütleleri gelir. Ancak olay bundan ibaret değildir: Heyelanlar, Dünya'nın yüzeyini şekillendiren en etkili süreçlerden biridir. Yer şekillerinin zaman içindeki değişimini inceleyen jeomorfologların araştırmaları, heyelanların yalnızca bir afet türü olmadığını; yerkabuğunu, okyanus tabanını, nehir sistemlerini, iklimi ve canlıların yaşam alanlarını doğrudan etkileyen küresel bir süreç olduğunu ortaya koyuyor.
Küçük bir çakıldan kıta boyutuna
Heyelanların ölçeği insan zihnini zorlayacak kadar geniştir. En küçükleri metre altı kaya parçacıklarını yerinden oynatırken en büyükleri bir dağ kuşağını aşındırarak bu oluşumların jeolojik zaman ölçeğindeki yükselişlerini sınırlandırabilir.
Dağların neden sonsuza kadar yükselemediği, yer bilimcileri uzun süre meşgul eden bir soru oldu. David Montgomery, 2000’li yıllarda "eşik yamaç" kavramıyla bu soruya bir yanıt getirdi. Buna göre bir yamaç belirli bir eğim değerine ulaştığında heyelanlar devreye girer ve malzemeyi aşağı taşıyarak bu eğimi korur. Bunu basit bir deneyle gözlemlemek mümkündür. Plaj kumunda iki küçük kanal açtığınızı düşünün. Kanalları derinleştirdikçe arada kalan kum yığını yani “minyatür dağ”, belirli bir açıya ulaştıktan sonra sürekli çöker ve bu açı sabit kalır. Çünkü yukarıdan aşağıya doğru sürekli bir malzeme akışı gerçekleşir. Aynı süreç dağlar için de geçerlidir: Tektonik kuvvetler yerkabuğunu yukarı iterken heyelanlar bu yükselmeye karşı koyar ve yamaçları belirli bir eğimde dengede tutar. Böylece dağların yükselmeleri doğal olarak sınırlanır.
Dünyanın en büyük heyelanları nerede gerçekleşir?
Dünyanın en büyük heyelanları beklenmedik bir yerde, okyanus tabanında gerçekleşir. Deniz altı heyelanları, karadakilere kıyasla hacim olarak bin kat daha büyük olabilir. Yapılan kapsamlı çalışmalar, yalnızca 130 deniz altı heyelanının, kaydedilen toplam heyelan hacminin yaklaşık % 99'unu oluşturduğunu gösteriyor.
Karadaki büyük heyelanlar ise çoğunlukla tektonik açıdan aktif dağ kuşaklarında yoğunlaşır. Örneğin 2008 Wenchuan depremi 100.000'den fazla, 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş depremleri ise 20.000’den fazla heyelanı tetiklemiştir.
Nehirleri tıkayan, denizleri sallayan güç
Bir heyelan nehir yatağını bloke ettiğinde, doğa adeta nefesini tutar. Oluşan set gölü bazen günler bazen yüzyıllar boyunca varlığını sürdürebilir. Ancak bu doğal barajların ne zaman yıkılacağı bilinemez. Yıkıldıklarında ise büyük seller oluşturarak yeni bir tehlike zincirini başlatırlar.
Heyelanların etkileri yalnızca karadakilerle sınırlı değildir. Deniz altı heyelanları da büyük miktarda suyun ani yer değiştirmesine neden olarak tsunami oluşturabilir. Alaska'nın Lituya Körfezi'nde 1958'de meydana gelen bir heyelan, 524 metre yüksekliğe ulaşan dev bir dalga oluşturmuştur. Bu, modern tarihte kaydedilen en yüksek tsunami dalgasıdır. Oluşan dalga, körfez çevresindeki bitki örtüsünü ve kayalık yüzeyleri tamamen sıyırarak bölgeyi büyük ölçüde tahrip etti.
Karbon, toprak ve yaşam
Heyelanların etkisi yalnızca fiziksel çevreyle sınırlı değildir. Heyelanlar, biyosfer yani canlıların yaşadığı tüm doğal ortamları kapsayan sistem üzerinde de önemli sonuçlar doğurur. Yamaçlarda gerçekleşen kütle hareketleri bir yandan toprağın yer değiştirmesine ve kaybına yol açarken diğer yandan yeni toprak oluşumunu hızlandırarak canlılar için yeni yaşam alanları oluşturur. Örneğin 2008 Wenchuan depremi sonrasında meydana gelen heyelanların biyokütle erozyonu yoluyla atmosfere saldığı karbon miktarının ABD'nin yıllık net karbon emilimini aştığı hesaplanmıştır. Heyelanlarla taşınan malzeme (çoğunlukla bitki kalıntıları, toprak ve kaya parçaları), içerdiği organik ve kimyasal bileşenlerle karbon döngüsüne katkı sağlar.
Tehlike değil, anlatıcı
Tüm bu bulgular bir araya geldiğinde farklı bir tablo ortaya çıkıyor: Heyelanlar yalnızca yıkıcı olaylar değil, aynı zamanda Dünya'nın geçmişini ve bugününü kaydeden doğal arşivlerdir. Göl tabanındaki çökeller geçmiş heyelanların izlerini saklarken okyanus tabanındaki dev kütle hareketleri milyonlarca yıllık tektonik süreçlerin izlerini taşır.
Bir yerde yamaç kayarken bu olay başka bir yerde bir nehrin akışını, bir kıyının şeklini ya da bir ekosistemin yapısını değiştiriyor olabilir. Heyelanlar bize şunu hatırlatır: Dünya'nın yüzeyi hiçbir zaman durağan olmadı ve olmayacak.
Yazar Hakkında:
Prof. Dr. Tolga Görüm
İTÜ Avrasya Yer Bilimleri Enstitüsü