Teknoloji
Mehmet Sığırcı
27/05/2021 - 17:30

Sakız: Kim, Ne Zaman İcat Etti?

Thomas Adams, 1871 yılında Manilkara zapota adlı ağaçtan elde edilen ve “chicle” adı verilen reçineyi kullanarak endüstriyel sakız üretmeye başladı.

Çilekli, limonlu, karpuzlu, naneli, böğürtlenli… Çeşit çeşit renkleri ve aromalarıyla ağzımızı hatta bazen de gözlerimizi sulandıran sakızları sevmeyen var mı? Bugün yediden yetmişe çoğu insanın bazen tadından hoşlandığı bazen de balon gibi şişirip patlatmaktan zevk aldığı için çiğnediği sakızlar ilk defa nerede ve nasıl ortaya çıktı? Gelin şimdi geçmişe dönelim ve bu soruların cevaplarını bulmaya çalışalım.

Sakız Nedir?

Sakız, geleneksel olarak ağaçlardan elde edilen reçinenin kimyasal yöntemlerle temizlendikten sonra farklı maddelerle karıştırılması ve tatlandırılması sonucu üretilen bir gıdadır. Ancak günümüzde reçine yerine sentetik olarak üretilen kauçuklar kullanılıyor.

Çam ağacının reçinesi

Reçine Nedir?

Reçine bazı ağaçların, kabuklarında oluşan yaraları iyileştirmek ve kendilerini dış etkenlere karşı korumak amacıyla salgıladıkları katı veya yarı akışkan bir maddedir.

Sakızın Tarihi

Sakız çiğnemek dünyanın en eski alışkanlıklarından biri. Antik Yunanlar dişlerini temizlemek ve nefeslerini tazelemek için sakız ağacının (Pistacia lentiscus) reçinesi olan ve mastika olarak adlandırılan maddeyi çiğnerdi. Mayalar ve Aztekler ise Manilkara zapota ya da Sapodilla olarak bilinen ağaçtan elde ettikleri reçineyi pişirip kurutarak “chicle” adını verdikleri bir tür sakız yaparlardı. Türkçede sakız anlamında kullanılan “ciklet” kelimesinin kökeni de “chicle”a dayanır. Kızılderililerin ise ladin ağacının reçinesini çiğnedikleri biliniyor. Diğer taraftan arkeolojik araştırmalar İskandinavya’da 9.000 yıl önce huş ağacından elde edilen reçinenin çiğnendiğini gösteriyor. Ancak günümüzde çiğnediğimiz, hemen hemen her yerde satılan endüstriyel sakızların üretimi 1800’lü yıllara dayanıyor.

Manilkara zapota ağacı

1848 yılında ABD’li iş adamı John B. Curtis ladin ağacının reçinesini ve parafin mumunu kullanarak bir tür sakız yaptı ancak çok popüler olmadı. 

1860’lı yılların sonunda ABD’de sürgünde olan Meksikalı General Santa Ana, ülkesine geri dönebilmek ve kaybettiği gücü tekrar elde edebilmek için ekonomik olarak bir çıkar yol arıyordu. Mayaların ve Azteklerin çiğnediği “chicle”ın -doku ve kıvam olarak benzerlikleri nedeniyle- o dönemlerde hayli pahalı bir malzeme olan kauçuğun yerine kullanılabileceğini ve bu işten kazanç elde edebileceğini düşündü. 

Meksikalı General Santa Ana

Santa Ana bu amaçla Thomas Adams adlı bir mucitle anlaştı ve ondan “chicle”ı kullanarak otomobil lastiği üretmesini talep etti. Adams, Meksika’dan bir ton “chicle” siparişi verdi ve bu maddeyi kauçuk yerine kullanmak için çalışmalarına başladı. Ancak aradan birkaç ay geçmesine rağmen Adams başarılı olamıyordu. Bu durumdan memnun olmayan Santa Ana, Thomas Adams ile yollarını ayırdı. Santa Ana bu kararı alırken büyük bir fırsatı teptiğinin farkında değildi.

Thomas Adams bir yandan çalışmalarına devam ederken bir yandan da elindeki bir ton “chicle” ile ne yapacağını düşünüyordu. Bir gün eczaneye uğradığında John B. Curtis’in ürettiği ama çok da rağbet görmeyen sakızı fark etti ve o an elindeki “chicle”ların endüstriyel sakız üretimi için kullanılabileceği fikri aklına geldi. Adams yatırımını kurtarmak amacıyla Curtis’in sakızına alternatif olarak “chicle” bazlı sakız üretmeye ve bunları eczanelere satmaya başladı. Adams, karışımının patentini 1871'de aldı ve formül çeşitli tatların eklenmesiyle popüler hâle geldi. 1880'lerin sonunda Adams talebi karşılamak için günlük beş ton sakız üretiyordu. William Wrigley adlı tüccarla ortak olan Adams işlerini daha da büyüttü. 1926 yılında Adams ailesinin serveti 2 milyon dolara yani günümüzdeki değeriyle 30 milyon dolara ulaştı.

“Chicle”, İkinci Dünya Savaşı sonrasına kadar sakız üretiminin ham maddesi olarak kullanılmaya devam edildi. Ardından yaşanan ham madde sıkıntısı bilim insanlarını “chicle” yerine kullanılabilecek farklı maddeler üretmeye itti. 1950’lerden sonra sentetik olarak üretilen kauçuklar kullanılmaya başlandı.

Neden Sakız Çiğniyoruz?

Sakızın tarihine kısaca göz attık. Peki neden sakız çiğniyoruz? Bazılarımız tadını bazılarımız ise kokusunu sevdiği için sakız çiğniyor olabilir. Ama sakız çiğneme motivasyonumuzun ardında bunlardan farklı nedenler bulunabilir. Sakız çiğnediğimizde çene kaslarımız sürekli hareket eder. Bu da beyne daha fazla kan pompalanması ve dolayısıyla oksijen iletilmesi anlamına gelir. Bilim insanları bu nedenle sakız çiğnemenin stresi azaltmanın yanı sıra hafızayı güçlendiren bir etkiye sahip olduğunu düşünüyor. Ayrıca sakız çiğnemek açlık hissini bastırarak yemek yeme isteğini azaltıyor, diş ve ağız sağlığının korunmasına da yardımcı oluyor. Ancak çok fazla şekerli sakız çiğnemek diş ve ağız sağlığı için olumsuz etkilere yol açabiliyor. Bu nedenle şeker oranı az olan ya da içeriğinde şeker bulunmayan sakızların çiğnenmesi öneriliyor.

Kaynaklar:

Teknoloji

Bilim Genç olarak Roketsan Mikro Uydu Fırlatma Sistemi Geliştirme Proje Yürütücüsü ve aynı zamanda İleri Teknolojiler ve Sistemler Grup Başkanlığı Uzay Sistemleri Müdürü olarak görev yapan Dr. Mehmet Ali Ak ile Mikro Uydu Fırlatma Sistemi üzerine bir söyleşi gerçekleştirdik.

Algoritma, belirli bir problemi çözmek veya belirli bir amaca ulaşmak için çözüm yolunun adım adım tasarlanmasıdır.