Dünya ve Yaşam
Dr. Rukiye Çolak Sivri
21/07/2020 - 15:54

Sosyal Medya Profillerimiz Gerçek Kişiliğimiz Hakkında Neler Söylüyor?

İletişim ve bilgi teknolojilerinin hızla yaygınlaşmasıyla sosyal medya yaşamımızın ayrılmaz bir parçası  hâline geldi. 

İletişim ve bilgi teknolojilerinin hızla yaygınlaşmasıyla sosyal medya yaşamımızın ayrılmaz bir parçası  hâline geldi. Kendi oluşturduğumuz kişisel hesaplar veya anonim profiller üzerinden fotoğraf, video gibi farklı içerikler paylaşabiliyor ve bu sayede çevremizle web tabanlı uygulamalar üzerinden iletişim kurabiliyoruz. Dolayısıyla sosyal medya aslında dijital bir sosyalleşme platformu olarak da tanımlanabilir.

Bu platformlarda hepimiz az ya da çok gerçek hayattaki kişilik özelliklerimizi yansıtıyoruz. Yani sosyal medyadaki “biz”in fiziksel, duygusal ve psikolojik yapımızın bir çeşit “örtük aynası” olduğunu söylemek yanlış sayılmaz. Peki, sosyal medyada yansıttığımız kişiliğimiz gerçek hayattakiyle paralellik gösteriyor mu? Neden bazı kişiler sosyal medyada daha fazla içerik paylaşıyor veya sık sık kendi fotoğraflarını çekip yayınlıyor?

Kişilik Özelliği mi, Psikolojik Bir Bozukluk mu?

Sonuçları Addictive Behavior dergisinde yayımlanan bir araştırmada gençlerin, sosyoekonomik düzeyleri daha düşük olanların, özgüven problemi yaşayanların ve daha fazla sosyal desteğe ihtiyaç duyanların sosyal medya bağımlılığı gösterme ihtimalinin daha yüksek olduğu belirlendi. Elde edilen veriler, sosyal medyayı normalden çok daha fazla kullanmanın egoyu yani benliğimizi besleme ihtiyacıyla ve kendimize verdiğimiz değerin bir göstergesi olarak düşünülmesiyle ilişkili olduğunu gösteriyor.

Bu konuyla ilgili Türk ve ABD’li bilim insanlarının yaptığı bir araştırmada onaylanmaya ve takdir edilmeye daha fazla önem veren, dış görünüşlerine aşırı ilgi gösteren ve ilgi odağında olmayı önemseyen kişilerin sosyal medyayı daha fazla kullandığı gösterilmiş. Kendini aşırı beğenen ve diğer insanlardan üstün görenlerin ise kendi fotoğraflarını çekmelerine rağmen paylaşımda bulunmadığı gözlemlenmiş. Kadınların erkeklere göre sosyal medyada daha fazla zaman harcadığı ve kendi fotoğraflarını çekip paylaştığı da çalışmanın sonuçları arasında.

Kişilik özelliklerinin yanı sıra bazı psikiyatrik bozukluklar da sosyal medyanın daha fazla kullanılmasına neden olabiliyor. Örneğin araştırmalar ergenlik dönemindeki internet bağımlısı gençlerin yarısından fazlasında en az bir psikiyatrik sorun olduğunu gösteriyor. Bu hastalıkların başında dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu geliyor. Bu bozukluğa sahip kişiler, genellikle sonuçlarını düşünmeden davranma (bu durum dürtüsellik olarak isimlendirilir) eğilimine sahipler.

Çin’de yapılan bir araştırmada ise yüz yüze konuşurken zorluk yaşayan ve sosyal etkileşim becerileri zayıf olan kişilerin (bu durum sosyal kaygı olarak isimlendirilir) internet bağımlısı olma risklerinin diğer insanlara göre yüksek olduğu gösterilmiş. Araştırmacılar sosyal kaygısı olan kişilerin gerçek hayatta kuramadıkları iletişimi, dijital ortamda yüz yüze olmamanın verdiği rahatlıkla, kolaylıkla sağlayabildiklerini düşünüyor. Bu durum ise sosyal medyayı normalden çok daha sık kullanmalarına sebep oluyor.

Sosyal Medyanın Faydaları Yok mu?

Bilim insanları, sosyal medyanın bahsedilen olumsuz etkileri dışında psikolojik sağlığımız açısından olumlu yönlerinin de bulunduğunu dile getiriyor. Çünkü sosyal medya aracılığıyla çevremizdeki kişilerle dijital ortamda dahi olsa bağlantı kurabildiğimiz ve iletişimde olabildiğimiz için bu durum bize aidiyet duygusu kazandırıyor.

Birçoğumuz sosyal medya aracılığıyla gerçek ilgi alanlarımızı fark etmeye başlıyor ve ortak ilgi alanına sahip olduğumuz kişilerle iletişim kurabiliyoruz. Sosyal medyada ilgi duyduğumuz alanda uzman kişileri takip edebiliyoruz. Onları rol model almak, çoğu zaman gerçekleştirmek istediğimiz hedefe ulaşmak için bizi motive ediyor.

Ayrıca dijital ortamda sosyalleşmek özgüvenimizi olumlu etkiliyor ve yalnızlık hissinin azalmasını sağlıyor. Örneğin ABD’de yapılan bir araştırmada sosyal medyada etkileşim hâlindeyken vücudumuzda mutlu olduğumuzu gösteren birçok fizyolojik belirtide artış olduğu belirlendi.

Sosyal medya kullanımının hem olumlu hem de olumsuz yanları var. Burada önemli olan sosyal medyayı ne kadar süre ve ne amaçla kullandığımız. İsviçreli meşhur doktor Paracelsus’un da dediği gibi “İlacı zehirden ayıran dozudur’’. Sosyal medyayı ruh sağlığı için ilaç olarak da zehir olarak da kullanmak bizim elimizde.

Kaynaklar:

Yazar Hakkında:
Dr. Rukiye Çolak Sivri
Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Uzmanı

Dünya ve Yaşam

Beş yıl önce bugün nerede olduğunuzu, ne yaptığınızı, ne yediğinizi veya ne giydiğinizi hatırlıyor musunuz?

Sinir hücreleri sadece elektriksel ve kimyasal uyaranlara değil aynı zamanda basınç, titreşim gibi mekanik uyaranlara da tepki verir. Örneğin dokunma ve duyma, duyuların nöronların mekanik etkenlere tepki vermesinin sonucu gerçekleşir.