Emojiler Yeni Bir Dil mi?
Akıllı telefonlarımızın klavyelerinde sıkça kullandığımız bu küçük sarı yüzler ve semboller, mesajlarımızı destekleyen görseller olmaktan çıkıp 21. yüzyılın küresel iletişim unsurlarına mı dönüşüyor?
narvo vexar/iStockphoto.com
İnsanlık tarihi boyunca iletişim kurma biçimlerimiz sürekli değişti. Mağara duvarlarına çizilen figürlerden Sümerlerin çivi yazısına, matbaanın icadından telgrafa kadar her yenilik, düşüncelerimizi aktarma biçimlerimizi de dönüştürdü. Günümüzde ise bu dönüşümün en hızlı ve en renkli halkalarından biriyle karşı karşıyayız: Emojiler.
Emojiler, 1990’lı yılların sonlarından beri kullanılıyor olsa da özellikle 2010’lu yıllarla birlikte yaygınlaşarak günlük iletişimin ayrılmaz bir parçası hâline geldi. Peki emojiler gerçekten bir dil olarak değerlendirilebilir mi?
Bir iletişim sistemine "dil" diyebilmek için onun belirli yapısal özelliklere sahip olması gerekir. Dilbilimde bu özelliklerden biri "çiftlemlilik"tir (duality of patterning). Buna göre dil, iki düzeyli bir yapıya sahiptir: Tek başına anlam taşımayan ses birimleri bir araya gelerek anlamlı sözcükleri, sözcükler de belirli kurallar çerçevesinde birleşerek cümleleri oluşturur.
Emojiler bu açıdan değerlendirildiğinde önemli bir fark ortaya çıkıyor. Emojiler için henüz üzerinde uzlaşılmış, evrensel bir dil bilgisi sistemi bulunmuyor. Kullanıcılar aynı anlamı iletmek için farklı emoji dizilimleri tercih edebiliyor. Örneğin, bir kişi "elma" emojisini "gülen yüz" ile birlikte kullanırken bir başkası aynı iki sembolü ters sırayla dizerek farklı bir vurgu oluşturabiliyor. Ayrıca emojiler, özellikle soyut ve karmaşık düşünceleri ifade etmede yetersiz kalıyor. Örneğin "Yarın saat iki ile dört arasında kütüphanede buluşup kuantum fiziği üzerine tartışalım mı?" gibi bir cümleyi sadece emojilerle ifade etmeye çalıştığımızda ortaya çıkan semboller dizisi, çok sayıda farklı şekilde yorumlanabilir. Dolayısıyla emojiler, en azından günümüzde, tam gelişmiş bir dilin temel ölçütlerini karşılayamıyor.
Peki emojiler bir dil değilse neden bu kadar yaygın biçimde kullanılıyor?
Bu sorunun yanıtı, dijital iletişimin doğasında yatan bir eksiklikle ilişkilidir. Yüz yüze iletişimde anlam yalnızca sözcüklerle kurulmaz; ses tonu, mimikler ve jestler de iletilen mesajın önemli bir parçasıdır. Yazılı dijital iletişim ise bu tür paradilsel unsurlardan büyük ölçüde yoksundur.
Emojiler tam da bu eksikliği gidermek üzere devreye giriyor. Yazılı iletişimde eksik kalan duygusal ve bağlamsal ipuçlarını tamamlayarak mesajın nasıl anlaşılması gerektiğine dair ek bilgiler sunuyor. Bu durum, yüz yüze iletişimde "vücut dili"nden çıkardığımız ipuçlarının yazılı iletişimde bir ölçüde emojiler aracılığıyla aktarılması olarak da düşünülebilir. Örneğin sadece "Tamam." ifadesi kimi zaman mesafeli ya da sert algılanabilirken yanına eklenen bir gülümseme emojisi bu algıyı yumuşatabilir. Bu yönüyle emojiler, yazılı iletişime duygusal ton kazandıran araçlar olarak işlev görüyor.
Küresel bir görsel iletişim aracı
Emojilerin dikkat çekici özelliklerinden biri de farklı dilleri konuşan insanlar arasında belirli ölçüde ortak bir anlam zemini oluşturabilmesidir. Bir fincan kahve ya da bir uçak emojisi aynı dili konuşmayan insanlar arasında bile temel düzeyde bir iletişim kurmayı mümkün kılabilir. Bu yönüyle emojiler, insanlık tarihinde kullanılan piktografik yazı sistemlerini hatırlatan bir görsel iletişim biçimi olarak değerlendirilebilir. Antik Mısır hiyeroglifleri ile modern emojiler arasındaki benzerlik anlamın doğrudan görselleştirilmesi açısından şaşırtıcıdır. Ancak emojiler, bu sistemlerden farklı olarak kurallı ve standartlaştırılmış bir yazı sistemi oluşturmaz; dili tamamlayan, bağlama göre anlamı değişebilen ve dijital iletişimde esnek biçimde kullanılan sembollerdir.
İletişim biliminde emojilerin yeri
Emojileri mevcut dillerin yerini alan bağımsız bir sistem olarak değil, bu dilleri dijital ortamda tamamlayan güçlü araçlar olarak değerlendirmek daha isabetlidir. Nitekim Oxford Sözlüğü'nün 2015 yılında "Gülmekten Gözünden Yaş Gelen” emojisini (😂) yılın kelimesi seçmesi bu sembollerin duygusal ifade alanında, ortak dil gerektirmeyen bir kültürel uzlaşı oluşturduğunu gösteriyor.
Diller, toplumların değişen ihtiyaçlarıyla birlikte sürekli dönüşen yapılardır. Emojiler de dijital çağın hızına ve duygusal ifade ihtiyacına verilen bir yanıt olarak ortaya çıkmıştır. Belki gelecekte emojilerin kullanım biçimleri daha sistemli hâle gelebilir, belirli kalıplar oluşturabilir ve yeni teknolojilerle birlikte daha karmaşık anlamlar taşıyabilirler.
Ancak bugün için emojiler, bağımsız bir dil olmaktan çok anlamı yoğunlaştıran, duygusal içeriği hızlı ve etkili biçimde ileten görsel iletişim araçları olarak değerlendirilmektedir.
Sözlük:
Paradilsel: Sözcüklerin dışında kalan ancak iletinin anlamını, duygusal tonunu ve yorumlanışını etkileyen ses tonu, vurgu, hız, duraksama, jest ve mimik gibi iletişim öğelerine ilişkin.
Piktografik: Resimler veya semboller aracılığıyla anlam aktaran iletişim ve yazı sistemlerini ifade eder.
Kaynaklar:
- Birol E., Dündar B. (2024). EMOJİLERİN DİJİTAL KÜLTÜRDEKİ ROLÜ: EMOJİ TERCİHLERİNİN BİLİŞSEL VE DUYUŞSAL DURUMLARLA İLİŞKİSİ ÜZERİNE BİR ALGI ARAŞTIRMASI. Avrasya Bilimler Akademisi Sosyal Bilimler Dergisi, 56, s.27-43.
- Sakarya G., Güzel İ. (2024). Duyguları Anlatmanın Renkli Yolu: Emojiler. TRT Haber.
- Güven, G. Ö. (2018). Dijital Çağın Eğlenceli Dili Emojiler: Reklamcılıkta Emoji Kullanımları Üzerine Bir Değerlendirme. Halkla İlişkiler ve Reklam Çalışmaları Dergisi, 1(2), s. 77-90.
Yazar Hakkında:
Bertuğ Kayhan
TÜBİTAK Bilim ve Toplum Başkanlığı