İklim Kriziyle Mücadelede Eğitim Neden Kilit Rol Oynar?
İklim krizini anlamak, sadece bilimsel bilgiyi öğrenmeyi değil, günlük hayatımızda doğru kararlar almayı ve çözümün parçası olmayı da gerektiriyor. Bu noktada eğitim, toplumun iklim okuryazarlığı kazanmasında ve geleceğin çözümlerini üretebilmesinde kilit bir rol oynuyor.
AntonioSolano/iStockphoto.com
Bir sabah okula giderken bastıran şiddetli bir yağmurla yollar kapanabilir, aynı mevsimde başka bir gün ise “Bu sıcak normal mi?” diye sorabiliriz. İklim krizi artık sadece çevreyle ilgili bir konu değil; ekonomik etkilerden aşırı sıcaklar ve hava kirliliğinin artırdığı sağlık risklerine, gıdaya erişimde yaşanan güçlüklerden göçe kadar birçok alanı etkileyen bir sorun. Bu kadar geniş etkileri olan bir krize karşı hazırlıklı olmak için sadece ne yaşadığımızı bilmek yetmez, neden yaşadığımızı anlamak ve çözüm yollarını bulmaya çalışmak da gerekir. İşte eğitim tam da bu noktada devreye giriyor.
Eğitim Neden Bu Kadar Önemli?
İklim değişikliğini anlamak, yalnızca “Ne oluyor?” sorusuna yanıt bulmak değildir. “Neden oluyor?”, “Kimleri nasıl etkiliyor?” ve “Ben ne yapabilirim?” sorularına da cevaplar aramaktır. Bu nedenle iklim eğitimi sadece fen bilimlerinin konusu gibi düşünülmemeli. Çünkü iklim krizi, aynı zamanda enerji kullanımı, üretim biçimleri, tüketim alışkanlıkları ve şehir yaşamı gibi pek çok alanla bağlantılı bir konu.
Eğitimin gücü de burada ortaya çıkıyor. Yaşam için öğrenmeye teşvik edilerek eğitim alan gençler, yalnızca bilgi öğrenmez, aynı zamanda eleştirel ve kanıta dayalı düşünmeyi, problem çözmeyi, iş birliği yapmayı ve sorumluluk almayı da öğrenir. İklim krizi gibi karmaşık bir konuda bu beceriler, konuyu bilmek kadar belirleyicidir.

Piyaset/iStockphoto.com
Sadece Teknoloji Yetmez
Güneş ve rüzgâr enerjisi sistemleri, elektrikli araçlar, çevre dostu inşaat teknikleri ya da enerji depolama teknolojileri gibi yenilikler, atmosferde biriken ve Dünya’nın daha fazla ısınmasına neden olan karbon salımını azaltmak için önemli fırsatlar sunuyor. Ancak teknoloji tek başına yeterli değil ve bunun basit bir nedeni var: Teknoloji bir araçtır; onu nasıl kullanacağımızı belirleyen ise insanların davranışları ve toplumsal tercihlerdir.
Enerji verimliliği, sürdürülebilir ulaşım, gereksiz tüketimi azaltma, yeniden kullanım ve geri dönüşüm gibi stratejiler ancak bilinçli bireylerin kararlarıyla etkili olur. Bu nedenle iklim krizine karşı güçlü bir yanıt, teknolojiyle birlikte iklim okuryazarlığının yaygınlaşmasını da gerektiriyor. Okullar ise bu okuryazarlığın en önemli başlangıç noktalarından biri.
Gençler “Yeşil İşler”e Hazır mı?
“Yeşil işler”, karbon salımını azaltmaya, doğal kaynakları korumaya ve daha sürdürülebilir bir ekonomik yapı oluşturmaya katkı sağlayan meslekleri ifade eder. Bugün dünyada enerji, ulaşım, tarım ve inşaat gibi birçok alanda bu hedefler doğrultusunda yeni bir ekonomik düzen şekilleniyor. Bu dönüşümle birlikte karbon ayak izi analistliği, yeşil hidrojen mühendisliği, sürdürülebilir şehir planlamacılığı veya döngüsel ekonomi danışmanlığı gibi daha önce adını sık duymadığımız yeni iş kolları ortaya çıkıyor. Üstelik bu değişim, yalnızca çevre mühendisliği gibi doğrudan ilişkili alanları değil; veri analizinden tasarıma, hukuktan finansa kadar pek çok sektörü etkiliyor.
Ekonomik İş Birliği ve Kalkınma Örgütü’nün (OECD) eğitim trendlerine dair raporları da tam bu noktada önemli bir çerçeve sunuyor. Bu raporlar, önümüzdeki yıllarda hangi becerilere daha fazla ihtiyaç duyulacağını analiz ederek eğitim sistemlerinin bu dönüşüme ne kadar hızlı uyum sağlaması gerektiğine dikkat çekiyor. Dolayısıyla “yeşil işler” dendiğinde sadece birkaç meslek akla gelmemeli. Enerji verimliliği uzmanlığı, yenilenebilir enerji sistemlerinin kurulumu ve bakımı, sürdürülebilir tarım uygulamaları ya da atık yönetimi gibi alanlar, gelecekte daha fazla ihtiyaç duyulabilecek iş kolları arasında yer alıyor. Bu nedenle okullarda uygulamalı dersler, atölyeler ve proje temelli etkinliklerle gençlerin bu dönüşüme hazırlanması büyük önem taşıyor.
Eğitimle Değişimi Yönlendirmek Mümkün
İklim değişikliğiyle mücadele yalnızca bilim insanlarının, mühendislerin ve karar vericilerin çabalarıyla yürüyemez. Geleceğin yetişkinleri olacak çocuk ve gençlerin bu mücadeleye hazırlanması, sadece toplumların değil, dünyanın iklim krizine karşı çözüm üretme kapasitesini doğrudan etkiler. Çünkü bu kapasite, yalnızca teknoloji ve altyapıyla değil, doğru bilgiye dayalı kararlar alabilen, iş birliği yapabilen ve sorumluluk üstlenebilen bireylerle güçlenir. Bu nedenle sistemsel düşünmeyi, empatiyi ve sorumluluk duygusunu geliştiren proje odaklı bir eğitim anlayışı, ortak sorunlar karşısında birlikte çözüm üretebilme gücünü de artırır.
Kaynaklar:
- World Economic Forum. (2025). The Global Risks Report 2025.
- OECD. (2025). Trends Shaping Education.
Yazar Hakkında:
Çelebi Kalkan
Murat Kantarcı Bilim ve Sanat Merkezi Sınıf Öğretmeni
UNESCO Eğitimi Yeşillendirme Ortaklığı Üyesi