Sosyal Bilimler
Dr. Tuba Sarıgül
31/07/2019 - 15:13

Modern Tıbbın Geleneksel Aletleri

936 ile 1013 yılları arasında Endülüs’te yaşayan Ebü’l Kasım Halef bin Abbas Zehrâvî isimli müslüman bilgin, Et-Tasrif isimli tıp ansiklopedisinin cerrahiye ayırdığı bölümlerde 200’den fazla cerrahi aleti resimli olarak açıklamıştı.

2019 yılı Prof. Dr. Fuat Sezgin Yılı ilan edildi. Bilim Genç olarak, 2019 yılı boyunca Prof. Dr. Fuat Sezgin’in İslam bilim ve teknoloji tarihine katkılarını farklı yazılarla ele alacağız. Prof. Dr. Fuat Sezgin anısına hazırladığımız diğer yazılara ulaşmak için tıklayın.

936 ile 1013 yılları arasında Endülüs’te yaşayan Ebü’l Kasım Halef bin Abbas Zehrâvî isimli Müslüman bilgin, Et-Tasrif isimli tıp ansiklopedisinin üç bölümünü cerrahi aletlere ayırmıştı. Prof. Dr. Fuat Sezgin, İslam Uygarlığında Mimari, Geometri, Fizik, Kimya kitabında, Zehrâvî’nin cerrahiye ayırdığı bölümlerde 200’den fazla cerrahi aleti resimli olarak açıkladığını belirtiyor. Zehrâvî’nin kitabı yazıldıktan yaklaşık 200 yıl sonra Latinceye çevrildi ve Avrupa’da uzun yıllar kaynak olarak kullanıldı.

Zehrâvi, Et-Tasrif kitabında farklı hastalıkların tedavisinde kullanılan cerrahi yöntem ve aletleri ayrıntılı olarak açıklamıştı. Böylece uygulamaya dayalı hekimliğin temellerini oluşturmuştu.

Zehrâvî tarafından ilk defa kullanılan tıp uygulamalarından biri açık yaraların dikişle kapatılması yöntemiydi. Bu yöntem günümüzde neredeyse bütün ameliyatlarda kullanılmaya devam ediliyor. Zehrâvî bu yöntemi, Avrupa’da dikiş yöntemini uygulayan ilk kişi olarak kabul edilen Fransız doktor Ambroise Pare’den beş asır önce kullanmıştı. 1001 İcat: Dünyamızda İslam Mirası kitabında, Zehrâvî’nin hayvan bağırsağını ameliyatlarda dikiş ipi olarak kullandığı belirtiliyor. Ayrıca açık yaralarda kanamayı durdurmak için pamuğu ilk kez kullanan da Zehrâvî’ydi.

Zehrâvî diş tedavisine yönelik yöntemler ve aletler de geliştirmişti. Örneğin eksik dişlerin yerine hayvan kemiklerinden yapılan yapay dişler kullanmıştı. Ayrıca altın ya da gümüş teller kullanarak sallanan dişleri sağlam dişlere bağlamıştı. Prof. Dr. Fuat Sezgin, İslam Uygarlığında Mimari, Geometri, Fizik, Kimya kitabında, Zehrâvî’nin kullandığı dişçilik aletlerinin modellerinin fotoğraflarına yer veriyor. Aşağıda çizimleri yer alan aletlerden bazılarının bugün diş hekimlerinin kullandığı aletlere benzerliği dikkat çekiyor.

data-cke-saved-src=http://www.bilimgenc.tubitak.gov.tr/sites/default/files/dis_tedavisinde_kullanilan_aletlerin_cizimleri.jpg

Et-Tasrif kitabında yer alan ve diş taşı tedavisinde kullanılan aletlere ait çizimler

Zehrâvî kulak-burun-boğaz hastalıklarının tedavisi için de çeşitli yöntemler geliştirmişti. Örneğin bademcik ameliyatlarında dili aşağıda tutan bir pens kullanarak şişen bademciği bir kancayla çekip neşter benzeri bir alet kullanarak çıkarıyordu.

class=attr__format__media_original

Prof. Dr. Fuat Sezgin’in İslam Uygarlığında Mimari, Geometri, Fizik, Kimya kitabında, Zehrâvî’nin bademcik ameliyatlarında kullanılan pens (solda) ve bademcikleri çıkarmakta kullanılan neşter (sağda) çizimlerine göre yapılan modellerin fotoğraflarına yer veriliyor.

Zehrâvî, kemik kırıklarının ve eklem yüzeylerinin ayrılması sonucu oluşan çıkıkların yerleştirilmesinde, idrar yolu ve kesesindeki taşların kırılması ve çıkarılmasında, ortopedi ameliyatlarında ve genel cerrahi operasyonlarında kullanılan farklı yöntemler ve aletler geliştirmişti. Yani günümüzden bin yıldan fazla zaman önce, hastaların hastanelerde o dönemin koşullarına uygun tedavi yöntemleri uygulanarak iyileştirilmesi için çalışmalar yapılıyordu.

İslam dünyasında Zehrâvî’den başka tıp alanında çığır açan çalışmalar yapmış bilginler de var. 11. yüzyılda yaşayan İbn Sînâ bu bilginlerden biri.

Kaynaklar:

Sosyal Bilimler

Bebeklerin ilk kelimeleri “mama”, “baba”, “dede” gibi tekrar eden seslerden oluşur. Peki, dünyanın pek çok yerinde ortak olan bu ve benzeri kelimelerin ebeveynler için kullanılması bir rastlantı mı?

Yolda yürürken kaldırım kenarlarına ya da ağaç diplerine hayvanlar için bırakılan yiyecek ya da su kaplarını görmüşsünüzdür. Yaz aylarında sıcaktan bunalan hayvanlar için su kapları, yiyecek bulmanın zor olduğu kış aylarında ise yiyecek kapları bulundurmak hayvan dostlarımıza yapabileceğimiz küçük iyilikler arasında. Eskiden atalarımız da benzer duygular ve kaygılarla hayvanları, özellikle de hassas bir yapıya sahip olan küçük kuşları, korumak için özel çaba gösterirlerdi. Günümüze kadar gelmiş kuş evleri bunun en güzel örneklerinden biri.